1 TL’ye sağlık

Hep felsefe, hep edebiyat, hep düşünmek, hep düşünmek, olmaz! Biraz da hayatın içinden mesela mutfak tarafından haber vermek lazım. Bu hafta sizin için “organik” bir yazı kaleme almak istedim. Organik, doğal, lezzetli, sağlıklı ve bir o kadar da hesaplı bir yazı.

Yemekle aram pek iyi olmasa da mutfakta zaman geçirmeyi seviyorum. Bugüne kadar yazdığım bütün kitapların büyük bölümünü mutfakta yazdığımı itiraf etmeliyim. Bir evin mutfağı bence evin en sıcak ve en samimi yeridir. Ocağın üstünde kısık ateşte demlenen çay ya da bakır cezvede birdenbire kabarıveren taze pişmiş kahve kokusundan daha güzel ne var?

Dediğim gibi yemek yemeyi çok değil ama yemek yapmayı severim. Ama öyle Anadolu yemekleri falan değil. Daha basit, daha sıradan, daha kolay yemeklerden bahsediyorum. Et ve et yemekleri ile zaten aram hiç yok, gelin sadece sebzelerden konuşalım.

Geçtiğimiz günlerde canım bir şeye sıkıldığında ya da kendimi moralsiz hissettiğimde mutfakta yemek yaparken buldum kendimi. Her perşembe kurulan Bitez’in sebze meyve pazarından alışveriş yaptıktan sonra sebzelerimle mutfağa attım kendimi. Bilhassa bu mevsimde her şeyin bol ve ucuz olması ne güzel! Sadece 1 TL’ye koca bir demet maydanoz, tere otu, taze nane ya da semizotu alabiliyorsunuz. İşte yazımın konusunu teşkil eden kısma nihayet gelebildim. Size semizotundan bahsetmek istiyorum!

Pazar alışverişi sırasında 1 TL diye torbaya attım ama o sırada semizotu nasıl yapılır, doğrusu hiç bir fikrim yoktu. Daha da önemlisi bu otun insan sağlığı üzerindeki mucizevi etkilerinden tamamen habersizdim. Eve gelip mutfağa girince önce internetten semizotunu araştırdım. Bakalım her şeyi bilen Google semizotu hakkında neler diyordu. Üç beş fayda sıralamıştır diye beklerken bir de baktım ki sayfalar dolusu faydası varmış semizotunun. Üstelik benim de ne zamandır muzdarip olduğum “cilt kuruluğuna” bile iyi geliyormuş.

Öğrenmeyi ve öğrendiklerimi insanlarla paylaşmayı önemsediğim için bu hafta “semizotu” hakkında yazmaya karar verdim. Ama semizotuna iki ilave daha yapıp kendim bizzat deneyimleyip fevkalade faydasını gördüğüm iki mucizevi-doğal ilaç bilgisini daha sizlerle paylaşacağım. Önce gelelim semizotunun faydalarına:

Potasyum içeriği nedeniyle dolaşım sisteminin düzenlenmesine katkı sağlar.

Kan şekerini düzenlemeye yardım eder.

Enerji verir.

İyi bir antioksidan kaynağıdır.

Demir içeriği nedeniyle vücuttaki beyaz ve kırmızı kan hücrelerinin yapısına katkı sağlar.

Anemi yani kansızlığı önlemeye yardım eder.

Kan basıncını düzenler.

Kasları güçlendirir.

Böbreklerdeki kumları ve taşları dökmeye yardım eder.

Kalp sağlığını destekler, kalp dostudur.

Felç riskini azaltır.

Gut hastalığına da iyi gelir.

Kansere karşı da koruma sağlar. Özellikle ağız ve akciğer kanserine karşı da korur.

Cilt güzelliği sağlar.

Begonviller arasındaİdrar söktürücü özelliği ile de bilinir.

Hemoroid yani basura karşı da faydalıdır.

Kalorisi düşük olması sebebiyle diyet yapan, kilo vermeye çalışan kişiler tarafından da rahatlıkla tüketilebilir.

Sindirim sistemini rahatlatır. Kabızlığı önlemeye yardım eder.

Ülsere karşı da faydalıdır. Mide rahatsızlığı olan kişiler tarafından kullanılabilir.

Egzama gibi cilt hastalıklarına karşı da şifa sağlar.

Soğuk algınlığına karşı da koruma sağlar.

Karaciğere de yarar sağlar.

Kolesterolün düzenlenmesine yardım eder.

Çocukların beyin gelişimini düzenler.

