Ana Sayfa > Lütfi BERGEN

İsmet Özel – Hür veya Özgür

İsmet Özel, “medeniyet” kavramını da Müslümanların “medine=şehir” tasavvurlarının bir türevi olarak ele almamıştı. Biz “medeniyet”i “Müslüman toplumun dindarlığı” olarak kavradık. “Hürriyet” kavramı da böyle. İsmet Özel, Hürriyet kavramı yerine “Özgürlük” kavramını kullanmaktan yana. “Hürriyet” kavramının İslâma cephe alan bir anlamı muhtevi olduğunu söylüyor. Oysa, “Özgürlük” bu nakısadan beridir, diyor. “Özgürlük, Türkçedir” fikrindedir.

Tamamını Oku

İsmet Özel ve İnsan

İsmet Özel, “Namaz İnsanı Kılar” başlıklı yazısında “Âdemoğlunun ne türden bir yaratık olduğuna dair bilgi kendi bedenine yapışık değildir. Onun akledebilme özelliği onda “ben insanım” deme eğilimi uyandırıyor. İstediği şeyin “kendini insan sayma” oluşu âdemoğlunu sırattan geçiriyor. Uğradığı sırat sırat-ı müstakim midir? Bunu nereden bilecek? Eğer saymayı biliyorsa âdemoğlu kendini

Tamamını Oku

Erkek Tesettürü ve Şehir-Medine İnşası -Bir Girizgâh-

Modern toplum “kent düzeni” içinde yaşamaktadır. Vahyin tesettür hükümleri ise “şehir” ortamında indirilmiştir. Biz bu yazıda “erkek tesettürü”nün kadın tesettüründen öncelikli olduğunu ve erkeğin bazı yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde kadın tesettürünün hükümlerinin yerine getirilmesinin anlam kazanacağı fikrini ifadeye çalışacağız. Kadın tesettürü ev-barınma hakkı ile birlikte bulunmaktadır. Bağımsız şekilde ele alınamaz. Nur

Tamamını Oku

Nurettin Topçu ve Şehir (4)

Nurettin Topçu’nun “Yarınki Türkiye” (YT) adlı kitabında yer alan “Şehirler” makalesini tahlil etmeye devam ediyoruz. Nurettin Topçu, “köylülük” meselesinde de kavram kargaşası yaşamaktadır. Bundan önceki yazılarımızda Topçu’nun kent (metropol) ile “şehir” kavramını birbirine karıştırdığına işaret etmiştik. Bu karışıklık “şehir=medine” kavramının sınıflı topluma müsaade etmemesi hususuna Topçu’nun dikkat etmemesinden kaynaklanmaktaydı. Ancak Topçu,

Tamamını Oku

Nurettin Topçu ve Şehir (3)

Nurettin Topçu’nun “şehir” dediği aslında “kent”tir. O, köy ile kent’i iki ayrı uzviyet olarak görmektedir. Bu nedenle “Yarınki Türkiye” (YT) adlı kitabında yer alan “Şehirler” makalesinde “Köy, şehir haline geçmek istidadını yaşatan içtimaî atom değildir. O, şehirden ayrı bir içtimaî uzviyettir ve şehir olmak onun gayesi değildir” (Topçu, YT, 1997:

Tamamını Oku

Hakkâri’de Bir Mevsim: Ortak Bir Yaşam Kurmak

Ferit Edgü’nün “Hakkari’de Bir Mevsim” kitabı hakkında “Kürt-Türk” eksenli kimlik çatışmasından farklı bir yorum getirmek istiyorum. Toplumların varlıklarını sürdürebilmeleri için beş koşul ileri sürebiliriz: 1) Her toplum varoluşunun devamı için kaynağa muhtaçtır. Bu kaynak; zanaat, gıda-su, maden, ulaşım, orman, hayvan çeşitliliği, tarım, teknik, enerji, vs. olabilir. Toplumlar denetledikleri mekânın kaynaklarını tükettiğinde

Tamamını Oku

Bir Halk Düşmanı

Henrik Ibsen’in (1828-1906) “Bir Halk Düşmanı” adlı oyunu kentleşme-kalkınma sorunlarını bizden yüzelli yıl önce yaşamış Batı’nın eleştirel gerçekçi perspektifle yansıtılmasının bir örneğidir. Türkiye hızla kentleşirken aydınların yakalandığı suskunluk, basının iktidar söylemine boyun eğmesi, sivil toplum örgütlerinin kent yöneticileri ile uzlaşması, demokrasinin alternatif düşüncelere söz hakkı vermede yetersizliği, vs. gibi sapmaların

