Beden, zihin, ruh dengesiyle arınma, şifalanma, korunma yöntemleri

Merhabalar,

Ben Meltem Akcan. İTÜ Gemi Makine İşletme Mühendisliği mezunuyum. İşim gereği pek çok ülkeyi gezme fırsatım oldu bugüne dek. Bu fırsat sayesinde, yaklaşık 11 senedir gezdiğim ülkeleri hem iş seyahati hem de spritüal gelişim, ilaçsız alternatif tedaviler, enerji yöntemleri ile temizlik , şifalanma ve korunma gibi pek çok tekniği öğrenme fırsatına çevirdim diyebilirim.

2016 senesinde ise, tüm kariyer hayatımı geride bırakıp, sadece insanlara yardım etmek amacıyla Kozmik Enerji Terapistliği eğitimi ve sertifikası alarak, bu çalışma ile birlikte seans sırasında kişinin rahatsızlıklarının hangi bölgelerde ve neden kaynaklandığını tespit edip, tek bir organa yönelik değil bütünsel tedavi yöntemlerini uygulayarak, danışan kişilerde bedensel ve ruhsal arınma, iyileşme ve korunma gerçekleştirmeye odaklanmaktayım.

Edindiğim yüzü aşkın spritüal ve bedensel tedavi tekniklerinin genel özeti aslında şudur:

Her neye inanıyorsan inan, kapısı sevgiye, paylaşmaya, iyiliğe açılıyorsa ve sonunda kimse zarar görmüyorsa her inanış, her tedavi yöntemi aynı kapıya açılır. İnsan, yalnızca doğru nefes tekniğini kullanıp, dogru beslenme ve bedensel egzersiz yöntemlerini geliştirerek; kendine inanarak dahi tüm hastalıkları yenebilir, pozitif düşünce gücünü geliştirebilir.

İnsan üç boyutlu bir varlık olup bu boyutların uyumu beden, zihin ve ruh dengesiyle oluşur.

Dolayısıyla insan;

Ne düşünüyorsa O’dur,

Ne yiyorsa O’dur,

Ne hissediyorsa O’dur.

Bu sebeple çalışmalarımda üç boyutumuzu kapsayacak şekilde ve dünyanın beşinci boyuta geçmeye hazırlandığı bu günlerde beşinci boyuta hazırlık aşamalarını içeren aşağıdaki teknikleri uygulamaktayım:

-Kozmik Enerji Terapisi (DNA ve önceki yaşamlardan gelen negatiflerin temizlenmesi; Tüm çakraların, tüm organların, auranın temizlenmesi ve auranın 5 metre çapında genişletilmesi)
– Şamanik şifa,
– 3.göz aktivasyonu,
– Meditasyon,
– Nefes teknikleri,
– Reiki,
– Biyoenerji,
– Fitoterapi ve doğru beslenme teknikleri,
– EFT,
– Kundalini yükseltme,
– Mantra,
– Renklerle tedavi, meleklerle tedavi,
– Yin yoga, hatha yoga, yoga terapi,
– Ki enerjisi,
– Vedik,
– Akupunktur noktaları aktivasyonu,
– Kristal taşlarla tedavi,
– Refleksoloji

Bu 3 boyutumuza yönelik tedavilerde dikkat etmemiz gereken konuların açılımı aşağıdaki şekildedir:

 

NE DÜŞÜNÜYORSAK O’YUZ:

Kendi nefesimiz en büyük şifa, en güzel meditasyondur. En önemli şifamız nefesimizdir. İnsan hep çözümü dışarda arıyor nedense, halbuki sadece doğru nefes alma teknikleri ile tüm bunları düzeltebiliriz.

Sufi Nefes:

Başlangıç olarak, ilk hafta, burundan 4 saniye nefes alıp, burundan 8 saniyede vermek yapabileceğimiz en doğru nefes çalışmasıdır. Buna sufi nefes diyoruz. Sabah-akşam her gün yaparak hayatınıza oturtmaya çalışın. İç huzurunuzu düzeltin, hayattan keyif alın, tatminkâr olun, gelecek kaygısı taşımayın, daha sonraki haftalarda yavaş yavaş arttırın nefes saniyelerinizi, ancak verirken nefesiniz aldığınız nefesin hep iki katı olsun. Bu nefes tekniği, beyin dalgalarınızın beta dalgasından alfa dalgasına geçmesini, huzurlu olmanızı, pozitif düşünmenizi sağlayan ve tüm organlarınıza nefes gitmesini sağlayan, hastalıkları önleyen en önemli yöntemdir.

Yarım yogik nefes:

İkinci hafta, nefes alırken 5 saniyede karnınızı şişirerek alın, verirken 10 saniyede karın nefesinizi burnunuzdan boşaltın, karnınızdaki nefes insin.

Üçüncü hafta, karın sabit, yalnız göğsünüze 6 saniyede nefes alın. Alırken göğsünüzü şişirin. Verirken 12 saniyede göğsünüzü indirin.