İnanılmaz değil mi? Sadece 1 TL’ye aldığınız otun faydaları saymakla bitmiyor. Yazımın sonunda semizotu yemeğinin tarifini de vereceğim. İsteyen yapabilir.

Semizotu konusuna bir virgül koyup sizlerle paylaşmak istediğim 2. doğal ilaçtan bahsedeyim. Bu bir içecek ve bendeniz yaklaşık 2,5 senedir her sabah bu karışımı yapıp içiyorum. Nazar değmesin deyin, iki buçuk senedir grip-nezle-öksürük vs. olmadım! Herkese tavsiye ediyorum ve sözü uzatmadan karışımın tarifini veriyorum.

Yarım limon suyu + bir kaşık zencefil + bir kaşık zerdeçal + bir kaşık bal koyup bardağın geri kalanını ılık suyla doldurup içiyorsunuz. Her sabah ya da yatmadan önce içilmesini tavsiye ederim.

Üçüncü doğal ilaç tavsiyem ise zaten birçoğumuz için vazgeçilmez olan “Türk kahvesi”. Faydaları saymakla bitmez ama kahve deyince filtre kahveyle Türk kahvesini eşit tutmayın lütfen! Hele ki o çok meşhur kahvecilerde satılan tuhaf isimli, karton bardaklara doldurulan, üzerine krema ilave edilen, insanlar kendilerini elinde o bardakları taşırken çok “cool” hissetseler de sağlık açısından tam bir felaket olan o filtre kahvelerle karıştırmayın. Ben sade Türk kahvesinden bahsediyorum. İşte dünyanın en eski kahve pişirme yöntemi olan cezvede Türk kahvesinin sağlığımıza faydaları:

Türk kahvesi

Zihinsel aktiviteyi güçlendirir.

Zihni canlandırarak enerji verir ve uykuyu açar.

Depresyon ve alkol tedavisinde önemli rolü vardır.

Vücuda fazla hareket kazandırır ve yağ yakımını kolaylaştırır.

Sindirimi kolaylaştırır.

Şekerli içilmediği sürece mide ekşimesini ve kilo almayı önleyicidir.

Hafızayı güçlendirici özelliği vardır.

Dinlendirici özelliğe sahiptir.

Kolesterolü düşürücüdür.

Ağrı kesicilerin etkisini artırmaktadır.

Göğüs kanserine yakalanma riskini azaltır.

Astıma yakalanma riskini azaltır.

Siroz hastalığına yakalanma riskini azaltır.

Nefes açıcıdır.

Kemikleri güçlendirici etkisi vardır.

Parkinson hastalığına karşı önleyici etkisi vardır.

Yüksek tansiyonu önleyici etkisi vardır.

Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

Sizi bilmem ama ben Türk kahvesinden vazgeçemem.

Diyetisyen ya da beslenme uzmanı değilim ama bilgiyi ve fayda sağladığını gördüğüm her deneyimimi çevremle paylaşmayı seven biriyim. Bu yazımın konusu olan semizotunu bolca tüketmenizi sizlere şiddetle tavsiye ederek yazımın başında söz verdiğim semizotu yemeği tarifiyle yazımı sonlandırıyorum. Şimdiden hepinize afiyet olsun. Sağlıklı günler dilerim.

Semizotu

 Semizotu Yemeği İçin Malzemeler

1 demet semizotu

2 yemek kaşığı sıvı yağ

1 adet soğan

1 yemek kaşığı pirinç

1,5 yemek kaşığı bulgur

2 su bardağı su

Yarım yemek kaşığı salça

3-4 diş sarımsak

1 tatlı kaşığı tuz

 

Semizotu Yemeği Yapılışı

Önce semizotunu saplarından ayırıp yapraklarını yıkıyoruz, sonra tenceremize yağı ve küçük küçük doğradığımız soğanları ekleyip hafif pembeleşinceye kadar karıştırıyoruz. Daha sonra salçayı ve sarımsakları ekliyoruz. İyice kavurduktan sonra üzerine semizotlarını ilave ediyoruz, sonra bulgur, pirinç, tuz ve suyu da koyuyoruz. (Bu arada pirinç ve bulgur yerine son günlerde moda olan faydalı KİNOA da koyabilirsiniz. İnternete kinoa yazın, araştırın. Ender Saraç sayesinden tanıştık kendisiyle.)  Biraz karıştırıp 15-20 dakika arası pişene kadar bekleyip servis yapabilirsiniz.

Şebnem Pişkin

– Haber Lotus –

Şebnem Pişkin’in kitaplarına ulaşmak için bağlantıyı tıklayınız:

 http://www.kitapyurdu.com/yazar/sebnem-piskin/37412.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.