Tamamını Oku

Dinin Zaferi

Jacques Lacan (1901-1981)’ın Türkçeye “Dinin Zaferi” başlığıyla çevrilen kitabı 1974 yılında bir konferans için bulunduğu Roma’daki Fransız Kültür Merkezi’nde düzenlenmiş basın toplantısını içeriyor. Kitapta yer alan diğer iki makale ise 9 ve 10 Mart 1960’ta Brüksel’de Faculté Universitaire Saint Louis’in davetiyle halka açık iki konuşmasından oluşuyor: “Katoliklere Söylev.” Lacan bu konuşmalardan

Tamamını Oku

Makine Kırıcılık: Ned Ludd ve Queen Mab

Sosyalizm tarihinde “Luddist” diye bilinen ve “romantik sol” kavramı ile kategorize edilen bir teori-pratik bulunmaktadır. Bu teori-pratiğin Müslüman toplumlarda hiçbir zaman ileri sürül(e)mediği, hatta böylesi arayışların “gericilik-yobazlık” şeklinde nitelendirildiği açıktır. Batı teknik ve bilimini Müslüman topraklara aktarmak öylesine tereddütsüz bir seçim haline gelmiştir ki, 150 yıllık İslâmcılık düşüncesi tarihi içinde Nurettin

Tamamını Oku

Piyasa İslamı

“Piyasa İslamı” kavramıyla yazar Avenjalistlerin “Amerikan Yaşam Tarzı” değerlerinin “tüccar Peygamber Muhammed” figürü ile örtüştürüldüğünü vurgulamaktadır. İslam’ın Batı ile “kültüralist entegrasyonu” sağlanamayacaksa “kutsal cihadist/İslâmî militanlaşma” yapılarına uğratılacağına ilişkin bir dilemma/ikilem sunulmaktadır. Batı, kendisi ile entegrasyona girecek bir İslâmî kültürün kapitalizme uğrayarak, bir manada Batı’nın “mal-piyasa-sermaye” düzeninin sürdürülmesini sağlayacak şekilde dönüşerek yaşam/toplum

Tamamını Oku

Richard Sennett’in “Yabancı: Sürgün Üzerine İki Deneme” Kitabı Üzerine

Sennett kitabındaki ilk denemede (Venedik’teki Yahudi Gettosu) Yahudi kimliğinin kardeşlik teşkilatlarıyla ilişkisini vurgular ve bu kimliğin imanın mekânla özdeşleşmesi sayesinde oluştuğunu ele alır. Göçmen, mülteci, sürgün gibi kavramlardan hareketle “mekân” ile “kimlik” arasındaki ilintileri ele alan Sennett kitabındaki ilk denemede (Venedik’teki Yahudi Gettosu) Yahudi kimliğinin kardeşlik teşkilatlarıyla ilişkisini vurgular ve bu

Tamamını Oku

Medine(Şehir)’den Kentlere İnsan

“Şehir (...) ekonomik, mesleki ve toplumsal hayatın tüm temposu ve çeşitliliğiyle, ruhsal hayatın duyusal temelleri konusunda kasaba ve taşra hayatıyla kendisi arasında derin bir karşıtlık kurar. Metropol, farklılıklara bağımlı bir mahlûk olarak insanı taşra hayatının gerektirdiğinden daha çok bilinçliliğe mecbur eder. Taşrada hayatın ve duyusal zihinsel imgelerin ritmi daha yavaş,

Tamamını Oku

Ahlâkî Eylem ve Ahlâkî Söylem – Kervan Yolda Düzülür mü? –

Çoğu kere emeğin sahibini biliriz ama emeğinin kıymetini vermek istemeyiz. Helalleşmek zor bir iştir. İnsan kendini bağlamak istemeyebilir. Çeşitli bahanelerimiz vardır. “Zaten hayrına yapmıştı” diyen bir fısıltı içimizde dolaşır. “Bu işten o da faydalandı, hepimiz fayda gördük” de bir bahanedir. “İlerde telafi edeceğiz, bizde kimsenin hakkı kalmaz” da bir avuntudur. İki

Tamamını Oku

Ahmet Hamdi Tanpınar ve Erzurum Esnafı

Tanpınar’ın “Beş Şehir” kitabının Erzurum şehrine ait bölümünde yer alan ticari hayata dair yazdıklarından birkaç bölümü iktibas edeceğiz. Yazılarından da anlaşılacağı üzere Tanpınar, Erzurum’un ticaretinin, geleneksel hayatının birgün sönmesini mukadder görmekteydi. Bunun sebebi olarak da iki hususu ileri sürer: “1914 Umumi Harp ve yeni zamanlar.” Tanpınar, Erzurum’a üç kere gittiğinden bahsediyor.

