Ana Sayfa > Prof. Dr. Mevlüt UYANIK

Türkistan-Türkiye kültürel sürekliliğinin ses/avaz üzerinden takibi

Genelde felsefe tarihi, özelde İslam İslam Felsefe tarihi bağlamında yaptığımız kronolojik okumalarımızı, “Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırmak” dediğimiz “bir kaygı” ile yapıyoruz, yakın amacımız da  “Türk Felsefesi”nin teşekkül dönemini incelemek ve bunu güncellemek. Farabi’nin İlimlerin Sayımı adlı felsefeye giriş metnini merkeze alarak, burhan, cedel ve hitabet/retorik/belagat ve şiir yöntemleri çerçevesinde üretilmiş

Tamamını Oku

Türkçeyi bir bilim ve felsefe dili yapmak

Dünyada en uzun ömürlü tek hanedanlı devlet olan Osmanlı, 1789 Fransız İhtilali ile siyasi, iktisadi, ictimai alanda değişen dünya paradigmasına uyum sağlamak için Üç Tarz-ı Siyeseti kademeli olarak devreye soktu. En sonunda 1899 yılında basılan harita da bile Türkiye diye gösterilen Anadolu’da yeni bir devlet kuruldu. 9 Mart 1920'de bu

Tamamını Oku

Tarihsiz okumaların talihsizliğinden kaçınmak için tarih felsefesi şart

Tarihsel bir olgu/olay ve metne ulaşma ve onun yazıldığı dili anlama imkanı olmayan bir kişi, onun hakkında konuşanın görüşüne göre karar verir, bu tarih yazılığının/anlatıcılığının doğal halidir. Ama burada tarihin belirli bir zamanında gerçekleşmiş olay/olguyu kayıt haline alınmış şekli olan metinleri yazanların içinde bulundukları dil/söylem ve ideolojilere göre tarih anlatıcılığının

Tamamını Oku

Hilafet hakkında bazı genel bilgiler ve Yeni Türkiye

Yazılarımı takip edenler, bu sıralar İbn Arabi ve Vahdeti Vücut okuması yaptığımı bu bağlamda Mehmet Ali Ayni’yi okuduğumu hatırlar. Türk Ocağı’nın bir sempozyumu da devreye girince onun siyasi fikirlerini de ayrıntılı okumaya başladım. Ayni, Osmanlı’nın son dönemleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde idari ve ilmi birçok önemli görevlerde bulunmuş, teori ve

Tamamını Oku

Tarihsiz okumaların talihsizliğinden kaçınma okumaları: Tarikatlar ve cemaatler

Bu sıralar Osmanlı’nın son dönemini ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu yaşamış, bürokrat olarak her iki dönem de önemli icraatlarda bulunmuş Mehmet Ali Ayni hakkında okumalar yapıyorum. Aslında 1987 yılında vahdet-i vücut ve vahdet-i şuhud okumaları sırasında “Şeyh-i Ekberi Niçin Severim”? risalesini sadeleştirmiştim, ama İsmail Kara tarafından aynen Latin harflerine aktarılınca yayımlamaktan

Tamamını Oku

Din yorgunluğu ve deizm tartışmalarına dair bir “derkenar”

  Soru/n: Türkiye’de “Muhafazakâr Demokrasi“ söyleminin gereği olarak “Dindar Nesil” yetiştirmeyi önceleyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ülkede İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinin çoğalması için maddi açıdan her türlü desteği vermesine rağmen son günlerde “Deizm” ve “Din Yorgunluğu” tartışmalarıyla karşılaşmamızın gerekçeleri neler olabilir ve bunların tutarlılığı nedir? Öncelikle tartışmanın fitilinin

Tamamını Oku

Felsefe ve Hikmet kavramlarını bir hadis bağlamında müzakere etmek

Felsefeyi bir “hayat tarzı” olarak görüp, yaşadığımız sorunlara dair “kaygılarımızı paylaşmak”, bunlara çözüm önerileri üretmek veya mevcut çözüm önerilerini tutarlılığını test etmeye yarayan hazır bulunuşluk sağlayarak alternatifleri çoğaltmak olarak görüyoruz. Bu açıdan bize göre bilgelik sevgisi (Philosophia) ancak insanlığın fikri birikimini rasyonel, eleştirel ve mukayeseli okumalarla edinilebilir. İşte bu nedenle