Tam yogik nefes:

Dördüncü hafta nefes alırken 6 saniyede karnınızı şişirip nefesinizi göğsünüze taşıyın. Bu sırada karnınız da şiş pozisyonda göğsünüz de şiş pozisyonda olsun. Nefesinizi verirken 12 saniyede yavaş yavaş önce göğsünüzdeki nefesi indirin. Sonra karnınızdaki nefesi boşaltın. Buna tam yogik nefes diyoruz.

Hep burundan nefes alıp, aldığınız nefesin 2 katı olacak şekilde nefes vermelisiniz. Bu egzersizleri sabah akşam 10 dakika yapıp, gün içerisinde de mümkün olan her an burundan nefes alıp vermeyi hatırlayarak devam edebilirsiniz.

4-8 saniye olarak başladığınız nefesi her hafta arttırabilirsiniz, 5-10, 6-12 ….. 20-40 … 60-120, 120-240, 140-280 saniye gibi. Bugün Tibet’teki yogiler 7 dakikada tek nefes alıp verebiliyorlar. Bulundukları alfa beyin dalgasını ve huzuru, sükûneti düşünebiliyor musunuz?

Doğduğumuzda bu şekilde nefes alıyorduk ancak zamanla unuttuk, ancak bilinçaltı hatırladığı için bu nefesi 3 gün içerisinde her an hatırlayarak, hayatınıza oturtabilirsiniz. Kendinizdeki değişimi zamanla fark edeceksiniz. Bu nefes en güzel meditasyonunuz, şifanız olup, çalışmalarınızda youtube’dan “528 hz healing” yazıp sevgi frekansı müzikleri dinleyebilir, gül yağı, lavanta yağı yakabilirsiniz, ya da sevdiğiniz bir tütsü. Lavanta yağının frekansı normal bir insanın beyin dalgasıyla aynı frekansa eşit 75 hz’dir. Gül yağının ise 320 hz. Bu yağları yakabilir, aynı zamanda gevşeme, rahatlama, stresi azaltma için ayak altından da sürebilirsiniz.

Vücuda en güzel emilim ayak altından olur. Elleriniz, dizlerinizde dua eder gibi açık, gözleriniz kapalı nefesinize konsantre olun ve hiçbir şey düşünmeyin. Eğer aklınıza negatif şeyler gelirse affediyorum deyin. Bu sizin en yararlı ve en güzel meditasyonunuz. Sabah akşam 10 dakika ve gün içerisinde aklınıza geldikçe bu şekilde nefes alın.

İki bardak suya yapılan molekül testini hemen hemen herkes duymuştur. Bir bardak suya güzel sözler söylenip, teşekkür edilmiş,diğer bardaktaki suya ise küfür edilip, lanetler okunmuş, her iki bardaktaki suyun molekülleri mikroskop altında incelendiğinde, güzel sözler söylenen bardaktaki suyun moleküllerinin kristallere, beyaz ışığa dönüştüğü, diğer bardaktaki suyun ise karanlığa, lanet ve kötü görüntülere dönüştüğü görülmüş.

Şimdi soruyorum: İnsan vücudundaki su miktarı % 70 ile %90 aralığında. Bu durumda, günde beynimizden yaklaşık en az 10.000 düşünce geçtiğine göre, bu düşüncelerin % kaçı negatif ? İnsanoğlu nedense negatif düşünmeye, serzenişte bulunmaya, şikayet etmeye, pozitif düşünceden daha meyilli.

Doğduğumuzda konuşamayıp ağlayarak her istediğimizi yaptırmamız gibi.. Sabah kalktığımızda duştan gelen suyun ilk damlası kafamıza değdiği andan itibaren sıraladığımız günde 10.000 düşüncenin kaygı, endişe, korku, öfke içerdiğini, düşüncelerimizin neredeyse büyük bir yüzdesinin negatif olduğunu düşünürsek, insanın kendisine yaptığı kötülüğü kendinden başkası ona yapmıyor aslında diyebilir miyiz?

Bu durumda düşüncelerimizi bu beta dalgasından alfa beyin dalgasına çevirebilmenin en kolay ve doğru yolu kendi nefesimiz, özümüze dönmektir.

Tetra dalgası ise uykuda olduğumuz dalgadır ki bilinç altı tetra dalgası boyutunda çok güçlüdür ve bilinç altını yöneterek ona her istediğimizi yaptırabiliriz. Uyumadan önce örneğin bazen şartlandırınız kendimizi farkında olmadan… Sabah 9:00’da kalkmalıyım diyerek saati kurarız ve nedense saat 9:00’a 1 kala uyanırız, daha saat çalmadan. Sizce bu nasıl olur? Çünkü bilinçaltı asla unutmaz, kaydeder her şeyi… Sayar ve o saatte uyanır. Demek ki olmasını çok istediğimiz bir şeyi yatmadan önce zihnimize söyler ve şartlandırırsak defalarca, ertesi gün kalktığımızda evrensel enerji, ne düşünüyorsak onu yapmak için çalışmaya başlamış ve bir bakmışız ki istediğimiz olmuştur. Buna zihnimizi yönetmek, pozitif düşünce gücü diyoruz.

