Yıldönümü – Eylül

eylul

Benim için Eylül, insanlığa hizmet Vazifesini kamil manada ifa eden nebatat aleminde bir solukluk paydos vaktidir…Eski yüklerden arınıp yeniye hazırlanmadan önceki tek paydostur..

Kainatın herkese aşikâr mucizelerinin –bence- en önemlisi tüm mahlukatın bir ‘denge’/’nizam’ içerisinde yaşamını idame ettiriyor oluşudur. –Ki insanatın nebatatın paydosundan mesaiyi devralışı bu dengenin kün’ünün –Fe yekünüdür.

Bu coğrafyada Eylül, insanatın durağınlığın, yerini hıza bırakmasının ‘Start’ ayıdır. Annelerin Eylül’den payına düşen konserveler, tarhanalar, sanki kış sebzelerinin çıkmama ihtimali varmışcasına yazlık sebze meyve arşivleridir, öğrencilerin payına mis gibi kokan kitaplar defterler , rengarenk kalemler, şairlerin ise yeni şiirlerdir. Ultra resmi jilet ağabeylerin payına ise yeni makamlar yeni vazifeler düşer… Vel hasıl miladi takvim öyle söylemese de Eylül bizim yılbaşımızdır.

Aralık’tan Ocak’a geçerken değişilenlerle Ağustos’tan Eylül’e geçerken değişenlerin mukayesesinde Eylül e varış açık ara farkla öndedir. Bu da ispatımdır.

Ve yıl başları bir muhasebe vaktidir. Kastım her an kalbinde hassas teraziler kurulu letafet abideleri değil , kastım; benim gibi durmuş ve bundan ötürü günde sadece iki kez doğruyu gösterebilen şirazesi bozuk “bizim tayfa”dır. Hatta yılbaşları her yaptığını en çok kendi beğenicileri bile çeker kendi muhasebe atmosferine. Eylül’ün henüz başında iken ve muhasebeye her Eylül’den daha fazla muhtaç iken buyrun benim replika yılbaşımda birlikte, toplumun her yaklaşım gurubu adına tüm empatikliğimiz ile bir muhasebe yapalım. Bu muhasebeye her Eylül’den daha muhtacız çünkü cennet Vatanımız yangın mahalli haline geldi, GE-Tİ-RİL-Dİ!!

18 adamına daha sandalye vermesine halktan izin çıkmayınca- ki o sandalye sen halkın adına Hizmetçi ol diye vardır ve patron halktır, o ne derse o olmalıdır- ben de size bu ülkeyi dar ederim diyen( bu Vatanın bütünlüğünü korumasının bedelini canıyla ödeyen bi yiğidin yakınına seninki de o mesleği seçmeseydi diyen de aynı kişidir) şımarık usta ve paralı ‘fedai’leri el ele verip bu memleketi yaşanmaz hale getirse de tüm sorumluluk onlardandır diyemeyiz. Toplumda her yaklaşım grubu; kâh desteğiyle, kâh hatalı eleştirisiyle, kâh ki bu büyük KÂH’tır susarak bu yangının mesulüdür. Şimdi bu mesuliyeti de omzumuza alıp toplumun farklı yaklaşım gruplarını empatik(ki bazılarına empati zor olacak ama katlanacağım) yaklaşımla muhasebe edelim. Nefsimle beraber dinle;

1.)Oh olsun yiyin birbiriniziciler; siz benden olanları üzdünüz siz de üzülün deriz halbuki toprağa verdiğimiz her Yiğit , feryadında boğulduğumuz her ana, bizden bizim için alınıp bize harcanmayan her para, bizi temsil için seçtiğimiz halde bizi zerre kadar temsil edememiş her şarlatan bir kabus gibi çöker çöreklenir kalbimize… Biraz kavgayı seyretmek içimizi rahatlatacak diye kaç can daha gidince doyacak karnımız, ekonomimiz daha ne kadar çökecek, kaça bölüneceğiz? Şimdi kavga zamanı değil itirazımızı sonra tekrar ederiz şimdi mazlumun yanında olmak vaktidir desek, ah desek…

2.)Müzmin muhalifler; biz tarihin her döneminde neme lazım’cı duruşun negatif ayağı olarak kendimizi göstermiş ve olumlu olumsuz hiçbir şey katmamışızdır yaşadığımız topluma bu da olumsuzluk olarak yeter de artar dahi….Birgün biz O da tü kaka bu da tü kaka demek yerine o şuna ehil, bu da şuna; o şu iyi çalışmaları yaptı ama şunlara da ciddi zarar verdi diyebilir olduğumuzda ne de güzel…

3.)Hep tuzu kuru kalsın temennicileri; biz korkarız birilerinin hukukunu müdafaa ederken bir kem göze denk gelip rahatımızın kaçırılmasından.Konjonktürel davranırız, her dönem desteklenecek insan başkadır ve adalet sadece bir saray zincirin ismidir, içerisinde ne yapılır bilmem ben. Her şeyin balını da ben yerim, ağzıma çalınan bir parmak bal bitmedikçe vicdanım da yattığı yerden doğrulmaz. Bir gün doğrultsam..

4.) Biz zamanında çok ezildik’ciler; Devir değişti artık ezilenler ezen oldu ‘bin şükür’(!) . Tarih aynı ile dahi değil misli ile tekerrür ederken Zulmün etkeni olmaktan her dönem kaçınmak gerek..Hele ki kalbimizde ölmemiş birkaç ücra, ilahi soluk köşeleri varsa, çok büyük tokatlar beklemez mi zulüm gördük diye hesaplar değişince bu kez zalim olan bizi,yahut alkış tutan bizi.. Bu gün tokat dahi yemiyorsam ‘Ya leyteni küntü turaba’ diyeceklerdenim!! HAFIZEN ALLAH!

Bu Sınıflandırma denemesinde kendine tam da bir yer bulamayanlar; ne olur bu memleket için itiraz edin, ne olur şehidim için sandığa gidin, ne olur anamın feryadına bir feryâd daha yükselmesin bu semaya diye dua edin.. Çatlayacak arş, ne olur bu arşı o feryadlarla değil de, duâlarımızla çatlatalım.. Ve ne olur muhasebe terazisini kalbimizden hiç indirmeyelim ve bunun için birbirimize de dua edelim. Dua ile…

Mahi

– Haber Lotus –

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.