Tamamını Oku

“İslamcılık” diye diye …

Bu günlerde yeniden “Dindar Nesil” tartışmaları bağlamında ortaya çıkan sorunlar ve gençlerin Deizme kaydığı konuşuluyor. İkdam eğitim Derneği ve Uluslararası Öncü Eğitimciler Derneğinin Konya İl Milli Eğitim müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Gençlik ve İnanç konulu çalıştay (4.3.2018) sonrası bir sonuç bildirisi yayımlandı. Burada özellikle Allah’ın hayata müdalehesini reddetmek olarak tanımlanan deizm

Tamamını Oku

Tarihsiz okumaların talihsizliği: Hilafet, İlahiyat-Medrese

Bu sıralar "1980'den Günümüze İslamcılık Düşüncesi ve Dergiler Sempozyumu" ( İlem ve Üsküdar Belediyesi, 20-22 Nisan 2018 İstanbul) için dergileri oku/yorum. Bana göre 1789-1799 yıllarında Dünyanın eko-politik paradigması değişti, çok uluslu devletten ulus devlete, din merkezli yapıdan laik bir sisteme, monarşiden cumhuriyete geçildi. Monarşik dini değerleri önceleyen bir dünya devlete

Tamamını Oku

Yurtsever meşruiyet

  Bazı kitapların okunma zamanı olur derim hep. Bunlardan biri Remzi Oğuz Arık’ın Türk İnkılabı ve Milliyetçiliğimiz (Ankara.1958) diğeri de Emin Maluf’un Çivisi Çıkmış Dünya ( Uygarlıklarımız Tükendiğinde, Deneme, çev. Orçun Türkay, YKY, 2017) başlığını taşıyan kitabı. Bahar döneminde Türk Düşünce Tarihi dersi için notlar hazırlıyorum ya bu arada da böyle

Tamamını Oku

Felsefe öğretiminde Peygamberimizle yolda/yoldaş olmak

Giriş Felsefe, varlık (Tanrı-evren) bilgi ve değer üzerine rasyonel/tutarlı ve eleştirel düşünceler üretir. Bu anlamda var olması için başka bir varlığa muhtaç olmayan varlık diye tanımlanan Tanrı, insanlara dünyada refah, ahrette felahlarını sağlayacak ilkeler bütünü (ed-Din) ilk insan/peygamberler vasıtasıyla göndermiştir. Bu bilgelerin hayata nasıl aktarılacağını, uygulanacağını peygamberler (nebi/rasül) bizlere göstermiş, her

Tamamını Oku

Türk Ocağı’nda Anadoluculuk, Türkiyecilik, Memleketçilik tartışmaları

Sunuş 26 Ağustos 1071/1922 Türk tarihi açısından son derece önemli, ilkinde Sultan Alparslan Malazgirt Zaferi’ni kazandı ve Anatolia bir “Türkeli” oldu. İkincisinde Gazi Mustafa Kemal önderliğindeki Türk Ordusu Dumlupınar’da Büyük Taarruz’u başlattı. Bu satırların yazıldığı gün; yani 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve/ya  Sakarya Meydan Muharebesi denilen zafer kazanıldı. Bu iki zafer

Tamamını Oku

Malazgirt ve Büyük Taarruz zaferlerini Anadolu’nun yurtlandırılması ve Anadolu Rönesansı bağlamında okumak

Giriş: Ağustos Türk’ün zafer ayıdır. 26 Ağustos 1071 Malazgirt, Otlukbeli (1473), Çaldıran (1514); Mercidabık (1516), Mohaç (1521), Kıbrıs (1571), Sakarya (1921) ve Büyük Taarruz zaferleri hep ağustos ayı içinde oldu. Malazgirt zaferiyle  Anadolu, Atayurttan getirilen temel değerlerle vatan kılındı ve Anayurt oldu. Yine aynı gün de yani 26 Ağustos 1922 günü

Tamamını Oku

Kudüs’ü Gezi/yorum -III- İbrahim Mescidi utanç duvarı, Zeytindağı

18 Mart 2017 sabahı erkenden hareket ettik, hemen Mescid-i Aksa yanındaki Zion/Siyon tepesindeki Hz. Davud makamını ziyarete geçtik. Museviler malumunuz King/kral derler bu peygamberimize.  Doğu Kudüs’e girilen kapı da hala İsrail askerlerinin kurşunları duruyor, buradan da girmek gerek şehre ama kafile ve zaman yok. Yani bu sefer birkaç kişi ile