Evrenin çekim yasası olduğunu ve biz ne istersek onun için çalıştığını, aklımızdan gecen her düşüncenin, ağzımızdan çıkan her kelimenin sihir niteliğinde olduğunu hatırlayalım.

Unutmayalım; şifayı dışarda aramayı, serzenişi, şikayet etmeyi, tembelliği bırakalım. Şifa içimizde, nefesimizde, pozitif düşüncelerimizde…

 

NE YİYORSAK O’YUZ:

Fitoterapi ve Doğru Beslenme:
Ne yiyorsak, O’yuz kısmı için ise; şu şekilde düşünebiliriz:

Eskiden insanlar doğada yaşarken, un, makarna, şeker, tuz, bulgur, pirinç, mısır gibi gıdalar tüketmiyordu ve gayet sağlıklıydılar. Ta ki penisilin icat edilip, ilaç firmaları kurulana kadar. Amerika’nın meşhur petrol milyarderlerinin aileleri, bu ilaç firmalarını satın aldığı yıllar, 1940 savaş yıllarına karşılık gelir. O yıllarda, dünya savaştan çıkmış, her ülkede açlık hâkimdi. Beyaz ekmek sadece zenginlerin yiyebileceği bir şeydi. Köylünün yediği ekmek ise kara buğdaydandı. Amerika’nın sloganı şu oldu; ‘Açlığı yok edeceğiz, herkes beyaz ekmek yiyebilecek!!’ Satın aldıkları ilaç firmalarının satış yapması gerekiyordu. Bunun için en kolay yöntem ne olabilirdi? İnsanların hasta olması gerekiyordu ki ilaç satışı olsun… Her eve öyle yada böyle ekmek giriyordu, bu sebeple eğer ekmeğin genetiği ile oynarlar ise, hastalık yayabilirlerdi. 2,5 metre olan buğdayın genetiği ile oynayarak, bodur buğday elde ettiler ve tohumları ücretsiz olarak tüm dünyaya, her yere ihraç ettiler. Savaştan çıkmış, açlıktan kırılan halk, ücretsiz olunca elbette tüm tarlalarına bu buğdayı ekti.

Sonuç mu ?

Yalnızca 10 sene sonra çölyak hastalığı diye bir hastalık çıktı. Şeker hastalığı 3 katına yükseldi. Sedef hastalığı, romatizmal rahatsızlıklar gibi oto ümmin rahatsızlıklar arttı. Günümüzde yalnız 10 sene sonra beklenen şeker hastası sayısı 30 milyondur. Bu her 3 kişiden en az birinin şeker hastası olması demektir. Bu yüzden diyebilirim ki; genetiği ile oynanmış gıdaları tüketmeyin. Mümkün oldukça antibiyotik kullanmayın, ilaçlardan mümkün olduğu kadar uzak durun.

Eskiden penisilin icat edilmeden, ilaç firmaları kurulmadan evvel insanlar collodial gümüş suyu ile tedavi olurlarmış, ananelerimizden duymuşuzdur çoğumuz, ‘Yavrum ben seni gümüş sularıyla büyüttüm diye’… Krallıklarda gümüş bardaklarda su içirilmesinin de sebebi buymuş. Ne yazık ki ilaç firmalarının kuruluşundan sonra gümüş suyu ile tedavi yasaklanmış, uygulayan insanlar tehdit edilmiş bu firmalarca. Araştırmalarıma göre collodial gümüşün 165 çesit bakteriyi 5 dk içerisinde öldürebilme özelliği var ve günümüzde bazı illerde kullanım için satılıyor.

Peki nasıl beslenmeliyiz?

– Genetiği ile oynanmış besinlerden uzak durun.

Her eve ekmek girdiği ve her öğünde yemek alışkanlık olduğu için, insanlarda ekmek yemez ise doymazmış psikolojisi var… İlk haftalarda bunun için nohut unu tüketebilirsiniz. 2 kaşık nohut unu, biraz su ekleyerek, yumurtalı ya da yumurtasız omletinizi baharat ekleyerek, çiya tohumu ekleyerek (protein açısından çok zengin özellikle veganlar için) yapabilirsiniz. Ekmek yerine bu omleti yiyebilirsiniz kahvaltılarda. Öğle ve akşam yemeklerinde ise mercimek, nohut, kuru fasulye, kuru bezelye, kinoa (protein açısından etten daha zengin ıspanakgillerden gelen ancak kısır görünümlü yiyecek) haşlayabilirsiniz. Doyduğunuzu göreceksiniz. Şimdiye kadar aldığınız model, ailelerinizden ekmek ile beslenme modeli olduğu için gözünüzde büyütebilirsiniz ancak aslında hiç de zor değil; sağlığınız için bunu yapın.. Sadece ekmek değil, bulgur, pirinç, makarna, her türlü buğday, mısır, soya, somon balığı, fabrikasyon maya ile yapılmış peynir ve yoğurttan -bu ürünler genetiği bozulmuş olduğu için- uzak durun. Bu ürünler bağırsaklarda sindirilmediğinden, hücreleri bozuyor ve %75 kanser ve hastalık riskini arttırıyor…

