Ana Sayfa > Gündem > Anlayarak Okumanız Dileğiyle

Anlayarak Okumanız Dileğiyle

7haziran

Lütfen bu yazıyı okumadan önce önyargılarınızı, taassubunuzu ve siyasî görüşünüzü bir kenara bırakın.

Aslında böyle bir yazı yazmayacaktım; ama Facebook anasayfamda gördüğüm onca küfür, onca hakaretten gerçekten gına geldi. Oy kullanma ehliyeti olmayan 16-17 yaşındaki arkadaşlar bile siyasî analist edasıyla başladıkları yorumlarını kin, nefret, hakaret ve küfürlerle bitiriyorlar.

Allah aşkına herkes bi’ kendine gelsin.

Bildiğiniz üzere profilimde siyasî paylaşımlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum. Elbette ben de bir robot değilim. Benim de kendimce fikirlerim var; ama hiç kimsenin kendisinden başka düşünenlere saygısının olmadığı böyle bir ortamda fikirlerimi heba etmek istemiyorum.

Bunun için sadece meydana gelen tabloyu anlatmak istedim:

1) Ak Parti ve 2011 Seçimleri’nden sonra bünyesine kattığı Has Parti’nin oyları 4 senede %50.5’ten %40.6’ya düşmüş. Yani 10 puanlık bir düşüş var. Ak Parti 3 milyon 200 bin seçmeninden tekrar oy alamamış.

2) CHP’nin oyları, bir önceki seçime göre 400 bin artmasına rağmen, seçmen sayısının artması gözönünde bulundurulursa oylarını %25.9’dan %25.5’e düşürmüş.

3) MHP, 2011’de aldığı 5.5 milyon oyu 7 milyona çıkararak %13’ten %16.5’a çıkmış.

4) Geçtiğimiz seçimlere bağımsız adaylarla giren HDP, oylarını 3 milyondan 6 milyona, oy oranını da %6.6’dan %13’e çıkarmış.

5) SP+BBP ise bir önceki seçime göre oylarını 100 bin artırarak 850 binden 950 bine çıkmış ve böylece %2 olan oy toplamı, bugün itibariyle %2.1 olarak görünüyor.

Şimdi arkadaşlar. Sağa sola sövme değil, başını iki elinin arasına alıp düşünme vaktidir. Ak Parti dışında bütün partiler, az ya da çok oylarını artırmışlar. Tabloya bu açıdan baktığımızda kimin oylarının nereye gittiği açık ve net bir şekilde ortadadır. Yani öyle oturduğumuz yerden “Sizin yüzünüden şunlar Meclis’e girdi” demek, siyasetten anlamayanların işidir.

Açık ve net bir şekilde görünüyor ki; bu seçimin kazananı MHP ve HDP’dir. Diğer partilerin yönetimlerinin “Biz nerede hata yaptık?” demeleri gerekmektedir.

Öte yandan SP’nin aldığı %2’lik oyun tamamını Ak Parti’ye kattığımızda oluşacak tabloya da bakalım.

AK Parti %42.5
CHP %25.5
MHP %16.5
HDP %13

Yani HDP yine de Meclis’e girmiş oluyordu. Peki Milletvekili sayısındaki değişim nasıl olurdu?

Ak Parti 256 değil, 259 milletvekili çıkarmış olacaktı. Yani yine 276’yı bulamayacak ve de tek başına iktidara gelemeyecekti. Sadece 3 milletvekili için bu kadar yaygaraya değer mi? Bu yüzden sağu solu suçlamanın pek de bir anlamı yok.

Öte yandan biraz hafızamızı yoklamamız da gerekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan iken başlattığı çözüm sürecinin başında “Dağda terör estireceklerine düz ovada siyaset yapsınlar” demiş ve Pişmanlık yasasını çıkararak dağdan inenleri Habur sınır kapısında kurulan çadır mahkemelerinde bir celsede affetmişti.

Barzani adlı Ermeni asıllı sözde Kürdistan’ın Devlet Başkanı, Ak Parti kongresinde devlet protokolü ile karşılanmıştı.

“Türkiye teröristtir” diyen Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses’in davet edildiği devletin resmî açılış töreninde söylenen “Megri Megri” şarkısına sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi gözyaşlarıyla eşlik etmişlerdi.

Hem Sayın Erdoğan hem de Yalçın Akdoğan gibi Bülent Arınç gibi Hükümet’in resmî yetkilileri terör örgütünün bitmesi adına siyasete girmeleri için mücadele verdiklerini itiraf etmiş ve İmralı’yla görüşmeler yaptıklarını doğrulamışlardı.

Ayrıca da HDP zaten seçimden önce de Meclis’teydi. Yani ilk defa Meclis’e girmiş değil. Çözüm süreci ile 2007’de başlayan Meclis serüvenşerinde şimdi milletvekili sayısını 30 tane daha artırdılar diye mi bunca kopan kıyamet?

Yapmayın Allah aşkına… Elinizi vicdanınıza koyun ve “Biz nerede hata yaptık?” diye kendinize sorun. Hepimiz soralım.

Bu arada… Sakın seçime katılım oranından bahsetmeyin. Boş oy kullanan ya da sandığa gitmeyen seçmen sayısı geçen seçimde %23 iken bu seçimde %15’e düşmüştür. Yani katılım geçen seçimdeki gibi az olsaydı, HDP’nin oyları %16’yı da bulabilirdi.

Diğer yandan, Ak Parti’nin aldığı %40 oy, Ak Parti’nin gitmesi gerektiğini göstermez. Aksine, en yakınındaki partiye %14 fark atmıştır. İktidar, Ak Parti’nin en doğal ve en büyük hakkıdır. Ak Parti, gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar verdiği “Millî İrade”ye en fazla bugün sahip çıkmalı ve saygı duymalıdır. En çok bugün savunmalıdır ki; bu bir samimiyet sınavıdır.

Türkiye, artık kutuplaşmadan bıkmıştır. İnsanlar birbirleriyle ülke meselesi konuşamaz hâle gelmiştir. Daha ikinci cümlede küfürler havada uçuşmaya başlıyor. Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bugün, Başbakan sayın Davutoğlu’ndan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2009 seçimlerinden sonra yaptığı, “Mesajı aldık” dediği ve herkesi kucaklayan balkon konuşmasının tekrarını yapmasını bekliyorum. İnanın bu konuşma, Türkiye siyasetini, içine düştüğü çıkmazdan kurtaracak ve rahatlatacak konuşmadır.

Hangi partiye oy verdiğiniz umrumda bile değil. Demokrasi denen saçma sapan şeye zerre itibar etmemekle birlikte hepinizin kararına saygı duyuyor, hepinizi seviyorum. Birtakım kişiler gibi “Şuna oy verenler beni silsin” falan demeyeceğim; ama profilimde hakaret gördüğümde ben siliyorum. Buna tahammülüm yok. Benim zaafım da bu… Kusura bakmayın.

Gelin, bu ülkeye yazık etmeyin. Biz sağcısıyla, solcusuyla, Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk’üyle, Kürd’üyle, Fenerlisiyle, Galatasaraylısıyla bir bütünüz. Bizi parçalamalarına izin vermeyin. Lütfen siyasî fikirlerinizi karşınızdakine söverek savunmaktan vazgeçin. İnanın başka Türkiye yok.

…ve inanın, bu fikren sona doğru ilerleyen birliktelik fiili olarak da ayrılığa dönüşmeye başlarsa o zaman ağıtlar Türkçe, Kürtçe ve Arapça yakılırken; zafer nidaları İngilizce ve İbranice atılacak.

Birbirinizi sevin, sayın…

Anlamadıysanız da baştan okuyun.

Sevgiler… Saygılar…

Bilâl Sami Gökdemir

– Haber Lotus –

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.