Tamamını Oku

Kudüs’ü Gezi/yorum -II- Kubbetü’s-Sahra

17 Mart 2017 Cuma saat 10 sularında Mescid-i Aksa’ya tekrar döndük, Kubbetu’s-Sahra’yı Nebi Mihrabını ve Miraç kümbetini selamlayarak doğrudan adı üstünde Cuma/Kıble mescidine girdik. Ne bileyim gece görmek sanki bana da iyi geliyor, sessizlik sakinlik ve pırıl pırıl parlayan binalar, birden güneşin altında durgunluğa geçmiş gibi. 1993 yılında Mekke’ye de

Tamamını Oku

Kudüs’ü Gezi/yorum -I- İbrahimî geleneğin kalbi: Kudüs

1992-1993 öğretim yılında Ürdün Amman Üniversitesinde araştırma için bulunmuştum. Oradayken Mısır ve Suudi Arabistan ziyaretleri yapmıştım. Şam ise zaten yol üstündeydi. Mekke ve Medine ziyaretlerinden sonra bir saatlik uzaklıkta bulunan Kudüs’e gidip 3. Mescid-i haremimizi ziyaret edemememin burukluğunu hep içimde hissettim.  Amman’da da güzel insanlar ve anılar biriktirmiştik, onun için

Tamamını Oku

Yeni Bir İslam Medeniyeti Tasavvuru İçin Hoca Ahmed Yesevi ve Yönteminin Önemi

Giriş: Durum Tespiti: Birçok alanda yeni krizlerle karşı karşıya olan insanlığı huzura kavuşturabilecek yeni bir medeniyet tasavvuru üzerine düşünmek gerekiyor. Dini ve metafizik değerlerden arındırılmış seküler, maddeci-pozitivist bilgi, bilim tasavvuru ve bunlar üzerine kurulu Batı medeniyet anlayışının sosyo-politik alanda küreselleşmesiyle insan insanın kurdu haline geldi: Kitle katliamları yapılmaya; bireysel anlamda bencillik,

Tamamını Oku

Aksiyon Felsefesi Olarak Anadoluculuk ve Nurettin Topçu

Sunuş: “Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Felsefesi; Kemalizm ve İslam Çatışmasıyla Açıklanabilir mi?” başlıklı yazıda ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti yeni bir kimlik ve yeni bir strateji ile Anadolu’da kuruldu. Bu devletin mahiyet ve hüviyet ilişkisinin nasıllığına dair tezlerinde Anadolu ve sahip olduğu değerlere yüklediği anlamlarda farklılıklardan kaynaklanan farklı fikri/siyasi akımlar

Tamamını Oku

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Felsefesi Kemalizm ve İslam Çatışmasıyla Açıklanabilir mi?

Cemil Meriç’in “İdeolojiler şuurumuza giydirilen deli gömlekleridir “ veya “izmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir” sözleri Türkiye Cumhuriyeti fikir hayatının önemli bir kısmını özetleyen bir tespit maalesef. İnsanlar neler oluyor sorusun hazır ve basmakalıp cevapları bulduğundan olsa gerek, bulunduğu mevzii bir ideoloji adına pekiştiriyor, karşıt olarak gördüğüne olanca gücüyle saldırıyor. Karşıdaki de aynısı

Tamamını Oku

Sünnilik, Tasavvuf, Tarikat, Nakşilik, Nurculuk, Şiilik, Selefilik İslam Düşüncesinde Neye Tekabül Eder? (3)

Risale-i Nur ve Tevarüs Ettiği Gelenek Bütün hayatı ehl-i sünnet içinde geçen, ibadetlerini Şafii fıkhına göre yapan, özellikle döneminde metafizik önermelerin tutarsızlığını söyleyen pozitivizm/materyalizm ve ateizm ile mücadele eden önemli oranda Nakşi gelenekten de beslenen Said Nursi ve talebeleri nasıl olurda Nakşi-Nurcu ikilemi içine sokularak ötekileştirilir? Bu mümkün değil, çünkü Nursi’nin

Tamamını Oku