– Evde yoğurdunuzu kendiniz mayalayın:

Pastörize olmayan yemine güvendiğiniz bir ineğin, mandanın ya da keçinin sütünü kaynatıp, soğuduktan sonra 1 bardak ayırın. İçine 15-20 adet nohut atın. 1 gün beklesin bu mayanız olacak. Sonrasında kalan sütün içine ilave edip karıştırın ve fırına koyun, ağzını kapatın. Fırını çalıştırmayın ya da isterseniz eski usül olduğu gibi bezlerle yoğurdu sarmalayabilirsiniz. Bir gün sonra yoğurdunuz hazır. İlk yaptığınız biraz cıvık olabilir ama zamanla yaptıkça koyulaşacaktır.

– Fabrikasyon mayalı gıdaları tüketmeyin:

Peynir için, fabrikasyon maya ile mayalanan peynirleri tüketmek yerine, eskiden anneannelerimiz gibi köylerde şirden mayasından yapılmış peynir tüketin. Bugün hâlâ satan yerler var ancak dikkat edin brucella hastalığına yakalanmayın. Güvendiğiniz bir yer varsa oradan alın sütü… Ya da kaynattığınız pastörize olmayan sütü elma sirkesiyle keserek çökelek elde edebilirsiniz, en güzel peynir bu aslında…

– Her öğünde salata tüketin:

Bunun dışında kahvaltı, öğle ve aksam yemeklerinde mutlaka salata yiyin. Mevsim sebzesi ne varsa bol yeşillikli kırmızı besinlerin olduğu salatalar, elma sirkesi de eklerseniz, prebiyotik açıdan çok zengin olur.

Prebiyotik alımına dikkat edin, bağırsaklar ikinci beynimiz:

Bağırsaklarımız ikinci beynimiz olduğu için prebiyotikler çok önemli. Doğal prebiyotikler, öğle ve akşam yemeklerimizde eşlik ederlerse bağırsak sağlığımızı, dolayısıyla diğer tüm organlarımızın sağlığını da korumuş oluruz. Doğal yollardan alabileceğiniz en iyi prebiyotik ev yapımı turşudur. Ev yapımı elma sirkesi, nohut mayasıyla mayalanmış yoğurt, şirden mayasından yapılmış peynir ya da pastörize olmayan ve doğal yem ile beslenen ineğin sütünden kaynatıp elma sirkesi ile kesilen çökelek… Bunlar doğal maya içerdiği, fabrikasyon maya içermediği için bağırsaklara zarar vermezler. Fabrikasyon mayalı ve GDO’lu yiyecekler ise bağırsak hücrelerinde sindirilemediği için hücreleri bozar; kanser ve diğer hastalık riskini % 70 arttırırlar. Doğal yollar yolu ile alamayanlar ise midede değil bagırsakta sindirilen prebiyotikleri kullanarak, fitoterapi olarak tercih edebilirler.

–  Şekerden uzak durun!

Şeker yavaş öldüren bir zehir, sigara gibi… Şeker yerine tatlı bir şeyler yapmak istiyorsanız hindistan cevizi unu, hindistan cevizi şekeri, agave şurubu arada olmak üzere keklerinizi tatlılarınızı yapabilirsiniz. Eğer kakaolu kekler, tatlılar yapacaksanız, ham kakao kullanmanızı tavsiye ederim.

– Organik beslenme:

Organik beslenme, günümüzde beslenme açısından en önemli soru işareti olarak görülmekte… Bunun için özellikle meyve sebze alımı için organik pazarları ziyaret edebilirsiniz. Buğday derneği tarafında denetim altında oluyorlar ve çok sıkı bir şekilde denetim yapılıyor.

Baklagiller, kuruyemiş, yumurta gibi gıdaların ecosert ya da IMO sertifikalı olmasına dikkat edebilirsiniz.

Temizlik ve kozmetik ürünlerinizi, bulaşık, çamaşır makinesi deterjanlarınızı organik pazarlardan sertifikalı ürünler olarak satın alabilirsiniz.

– Bol su için;

Açıkçası evde ve iş yerinde, dışarıda mümkünse cam şişede su kullanmanızı,suyun ph değerine dikkat etmenizi öneririm. Günde 2-2,5 litre su tüketin. Unutmayalım vücudumuzun %70-90’ı su. Bu yüzden su tüketimimiz ne kadar doğru olursa, baş ağrısı, bakteri oluşumu ve hastalıkların önlenmesi, organların temizlenmesi daha kolay olur.

– Kuruyemiş tüketimi;

Sabah ve öğle arasında hurma, kuru incir, kuru kayısı, ceviz, kuru üzüm, badem, fındık, antep fıstığı gibi kuruyemişleri tüketebilirsiniz. Cevizin önemi çok büyük olup, omega 3 asitlerini içermesi yanında, içinde doğal gümüş bulunan tek besindir. Günde bir avuç ceviz tüketmenizi öneririm. Hurma bir çok vitamini içermesi yanında, doğum yapmaya yakın kadınlarda, suni sancı dahi başlatılmasını sağlayan çok etkili bir besindir. Evde özellikle yaş hurma tüketiyorum.