Tamamını Oku

Nurettin Topçu ve Şehir (2)

Önceki yazımızda Nurettin Topçu’nun gündeme getirdiği Anadoluculuk fikrinin, daha işlenmesi gereken, yeni fikir adamları tarafından çalışılması gereken bir düşünce olduğundan bahsettik. Bunu Topçu’nun köy-şehir ilişkilerini Anadolu’nun bin yıllık nizamından hareketle ele almaması sebebine bağladık. Anadolu’nun çiftçi ve toprağa bağlı yaşayan halkının tebaası kılındığı düzenin tımar-dirlik sistemi olduğuna, bu sistemin şehir

Tamamını Oku

Nurettin Topçu ve Şehir (1)

Nurettin Topçu “şehir” kavramını “kent” yerine kullanır ve “köy”ün karşısına koyar. Böylece bizim kavramlaştırmamızda 1) Kent, 2) Köy, 3) Göçebe 4) Şehir toplumsallıkları varken Nurettin Topçu’nun kavramlaştırmasında 1) Kent, 2) Köy, 3) Göçebe kavramlaştırması bulunmaktadır. Biz “göçebe”leğin de bazı şartlar halinde “şehir” oluşturabileceğini de ileri sürmekteyiz. Zira biz şehri “fıkıh toplumsallığı”

Tamamını Oku

Medeniyet Durumu

Modern toplum “kent düzeni” içinde yaşamaktadır. Kentsel düzen aynı dine dahi inansalar sınıflı bir toplum yapısı getirmekte, “sınıf çatışması”nı da kaçınılmaz kılmaktadır. Bu düzen antik Yunan-Roma’dan beri devam eden bir tarih bilinci içinde Batı dışı toplumlara kabul ettirilmiştir. Batı’da din ruhbanların tekelinde olduğu için Batı kentinin sınıflı toplum yapısı aşılamamaktadır.

Tamamını Oku

Tesettür ve Vahyin Coğrafyası – Toplumu

Tesettür ahkâmı hakkında ilk husus vahyin coğrafyası ile ilgilidir: Müslümanlar medine=şehir kurdular. Ancak bu şehir bir imar (umran) çalışmasının sonunda oluşmuş değildir. Yine bu şehrin “hadara” kavramının içini dolduran refah, terakki, kalkınmışlık ile ilgisi bulunmadığını mutlaka ifade etmek gerekir. Vahyin coğrafyası Müslümanlar için bugün vahiyle muhataplığımıza nazaran oldukça kısıtlı imkânlar sunmaktaydı.

Tamamını Oku

Medine ve Tesettür

Kadın-erkek tesettürü hakkındaki tartışmalarda kadının örtüsüne ilişkin vahyin “Medine=şehir=Müslümanların fıkıhla toplumsallığı” ortamında inzal edildiği hususuna dikkat edilmediğine işaret etmek istiyorum. Başörtüsü emri Müslüman toplumun fıkıhla inşa edildiği “Medine=şehir” yapısının hakikatinden kopuk ele alınamaz. Hemen söylemem gerekir ki “fıkıh toplumu” kavramını on dört asırlık içtihat metinlerinin tatbikatına geçmiş bir toplum tasavvuru

Tamamını Oku

Medeniyet-Şehir ve Diğer Kavramlar

Türk düşüncesinde “medeniyet” kavramı önemli bir düşünsel parçalanmanın, kimlik çatlamasının tam ortasındadır. İstiklâl Marşı’nda “Medeniyet dediğin tek dışı kalmış canavar” diyen şair, Safahat’ta “Alınız ilmini garbın alınız san’atını; Veriniz hem de mesainize son süratini. Çünkü kabil değil artık yaşamak bunlarsız; Çünkü milliyeti yok san’atın ilmin” diyerek reddettiği “medeniyet”in Müslüman topluma

Tamamını Oku