– Meyve tüketimi:

Öğle ve akşam yemeği arasında ise, 1-2 çeşit meyve tüketebilirsiniz. Ancak seker hastalarının meyve tüketimine dikkat etmesi gerekir. Şeker hastaları özellikle hünnap tüketebilirler.

– Yağ Tüketimi:
Tereyağı ve soğuk sıkım zeytinyağı dışında bir yağ tüketmenizi tavsiye etmem.

Kızarmış yağda besinler tüketmeyin.

– Patates tüketimi:
Organik patates dışında patates tüketmeyin, kansere sebebiyet verdiği bilimsel olarak kanıtlandı.

 

Fititerapi ile bağışıklık sistemi kuvvetlendirmek ve bazı hastalıkları önlemek için;

* Organik çörek otu yağı, hindistan cevizi yağı sabah aç karna bir tatlı kaşığı tüketebilirsiniz.

* Zerdeçalı yemeklerinizden, zencefil ve limonu çayınızdan eksik etmeyin. Boğazınız ağrıdığında hemen antibiyotik almak yerine adaçayı demleyip soğutup içine tuz atarak boğazınızı gargara yapmayı deneyin.

* Spiriluna, zerdeçalı kök ekstart olarak kullanabilirsiniz. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin yanında aynı zamanda vücudunuzdaki ağır metallerin atılmasını, organların ve kanın da temizlenmesini sağlar.

* Karaciğer temizliği için enginar tüketebilirsiniz.

* İdrar yolu enfeksiyonlarında maydanoz suyu içmeyi; papatya çayı içmeyi; bol C vitamini içeren cranberry, portakal, mandalina gibi besinleri tüketmeyi deneyin.

Yukarıdaki yazdıklarım; yaptığım araştırmalar ve kendi tecrübelerim neticesinde iletilmiş bilgilerdir. Şahsen kendim bu şekilde besleniyorum.Faydalı olmak adına paylaşıyorum, isteyenler de faydalanabilsin diye..

 

NE HİSSEDIYORSAK O’YUZ

Kalpten ne hissediyorsak, O’yuz aslında. Nefes teknikleri ile pozitif düşünce gücümüzü geliştirip, huzur ve sükûnette kalarak, daha doğru kararlar alabiliriz. Her sıkıştığımızda ilaca koşmak yerine bitkisel tedavileri, fitoterapi, homeopatiyi seçebilir; kozmik enerji ve diğer enerji teknikleri, alternatif tıp ve tedavilerden faydalanabiliriz.

Seanslarımda yukarıda bahsettiğim 3 boyuta hitap edecek şekilde çalışmalar yapıyorum. Sadece enerji ya da diğer teknikler değil, kişilerin yasadıkları travmalar, ne yedikleri, ne düşündükleri de bir o kadar önemli… Bu yüzden bütüncül tedavilerin birlikte uygulanıp, sonuç alınması taraftarıyım. Şahsen senelerce tedavi edilemeyen ve hangi sebepten kaynaklandığı anlaşılamayan rahatsızlığımın çözümünü bu şekilde bulduğum ve tedavi ettiğim için istiyorum ki tüm ihtiyacı olan insanlara bu bilgileri vereyim, herkes şifalansın.

Kozmik enerji :

Kozmik enerji 1.boyutta yasayan Lemuryalılar ve 2.boyutta yasayan Atlantisliler zamanından gelen bir alternatif tıp öğretisi olup, 800 yıl önce Tibetli şaman rahipler tarafından kullanılmıştır. Rusya’da tıp doktoru Alexender Petrov, bazı hastaların iyileşmesi için tıp alanında kesin sonuç alamayınca, Tibetli şaman rahiplerden bu öğretiyi öğrenmiş ve hastalarına uygulayarak kesin sonuç elde etmiştir. 1994’te Kozmik Enerji okulunu kurmuştur. Kozmik enerji alternatif tedavi değil, insanın bütününe hitap eden alternatif tıp uygulamasıdır. Kozmik enerji ile bütünsel yaklaşımla, DNA temizliği, geçmiş yaşamlardan gelen negatiflerin temizlenmesi, çakralar, tüm organların, auranın temizlenmesi, şifalanması, korunması ve auranın 5 metre çapında genişletilmesi, aynı zamanda 5. boyut enerji seviye, sevgi boyutuna hazırlık yapılmaktadır. Kozmik enerji sadece alternatif tedavi değil, alternatif tıp yöntemi ve geleceğin şifa çalışmasıdır.

Enerji, dalga boylarından oluşan ve çeşitli frekanslarda var olabilen bir titreşimdir. Kozmik Enerji ise her birine kanal adı verilen 42 farklı frekanstan oluşan bir disiplindir.

Bu farklı titreşim ve özelliklere sahip olan her kanal farklı bir amaca yönelik olarak ve bir takım hastalık ve problemlerin çözümünde kullanılmaktadır. İnsanlar dışında hayvanlar, bitkiler, mekanlar ve nesneler için de görev yapan kanallar bulunmaktadır.

Kozmik Enerji kanalları, grip gibi viral hastalıklardan depresyon veya şizofreni gibi psikolojik rahatsızlıklara, çözümü olmadığı söylenen migren gibi hastalıklardan, kanser ve çeşitlerine kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılır.

Kozmik Enerji ile bağışıklık sistemi, kas-sinir sistemi, kan sistemi, üriner ve üro-genital sistem, kemik sistemi hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar, felç-inme, depresyon, migren, mide problemleri, romatizma, osteoporoz, fıtık, tansiyon, şeker, çeşitli organ sorunları, tiroid problemleri, metabolizma düzensizlikleri, cilt problemleri ve alerjiler iyileştirilebilir.

Ayrıca stres, kilo dengeleme, öfke sorunu, büyüme bozukluğu, zihinsel gelişim bozukluğu gibi sorunlarda da kozmik enerji kullanılır.

Kozmik Enerji bireylere sadece şifa vermekle kalmaz, aynı zamanda her insanın enerji bedeninde bulunan negatif etkileri de temizler. Kişinin hayatında olumsuzluk yaratan nazar, büyü, düşük seviyeli parazit varlıklar gibi düşük titreşimleri ortadan kaldırır. Kişi hayatının her alanında büyük değişim ve dönüşüm yaşar. Bireyin titreşimi kademeli olarak artar. Birey Kozmik Enerji ile aurasını, karmasını, geçmişini, bedenini, çakralarını, dişil ve eril enerji kanallarını tamamen temizler, dengeler ve şifalandırır. Kozmik Enerji bireyleri korur, onların manyetik alanlarını güçlendirir, enerji akışlarını sağlar, pozitif enerji ile yükler, bloke olmuş enerji yollarını açar, bolluk, bereket, sağlık ve sevgi getirir.

Kozmik Enerji’nin etkili olduğu alanlar sınırsızdır. Rusya’da Kozmik Enerji adı, Kozmik Enerji Tıbbı olarak değiştirilmek istenmektedir.

Modern tıbbın çözemediği durumlarda belirli bir hastalıkla bir ömür boyu yaşamak zorunda olma fikri kabul edilebilir olmadığı için, Kozmik Enerji modern tıbbın geldiği noktadan da destek alarak ve onu reddetmeden, beden, ruh ve zihin üzerinde iyileştirmeler yapar. Bu nedenle bu yaklaşım bir Alternatif Tıp değil, Tamamlayıcı Tıp yöntemi olarak isimlendirilir.

Modern Tıp hastalıkların bedendeki oluşum şekliyle ilgili önemli bir kaynak olduğu gibi, bizleri hastalıkların belirtileri ve ilerleme süreçleriyle ilgili de değerli bilgilerle donatır. Ancak modern tıp, hastalıkların bedende ortaya çıkıp yine bedende çözülebildiğine inanır. Dolayısıyla çeşitli ilaçlarla aslında hastalıkların bedendeki belirtilerini ortadan kaldırmaya çalışır. Bu süreç her ne kadar hastanın acılarını hafifletip bu sayede yaşam kalitesini yükseltse de, hastalığı tedavi etmez.

Bütünsel yaklaşımı benimsemiş olan kozmik enerji, hastalıkların bedende değil, zihinde başlayıp bedeni hastalandırdığına inanır. Dolayısıyla sadece bedendeki semptomların iyileştirilmesi yeterli olmayacağı için zihinsel ve ruhsal bir enerji terapisiyle hastayı tamamen iyileştirmeyi hedefler. Zira beden, çok yetenekli ve kendi kendine yeten bir makinedir. Hastalık diye algıladığımız durumlar, aslında bedenimizin düzgün çalışması için gerekli şartların değişmesi durumunda bize verdiği uyarılar bütünüdür. Ağrılar, sızılar ve bedenden dışarı atımlar bir uyarı veya temizlenme yoludur.

Örneğin baş ağrısı (birçok nedeni olabilmekle birlikte) bedeninizin ihtiyacı olan gıdayı almakta geciktiğinizde yani aç kaldığınız durumlarda ya da bedeninizin ihtiyacı olandan daha az uyku uyuduğunuzda da meydana gelebilir. Bu durumlarda bedeniniz, ihtiyacını beyninize sinyallerle iletir ve acı algınızı kullanarak bir yanlışlık olduğunu anlamanızı sağlar. Böyle bir durumda ağrı kesici içmek anlık olarak ağrınızı kesse de aslında problemi değil sadece semptomu çözmüş olur. Daha ciddi hastalık örneklerinde de durum daha karmaşık fakat özünde aynıdır.

Kozmik Enerji, modern tıbbın beden üzerindeki çok güçlü iyileştirici etkilerini kullanırken, zihninizi ve ruhunuzu da şifalandırmak gerektiği prensibini esas alarak modern tıp ve modern psikoloji ile birlikte hareket eder. Ancak modern tıbbın bedensel olarak çözüm bulamadığı durumlarda bedensel, ruhsal ve zihinsel terapi anlayışıyla onun gerçekleştiremediği iyileşmeyi gerçekleştirir.

Kozmik enerjinin hiçbir din ya da inanışla ters düşen, çatışan bir anlayışı bulunmamaktadır. Ayrıca herhangi bir dinle özel bir bağı olmadığı için de, inançları olan veya olmayan bütün insanlara hitap eder.

Kozmik enerji seansı yaklaşık 40-45 dakika sürer. Danışan seans boyunca gözleri kapalı olarak ayakta bekler. Ayakta bekleyemeyecek hastaların oturması uygundur. Seans tek kişiyle olabileceği gibi birkaç kişiyle birlikte de yapılabilir. En yüksek etki 12-15 seanslık bir kür sonucu elde edilir. Seansların düzenli olarak alınması büyük önem taşır. Etkin seans sıklığı günde iki seans ile 10 günde bir seans arasında değişebilir. Fakat sık yapılan seanslar verimi arttırır. Farklı amaçlarla yapılabilen seansların süre ve miktarları değişiklik gösterebilir. Seans süresince terapist, danışanın bedeninde veya aurasında bulunan çeşitli noktalara yani organlara veya çakralara dokunarak enerjiye kanallık eder.
Kozmik Enerji seansı öncesinde danışanlar rahatsızlıklarını söyleyebilecekleri gibi, terapist bazen danışanın hastalıklarını teşhis edip teşhise göre terapi uygulayabilir.

Kozmik enerji terapisi ile

– Bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu yeniden canlandırabilirsiniz.

– Yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.

– Yaşamınızda önemli pozitif dönüşümler yaratabilirsiniz.

– Fiziksel ve ruhsal hastalıklarınıza şifa bulabilirsiniz.

– Yaşamınızda köklü değişikliklere yer açabilirsiniz.

– Bedeniniz, zihniniz, ruhunuz ve yaşadığınız ortamlar için şifa elde edebilirsiniz

Kozmik Enerji sadece bir şifa değil, aynı zamanda bir korunma ve temizlenme yoludur. Bu nedenle bu yöntemden faydalanmanız için hasta olmanız gerekmez. Kozmik Enerji genel olarak;

* Bağışıklık sisteminin güçlenmesini

* Hücre yenilenmesinin dengelenmesini

* Hormon dengesinin korunmasını

* Enerji ihtiyacının giderilmesini

* Sağlıklı bir uyku, iş ve özel hayatın sağlanmasını

* Stresin giderilmesini

* Genel bir mutluluk ve huzur halinin hüküm sürmesini

* Ruhsal, bedensel ve zihinsel dengenin sağlanması ve korunmasını

* Bilinçaltımız, çakralarımız, enerji bedenimiz, auramız, karmamız ve geçmişimizde biriken tüm düşük titreşimli durum ve travmaların temizlenmesini sağlar.

Danışanın 12-15 seans sonrası temizlenme, şifalanma ve korunma sürecinden sonra, danışan isterse kozmik enerji terapisti olmak için eğitim alır. Eğitim genel bilginin verilmesi ve ana 3 kanal ile birlikte toplam 42 kanalın her seansta danışana inisiye edilmesiyle verilir.

 

DÜNYANIN BEŞİNCİ BOYUTA YÜKSELİŞİ HAKKINDA:

Beşinci boyut hakkında biraz bilgi vermek isterim:

Dünya gezegenini, Güneş Sistemini ve Galaksiyi ilgilendiren kozmik bir döngünün sonuna yaklaşıyoruz. Yaklaşık 26.500 yılda bir olan kozmik spiral hareketin yükseliş aşamasına girmiş bulunuyoruz. Dünya gezegeni Üçüncü Boyuttan Dördüncü-Beşinci Boyutlara yükselmek üzeredir. Bu süreçte Üçüncü Boyuta ait olan eski enerjilerle, eski paradigmayla yüzleşip salıverme aşamasından geçiyoruz. Bildiğimiz anlamıyla tüm gerçeklik, matriks illüzyonu ayaklarımızın altından kayıyor. Gerek ülkemizde gerekse de dünyada şu anda birbiriyle alakasız gibi görünse de aslında hepsi arka planda birbirine bağlı olan ve ancak yüzeyden bir kısmını görebildiğimiz bulmaca şeklindeki oyunlar sergilenmekte.

Tam bir kaos halini yaşıyoruz. Tutunduğumuz, bağlandığımız tüm alışkanlıklar, inanç sistemleri, davranış kalıpları dengesizleşiyor.

Doğru ve tek gerçeklik olduğunu düşündüğümüz tüm bilgiler, tüm inançlar (politik, ekonomik, dini, kültürel, bilimsel, sosyal) sarsılıyor.

Amacımız, bu geçiş sürecinde kontrol altında tutulan ana medyada pek bahsedilmeyen ancak alternatif haber kaynaklarında rastlanabilecek ifşaat (bugüne kadar insanlıktan saklanmış olan bütün teknolojik, kozmik, başka gezegenlerde yaşam varlığı ile ilgili bilgiler, dünyanın gerçek tarihi, insanların yaradılış hikayesi, sağlıkla ilgili bilgiler, bilimsel ve spritüal bilgiler, dünyanın nasıl kontrol altında tutulduğuna dair bilgiler), hadise (event)/geçiş, yükseliş ile ilgili bilgileri sizlere sunmaktır.

Baz aldığımız ana kaynaklar arasında Direniş Hareketi/Cobra, David Wilcock, Galaktik Federasyon, yükseliş ile görevli üstadlar ve rehberler bulunmaktadır.

Zaman zaman kendi ruhsal yükselişimize rehberlik edebilecek, motivasyonumuzu arttıracak spritüal bilgileri de sizlere sosyal medyada sunmaktayız.

Zaman zaman da ifşaatın içinde yer alan ve korku öğeleri içerebilen haberlere de rastlayabilirsiniz. Bu haberlerin korku kısmına takılmamanızı, haberi görüp geçmenizi ve salıvermenizi öneriyoruz. Korkuları görüp salıvermek bu sürecin en önemli püf noktasıdır. Binlerce yıldır bu gezegenin insanları korku yolu ile kontrol altında tutulmaktadır. Bu nedenle enerjimizi bu korku kısmına odaklamadan insanlıktan saklanan sırların farkındalığına varmak da önem taşımaktadır. Kendimizin ve olan bitenin farkındalığına erişmek bireysel ve kolektif şifalanma sürecinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Karanlık yanlarımızı ancak görüp kabul ederek, bütünleyerek şifalanabiliriz ve yükseliş yolumuza ışığın rehberliğinde devam edebiliriz.

Burada yayınlanan bilgilerin % 100 doğru ve tek gerçek olduğunu iddia etmiyoruz. Doğru ve yanlış görecelidir. Daima değişen ve gelişen evrimsel süreçte bugün doğru bildiğimiz gerçekler yarın değişebilir. Burada yayınlanan bilgilerin bir kısmı kendi inanç sistemlerinizle çatışabilir. Bu nedenle gerek buradaki, gerek başka platformlardaki bilgileri ve haberleri kendi kalp, akıl ve kavrayış süzgeçlerinizden geçirmenizi ve başka kaynakları da okuyup araştırmanızı öneririz.

Uygun üslup, anlayış ve nezaket dahilinde yorumlarınızı ve görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Amacımız hadise (event)/geçiş yaklaşırken sevginin ve ışığın rehberliğinde, var olan tüm kalıpların ve inanç sistemlerinin ötesindeki gerçeklikle birbirimizi bilgilendirmek ve motive etmektir.

Amacımız birlikte yükselmektir.

Yolumuz ışığın, sevginin, şefkatin, bilgeliğin, mutluluğun ve neşenin yolu olsun.

 

Seans nasıl devam eder ?
Seansımız 40 dk boyunca Kozmik enerji ile başlar. Danışanın ayakta durmasını gözlerini kapatmasını ve rahat nefes alıp vermesini isterim. Kozmik enerji yönteminden sonra 3. göz aktivasyonu ve şamanik healing ile rehberlik etmeme izin verilen konular ışığında, bütünün hayrına olacak şekilde niyet edip, gösterilen konulara ve seans sırasında konulan teşhislere göre diğer tedavi metodlarını uygulamaktayım.

Bunlardan bazıları;
– Meditasyon, nefes teknikleri,
– Reiki,
– Biyoenerji,
– Fitoterapi ve doğru beslenme teknikleri,
– EFT,
– Kundalini yükseltme,
– Mantra,
– Renklerle tedavi,
– Meleklerle tedavi,
– Yin yoga, hatha yoga, yoga terapi,
– Ki enerjisi,
– Vedik,
– Akupunktur Noktaları aktivasyonu,
– Kristal taşlarla tedavi,
– Refleksoloji

Seanslar yüz yüze yapılabildiği gibi, uzaktan da yapılabilmektedir.
Tek amacım;
– İnsanlara yardım etmek,
– Paylaşmak,
– Sevgide kalmak,
– Yükselişe,aydınlanmaya bir nebze olsun katkıda bulunmak,
– Özümüzü,dünyaya geliş amacımızı hatırlamak,
– Pozitif kitlesel bilinci olursturmak,yükseltmek,
– Sevgiyi yaymak ,
– Ve tüm bunlara bir nebze ışık olmaya çalısmak…

BİRLİKTE ÇALIŞMAK İÇİN İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.
SEVGİ VE IŞIKLA,
MELTEM AKCAN
Email:meltem.akcan@yahoo.com
Tel:05334792906
Facebook: https://www.facebook.com/meltem.akcan.56
Instagram: 7seedsoflife

– Haber Lotus –

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir