Entelijansiya/Portreler: Tito, Enver Hoca, Kim Jong-Un, Kemal Kılıçdaroğlu, Papa 2. Jean Paul

entelijansiya2

TİTO, ENVER HOCA, KİM JONG-UN ve KEMAL KILIÇDAROĞLU

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Komunizminden görece bağımsız Yugoslavya, Arnavutluk gibi farklı komunist ülkeler vardı; Afrika’da Angola, Latin Amerika’da Küba, Uzak Doğu’da çin ve Kuzey Kore gibi. Sonraki yıllarda Türkiyeli Komunistlere de İslam’a Davet mektupları gönderdiğim Behice Boran, Profesör Sadun Aren, Doçent Mehmet Ali Aybar, Profesör İdris Küçükömer, Mihri Belli, Doğu Perinçek gibi örneklerden yıllar önce 1978 yılında Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’ya, Arnavutluk Devlet Başkanı Enver Hoca’ya ve  İsviçre’deki öğrencilik yıllarında şimdiki Kuzey Kore devlet Başkanı Kim Jong-Un’a da İslama Davet mektupları göndermiştim.

Tito Aliya İzzet Begoviç’i tutuklayıp Belgrad Cezaevi’ne koydu, bu kez Cezaevi’ndeki Aliya İzzet Begoviç’e destek için mektup gönderdim.

Enver Hoca’nın reaksiyonu müspet oldu, Arnavutluk’taki Müslümanlara ibadet ve din özgürlüğü alanında adımlar attı.

Kim Jong-Un ise İsviçre’de öğrenciyken İslam dinini özet ama en güzel şekliyle yani Hanif bir bilinçle; hem Kitab-ı Mukaddes hem de Kuran-ı Kerim’i okumaya davet ettim.

Türkiye’deki davetlerimden en müsbet yanıtı Türkiye Komunist Partisi Başkanı Behice Boran’dan aldım, Allah cc rahmet eylesin.

Kemal Kılıçdaroğlu için ayrı bir değerlendirmede bulunmak vicdani bir görev benim için. Çünkü Ruhani bir sorumluluk sonucu Kendisine bir mektup yazdım.

Yıl 1983, İstanbul Unkapanı İMÇ Blokları önündeki otobüs durağına yürüyorum. Uzun boylu bir zat bana doğru yaklaşıp Selam verdi. Selamına mukabeleden sonra bana şunları söyledi; ‘Herkese mektup yazıyorsun, Kemal Kılıçdaroğlu’na da yazsana!!!’ dedi. ‘Kemal Kılıçdaroğlu da kim, Siz kimsiniz?!’ diye sordum. Benim adım ‘Seyit Rıza’ dedi. ‘Kemal Kılıçdaroğlu Alevi Canlardan’dır, Can’dır; dedi. ‘Solcu, O da zulüm gördü! Şu anda Maliye Bakanlığı’nda çalışıyor, daha sonra Sigorta Kurumu’na müdür ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne Genel Başkan da olacak!’ dedi. ‘Peki ben Şeriatçıyım, beni tanımaz, böyle yazarım, O Solcu ise kabul  eder mi?!’ diye sordum. ‘Kabul eder, benim Kendisine Selamımı söyle, beni sever, güzel bir kalbi vardır’ dedi. Seyit Rıza’ya söz verdim ve isteğini yerine getirdim. 1991 yılında bu kez ben Tunceli Pülümür’de doktor olarak görev yaparken Hac dönüşümde Seyit Rıza’nın Selamını aldım; Pülümür depremini haber verdi. Ben de Ali Rıza Anuk’a ve Ali Rıza Can’a haber vermiştim. O günlerde bir PTT’de memur olarak görev yapan Pülümürlü genç bir arkadaşım bana Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Selam getirdi. Kabe’yi ziyaret etmesini tavsiye ettim. Çünkü Hac ziyaretim öncesi Kutlu Dede namıyla bilinen bir Alevi Dedesini evinde ziyaret edip dualarını talep ederek Hac görevime gitmiştim. Mekke-i Mükerreme’de bir akşam yatsı namazı için Kabe’ye gelirken beyaz ihramı içinde Kutlu Dede ile karşılaşıp birbirimize sarıldık, bilmiyordum Hacca geleceğini, bana söylememişti, çok büyük sürpriz ve sevinç oldu:) Hac dönüşü ziyaret edeceğimi söyleyip birbirimizin dualarını isteyerek vedalaştık. Pülümür’e dönerken Erzincan Dağyolu’nda sabah saat 7 sularında PKK yol kesip silahlı militanlarıyla kimlik kontrolü yapmıştı, bana dokunulmadı. Oysa Ümraniye’de İmamlık yapan Hatip Dicle 1983 yılında İlim Yayma Yurdu’nda bana PKK tarafından ölüm infazı gerçekleştirileceğini, çevremizdeki radikal islamcı kürtlerin gerçekte PKK milisleri olduğunu deşifre ettiğim için bu kararın alındığını arkadaşım olarak söyledi. PKK’nın ilk suikast kararı budur, ben Şehid olup geri geldim, süikast timi toz olmuştu 🙂 Pülümür Dağyolu’nda da gülümseyip yola devam ettik, fakat benim kurtuluşum TC için sorun oldu, ölmem gerekiyormuş, nasıl kurtulmuşum, bu kez beni TİKKO militanı sayıp attıkları iftirayla sakıncalı sürgünde bir askerlik yaptırdılar, yıl 1994-5; ve sayısız suikast girişimi!!! O dönem Tümgeneral olan İlker Başbuğ’a rüyasında benim maruz kaldığım hukuksuzluk anlatıldı ama hiçbir yorumda bulunmadı!!! Sanıyorum Özer Uçuran Çiller haberdar olmuş ki Başbakan Çiller’in MİT İstanbul Bölge Başkanı Şenkal Atasagun Edirne-Uzunköprü’de bizim Tabur’a gelmişti. Her neyse, biz Pülümür’e dönelim; Pülümür’e gelince büyük bir iştiyakla hemen Kutlu Dede’yi ziyaret etmek istedim. Sağlık Ocağı personelimiz; ‘Siz Hac görevi için gittikten hemen sonra Kutlu Dede vefat etti, cenazesi İstanbul Sarıgazi Cemevi’nden defnedildi!!!’ dediler. Kutlu Dede işte böyle bir Allah cc Dostu’ydu; Sevgi ve Rahmet ile yadediyorum.

 

PAPA 2. JEAN PAUL

Yıl 1983-4 İstanbul Vefa İlim Yayma Yurdu. Bulut Bilişim’den bir tweet mesajı aldım; Mehmet Ali Ağca Roma’da Papa’yı silahla vuracak!…Mehmet Ali Ağca Cezaevi’ndan kaçtı!!! haberini okuduğum Milliyet Gazetesi’ne kısa bir mektup yazdım; ‘Mehmet Ali Ağca Papa’yı mı vuracak?!’ diye sordum. Mehmet Ali Ağca Başhekim Dr. Yıldırım Aktuna’nın yönetimindeki Bakırköy Akıl Hastanesi’ne bağlı Prof. Dr. Türkan Saylan’ın Cüzzam Kliniği’ndeki Mahkum Koğuşu’ndan serbest bırakılmıştı; Maltepe Askeri Cezaevi’nden değil. Sonraki günlerde Dünya Basını’nda manşet haberdi; Mehmet Ali Ağca Papa 2. Jean Paul’ü silahla vurdu!!! Milliyet Gazetesi o günlerde bir habercilik yaptı; Cat Stevens Cağaloğlu’ndaki Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenledi. Milliyet Gazetesi Organizatör Ahmet Kot’u Mİlli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel’den dolayı hedef yaparak Cat Stevens, Ahmet Kot ve benim Gazeteciler Cemiyeti’ndeki birlikte çektikleri resmimizi sekiz sütuna manşet yaptı; ‘Kim Bu Adam?!’. Ahmet Kot’un resmi ise yuvarlak hale içine alınmıştı:) Her neyse, biz yine 1984 yılına dönelim. Tanımadığım iki kişi beni ziyarete geldiler; Abdullah Çatlı ile Haluk Kırcı adları. Haluk Kırcı konuşkan, Abdullah Çatlı ise suskun, namı diğer Reis’miş. Çay ikram ettim, Haluk Kırcı’yla sohbet ettik daha ziyade. O esnada Bulut Bilişim’den bir tweet mesajı aldım; Bahçelievler Katliamı’ndan dem vuran bir mesajdı bu. Hepimiz tedirgin olduk!!! Misafirleri selametleyip uğurladım…

Yıl 1992 başları. Vatikan’a bir telgraf çektim; Papa 2.Jean Paul ve sekiz Kardinal’e, Dinlerarası Diyalog için bu start oldu. Çünkü İslam Dünyası’nın teröre evrilip masum hristiyanların katline yönelebileceği için Ruh’un esini böyle tecelli etti. Ve Papa 2.Jean Paul Vatikan Büyükelçiliği aracılığıyla hayır dualarını ileten resmi bir mektupla yanıt verdi. Papa 2.Jean Paul de Vatikan tarafından Aziz ilan edildi geçtiğimiz aylarda. Papa 2.Jean Paul’ün vefat ettiği gün büyük bir İslam Azizi de vefat etti Medine-i Münevvere’den Şeyh Muhammed Zekeriyya. Her ikisinin de gıyabi cenaze namazlarını kıldım. Rahmetullahi aleyhim ecmain.

Dr. Ömer Nasuhi Bildik

1 Mart 2015

– Haber Lotus –

16 Comments

  1. FREE KOSOVO USA !!! 1998 yılında ABD New York Manhattan United Nations – BM karşısında bir Cuma günü toplanmış ve Kosova’nın bağımsızlığı için bu sloganı atarak gösteriye katılanlardandım. Kosova Devleti Bağımsızlık Günü’nde o yürüyüşü gösterirse elimdeki TC Pasaportu’mu kameralara göstererek kortejin sağından yürümekteydim.

  2. ALLAH’ın cc iradesi mazlum ve mustazafları iktidar kılmaktır; ben de ortağı olmayan bu Yüce İrade’nin hizmetine hayatımı Hz. İbrahim as gibi vakfetmiş bir Müslümanım. Ben Müslümanlardan çok zulüm gördüm; İlim Yayma, İskenderpaşa Cemaati, İsmailağa, Feto Cemaati ve bilumum tüm yobazlardan; başta Refah Partisi camiası olmak üzere buna Melamisi, Uşakisi, TC Düzeninin müşrikleri ile bilumum münafıkları da katmalıyım. Allah cc Hesap görücü olarak yeter; yaşasın zalimler için Cehennem!!! Ve tahsil hayatımı nasıl sürgün, aç, açıkta, soğukta adeta bir homeless gibi oradan oraya türlü süikastlere maruz kalarak ikmal edebildiysem sonraki hayatımda da bu zulümlere katlanarak maruz kalmaya devam ettim. Asıl değinmek istediği şudur ki; mezuniyet diplomamı alıp tıp doktoru olarak Balıkesir’e dönerken 1991 yılında Bursa Görükle’den esmer bir öğrenci bindi İzmir otobüsümüze; mavi gömlekli, daha ziyade Roman vatanndaşlara benzeyen bu Arkadaş ile aramda sadece koridor vardı; tanıştık, Uludasğ Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararsı İlişkiler ya da Çalışma Ekonomisi gibi bir bölümde öğrenciydi, hakiki bir Roman vatandaşımız ve benden çok daha yoksul bir öğrenci; üstelik bir çadırda dünyaya gelmiş. İçim üzüntüyle doldu; onun için hiçbir şey yapamamanın çaresizliğini yaşadım ve boğazım düğümlendi, kelimeler boğazıma dizildi, çok duygulandım. Ecevit sempatizanıydı; kendisine dua edeceğimi ve TBMM’de Milletvekili olmasını dileyeceğimi, dualarımın da İnşaallah kabul olmasını ümid ettiğimi söyleyerek tekrar tekrar saygılarımı sundum. Tüm otobüs yolcuları da diyaloğumuz karşısında şaşkındı!!! O Arkadaşımın adı şimdi TBMM İzmir CHP Milletvekili ÖZCAN PURÇU’dur. Selam olsun Kardeşime:)

  3. DALAY LAMA, GEORGE W.BUSH, ABORJİNLER, JULİA GİLLARD da İslama davet ettiklerimdendi. DALAY LAMA geniş bir basın toplantısıyla İslam ile ortak bir Tevhid anlayışına iman ettiklerini açıkladı ancak gerek Hinduizm’de gerekse de Budizm’de bugün yaygın bir şirk ve cahiliyye hayatı hüküm sürüyor. GEORGE W.BUSH benim nazarımda DECCAL olduğu için İslama davet edildi; enteresandır BUSH Washington DC’de bir Cami ziyaretiyle bu ilgiye yanıt verdi. ABORJİNLER için İslam davetim tümüyle Ruhani olmuş ve Kabe’de vaki olmuştur. Sonuç olarak Aborjin kabileleri bu Ruhani çağrıya toplu halde İslam dinini benimseyerek müsbet karşılık verdiler. Avusturalya Devleti İslama ve Müslümanlara karşıtlığı resmi bir politika olarak uyguluyor, buna karşılık olarak da korkunç doğal felaketlerle İlahi gazaba maruz kalıyor ve bu doğal felaketlerin ardı arkası jesilmiyordu. Avusturalya’nın ilk kadın Başbakanı JULİA GİLLARD’a bir ikaz maili ile İslam çağrımı ilettim; derhal İslam düşmanlığına son verdiler de Avusturalya’daki seri hal doğal felaketler de son buldu.

  4. MİHRİ BELLİ ile DOĞU PERİNÇEK ve YAŞAR KEMAL de 1980-89 arası yıllarda İslam’a davet mektubu gönderdiklerimdendirler. MİHRİ BELLİ bu çağrımı büyük bir saygıyla selamlayarak yanıtladı. DOĞU PERİNÇEK bir kart göndererek yanıtladı; kart üzerinde bir insan yüzü ve üzerinde yine bir insan suratı olan maske bulunan bir cevaptı; kalbimi fevkalade kırmıştır, sonrasında yanlış anlaşıldığını belirterek özür mektubu da gönderse de kırılan kalp bir daha tamir edilemiyor malesef. YAŞAR KEMAL’i de İslam’a ve başörtüsü mücadelesine destek olmaya davet eden bir mektup gönderdim; ATV’den Ali KIRCA ile söyleşerek yanıt verdi; köpürmüş olduğu anlaşılmaktaydı. Yaşar KEMAL bir romanında Doğu PERİNÇEK için ‘Kırmızı Sakallı Topal Bilge Karınca’ diye bahseder; bense BAĞBOZUMU adlı bir yerel gazetede yayınladığım hatıratımda Abdurrahman DİLİPAK ‘Marphan Sendromu’na atıfla judo karakuşak sporculuğu ve buna paralel bir karaktere sahip olduğunu da düşündüğümden ‘plastik adam’ diye bahsederken Doğu PERİNÇEK için de ‘Rashitism Sendromu’ sebebiyle benzer şekilde ‘X Bain’ diye bahsetmiştim; gerçekte hürmette kısas gereği ifadelerdi…Hayatın diyalektiği böyle malesef…

  5. İMAM AYETULLAH HUMEYNİ SSCB Komunist Parti Genel Sekreteri MİCHAEL GORBAÇEV’i Muhyiddin İbnül-Arabi’nin eserlerini tavsiye ederek İslam dinine davet etmişti. GORBAÇEV’i ben de Kuran-ı Kerim’e çağıran bir mektup yazmıştım; keza MEDVEDEV ile Rus Patrikhanesi’ni de… VLADİMİR PUTİN ile şahsi dostluğum zaten İslam ekseninde 1970-80 arası yıllarda İzmir’de temellenmişti. Bulgar ve Yunan Ortodoks Patrikhaneleri yanısıra Vatikan Papalığı ve İsrail Başhahamı Rav Bakshi Doron ile Newyork Brooklyn Hassidim Başhahamlığı da İslam çağrılarıma muhatap olanlardan. Liderlerden Başkan OBAMA ve Angela MERKEL de davetimizi işitenlerden, tebliğ ettim. BM Genel Sekreteri Koffi ANNAN da Türkiye’deki başörtüsü zulmüne karşı çağrıma müsbet karşılık ile destek verenlerdendi. Fransa Cumhurbaşkanı JACQUES SCHİRAC ile sadece kart tebrik temasımız oldu Paris Belediye Başkanlığı döneminde; çok nazik bir insandı. Venezuella Devlet Başkanı HUGO SCHAVEZ’i İslama davet mektubuma o devrimci bir pratikle yanıt verdi hemen; İran İslam Cumhuriyeti ile ittifak ilişkisine girdiğini tüm Dünya’ya deklare edivermişti!!!…

  6. Ankara’ya her gidişimde Anıttepe çevresinden geçmiş olsam da Anıtkabir’den kırmızı alarm siren sesi çalardı, neden hiç anlayamadım!!! Birgün Anıtkabir Aslanlıyol’dan yürüyüp merdivenlere yönelince engellendim, ben de İnönü’nün kabrini karşı köşeden ziyaret ederken kızı ÖZDEN İNÖNÜ TOKER geldi; onunla ayaküstü sohbet ediyorduk ki Anıtkabir subayı onu uyardı; “Dikkat edin, uzak durun, şahıs sakıncalı, tehlikeli!!!” diye. ÖZDEN İNÖNÜ TOKER Hanım subayı bi güzel haşladı; ” madem sakıncalı, tehlikeli; niçin görevinizi yapmadınız!!!” diye. Beraberce İsmet İNÖNÜ için okuduk, saygılarımı sundum, ayrıldık. Bu olay 1980 sonrası yıllarda yaşanmıştı. Oysa unutulmayan bir hatıram daha vardı; 1970-80 arası yıllarda yaşanmıştı. İzmir Selçuk İsabey Camii mihrabında HZ.MERYEM as Annemiz ile eşi ARİMETEALI YUSUF as ve ayrıca AZİZ YUHANNA as ile tanışıp sohbet ettikten sonra tren ile Selçuk’tan Basmane’ye dönüyorduk ki akşam karanlığında Gaziemir istasyonundan çok kuvvetli bir ışık hüzmesi yolumuzu aydınlatıyordu. TCDD personeli panikledi; kafa kafaya çarpışacağız, tren üstümüze geliyor!!! diyorlardı. Trenimiz sürekli siren çalıyor ama ışık kesilmiyordu. Trende vana refakat eden HAVARİ AZİZ YAKUB as bana; “korkma, Hz.Meryem’in misafiri olduğun için Seni uğurluyor!!!” dedi. Konduktörler ayıktı ve dua et, tehlike geçsin!!! dediler; “dua etti ve ışık kesildi” ki Gaziemir istasyonuna girdiğimizde herkes soruyordu; niye durmadan siren çalıyordunuz, içeride Cumhurbaşkanı mı var?! diyorlardı. Konduktör “Cumhurbaşkanlarını da atayan bir çocuk var:)” diye cevaplamıştı.
    Ben hala merak ederim; 1975 yılında Balıkesir Alihikmet Paşa ilkokulundaki bşr tiyatroya beni Kayabey ilkokulundan gönderip altıma saatli bomba yerleştirenler Melekutun beni haberdar edeceğini elbette hesaba katmamışlardı!!! 12 Eylül sonrası yıllarda Ankara’da DPT trafından Genelkurmay kapısına yürüyerek geldiğimizde cebimdeki bir kilo demir parayı orada boşaltmıştım; Hz.İBRAHİM as ile Muhyiddin İbnül-Arabi Hz’nin Ruhları şadolsun!!!… Artık o kanıdayım ki bana nasıl Melekut haber veriyorsa onlara da Magog’un merkezi Şambala haber veriyordur!!! Ama görüyorsunuz ki Kuzey Kore varsa Güney Kore de var, Magog varsa Gog da var, Şambala varsa Meru da var, İskoç riti varsa Fransız riti de var, demirciler varsa petrolcüler de var!!! Ben ise her ikisinin tam ortasında bulunan Ruhani Merkez Kabe’deyim!!!…

  7. Dünya tarihinde işkecehane olarak ünlenmiş Cezaevi yahut Toplama Kampları vardır; Auswitzch, Birkenau, Sibirya Toplama Kampı, Diyarbakır Cezaevi, Suriye Tedemmur, Mısır Elkuneytra, Afganistan Şibirgan Cezaevi, Guantanamo, Suud Rubulhali çölü gibi. Bulgaristan Komunist rejimi de BELENE KAMPI ile Müslümanları burada işkence koşullarına tabi tutmaktaydı. Ben de bunun üzerine Bulgaristan Devlet Başkanı ve Komunist Partisi Genel Sekreteri TODOR JİVKOV’u BELENE KAMPI’ndan bahisle Başkent Sofya’ya bir mektup yazarak İslam Dinine davet ettim. Bu mektubum üzerinde tesirli oldu ve bizzat TODOR JİVKOV Bulgaristan’daki bu BELENE KAMPI’nın tasfiye edilmesini sağladı.

  8. ALLAH CC hazırladığı Cennetleri yahudilere, hristiyanlara, müslümanlara vadetmiyor; ya peki kime vadediyor? Sadece TAKVA Sahipleri için vadediyor… Ahmet Hakan COŞKUN’un merhum babası Müftü’ydü; “Takva nedir?!” sorusunu yöneltmiştim. Bütün saygısı ve rikkatiyle bana uzun uzun izah etmişti bu kavramı; sonra da beni oğlu Ahmet Hakan COŞKUN’la arkadaş yapmışlardı; yıl 1978-9 olacak… Takva nedir? özetle söyleyeyim; “Allah’ın cc bildirdiklerine duyarlı olmak!!!” demektir, yani “duyarlılık”!!!. Şair hassasiyeti gibi, güvercin tedirginliği gibi!!!… Bilir misiniz; niçin namaz kılarız? neden Allah’ı cc zikrederiz?!!! Tüm bu kurban gibi takdimelerimiz hep “dualarımızın kabulü için”dir!!!.. Takva “SALAT” ile ilgilidir ama “Salat nedir?!” doğru bilmek ve anlamak gerekir. Allah cc ve Melekleri Nebi’ye nasıl salat ederler; namaz mı kılarlar yoksa salavat mı getirirler?! Ey takvasız müslümanlar; insan haklarından haberiniz var mı sizin?!…
    Şair TEVFİK FİKRET, Asteğmen KUBİLAY, Seyyid RIZA, Şalcı ŞÖHRET BACI benim yüzyüze tanıştığım Veliyyullah ve Şüheda’dan Diri kimseler. Hiç kuşkusuz Pilot Sabiha GÖKÇEN’e de Dersim’de kimyasal silah kullanıp kullanmadığı sorulur Diriliş Günü. Bu ve benzeri sayısız cinayet ve katliam emirlerini kimden aldıkları da!!!…
    Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne nasıl oy veririm?! Fakat Kemal KILIÇDAROĞLU, Özgür ÖZEL, Aykut ERDOĞDU gibi şahıslar benim nazarımda “hakiki takva sahipleri”… Ve ilginçtir ki başta Yuşa as olmak üzere nice Evliya veya Şüheda tarafından mangalda kül bırakmayan bugünün müslüman kılıklılarına karşı hep uyarıldım, uzaklaştırıldım!!! Takdir sizlerin…

  9. YER DEMİR, GÖK BAKIR Ömer Zülfü LİVANELİ’nin filmi. 1980-90 arası sinemalardaydı. Ben Aşık Veysel ŞATIROĞLU gibi A’ma alemindeydim ki sinemaya gidip izleyemedim; ama işittiğim kadarıyla gördüğümü tevil edeyim ki film bir babanın iki oğlu arasına düşüp aileyi zehirleyen ideolojik savaş ortamı olan 12 Eylül 1980 öncesini yansıtıyor. Filmin sonunda müezzin minareden ikindi ezanını okuyor; baba da başını göğe kaldırıp “bir gölge düştü üzerimize!!!” diyerek son buluyor “Yer Demir, Gök Bakır”…Filmi izleyen arkadaşım Kilis’ten Dr. Mustafa CAN’ın o zamanlar filmi bana aktarımından anımsadıklarım bunlar… Benim imgelemimde “Yer Demir, Gök Bakır” Dersim 1938, Irak-Halepçe gibi… Minare olarak görünen sünnetsiz başlıklı bir füze, ailelerin üzerine düşen ikindi gölgesi!!! Devlet Baba’nın ayrıştırılan iki oğlu, çözülen aile… “Yer Demir, Gök Bakır” Şehid Seyyid RIZA’nın çaresizliği!!!..

  10. S.A. Boş şeylerle uğraşıyorsun. Güzel bir kitap yazda okuyalım. Doğruluk kerametten üstündür. Kerametler alimlerin hayzı gibidir.

    1. Hangi kitabıma para verip aldın da ben kitap yazınca okuyacaksın!? TV ekranında sporcuların arkasından ekranda görünmeye çalışmaktan gayrı nedir halin!? Yıllarca mail atıp durdun, kusura bakma ben hepsini spam olarak işaretlediğimden hiçbirini okumadım. Hadi başka kapıya…

    2. Mühendis Arif DRAMALI için cevap…Hangi kitabıma para verip aldın da ben kitap yazınca okuyacaksın!? TV ekranında sporcuların arkasından ekranda görünmeye çalışmaktan gayrı nedir halin!? Yıllarca mail atıp durdun, kusura bakma ben hepsini spam olarak işaretlediğimden hiçbirini okumadım. Hadi başka kapıya…

      1. Arif Efendi!!! Benim tüm hayatımı, emeklerimi, çilemi, aziz hatıratımı ve şehadetlerimi yüreğindeki hased, imanımı red ve inkarın yanısıra nifak ateşin içinde ukalalık ve kibir ile hiçleştirme arzuna mukabil tek bir sorum var; Sende ve Kastamonu’daki Şeyhinde Hz.İSA as’ın ŞEHADETİ var mı yoksa O’nu çarmıha sürükleyen Yahudi din adamlarınınki mi?!!!…

  11. 2004 yılıydı, DİB Hac Sağlık Ekibi içinde görev alabilmek için 40 kadar referansa talebimi ilettim. Sezar’ın hakkını Sezar’a verip Hicaz’dan o referanslarımın tümüne kart attım. Hicaz dönüşü Yalova Milletvekili MUHARREM İNCE’nin bir isim karışıklığı sebebiyle kendisine ulaşan kartımla TBMM’de bir bası toplantısı yaparak kim olduğumu merakla soruşturduğunu gördüm. “Kimi Ermiş biri diyor, kimi de başına Devlet Kuşu kondu hayırlı olsun! diyor. Kartta gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim, demiş; bakın ilgi gösterip basın toplantısı yaptım, hakikaten kim bu şahıs, samimi soruyorum; içinizde tanıyanınız var mı?!” diyordu. Konu üzerine gerek CEMİL ÇİÇEK, gerekse de OKTAY VURAL birer kısa cevapla açıklama yaptılar. Elhak, Muharrem İNCE dürüst ve namuslu bir adam. Allah cc Yar ve Yardımcısı olsun. Doğum günü de kutlu olsun. Balıkesir’den Dr.Ömer Nasuhi BİLDİK Mail: mdbildik@hotmail.com

  12. Sayın DOĞU PERİNÇEK benim nazarımda dürüst bir insan. “Kemalist Devrim” adlı kitabını okumuştum tanıştıktan sonra. 12 Eylül faşizmine ve Atatürkçülüğüne cepheden muhalif oldukları halde dikilen heykelleri kutsamalarını anlayabilmiş değildim. Çağdaş milenyumda pagan/putperest ayinlerini benimsemek “Aydın” olmak ile oksimoron/mütenakız/çelişki değil mi?! Alev ALATLI “Aydınımız kısa pantolonlu!!!” demişti. Sayın DOĞU PERİNÇEK bu şirkten henüz yeni aydınlandı. Takdire ve tebrike değer bulurum. Sayın DOĞU PERİNÇEK’in okuduğum kadim kaynaklardaki Hadis rivayetlerinde bahse konu biri olduğu kanısındayım. Rivayetlere göre “Ahirzamanda Beni Kelb kabilesinden (Türklerin o günkü namı!) topal bir adamın Deylem dağlarından (Hazar’ın batısı, Kemaliye ilh) çıkarak hayret uyandıracak bir şekilde Dünya’ya meydan okuması Kıyamet alametlerindendir!!!” deniliyor. Kaynak olarak Abdullah El-Berzenci’nin Abdullah Naim Şener tercümesi Kıyamet Alametleri kitabında veya Celaleddin Es-Suyuti rivayet Hadisleri içinde okumuş olabilirim. Artık Yeryüzü’nde İlahi Şeriat ile adil hükümranlık bir tarafa acaba iman sahibi bulunabilecek mi?! diye sormanın zamanlarındayız. Beşeri ideolojiler, çağdaş uygarlıklar topyekün bir imhanın eşiğindeler. Yeryüzünde de hakim olması için her dem dua ettiğimiz “Dağdaki Vaaz” sözlerindeki “Göklerin Krallığı” için Aaaamiiiinnn…. diyoruz. Şunun bilincinde ve ayırdındayız; Yaratılmış cümle Evrenler her dem İlahi Şeriat yasalarıyla kaimler; sizler o yasaları fizik, kimya, astronomi, biyoloji, metafizik vb hangi bilimle adlandırırsanız adlandırın Kutsal Kitapların niçin öyküler halinde vaazedildiğini ancak Kuantum fiziğini idrak ettiğinizde anlayabilirsiniz; Hz.Mevlana’nın dediği gibi “denizi bir kaseye boşaltsan ancak hacmi kadar dolar!!!”, evriminizin en azından değerli taşlar kadar fark oluşturması dileğimizdir. Taşlar var yakıtı insan ile birlikte Cehennem’in doyamayıp daha yok mu?! dediği… Öyle taşlar da var ki Allah cc korkusundan yarılıp bağrından sular akar; işte Deylem dağları bunun örnekleriyle doludur!!! Ben Sayın DOĞU PERİNÇEK’in gözü yaşlılardan olduğunun tanığıyım çünkü…

  13. Zaman Gezmeni olarak örnek şahsiyetlerin örnek ahlaklarının tanığıyım; Mele- i Ala Mukarrebun Melekler ve iki sütun olan Ruh yani Ruhulkudüs ile Hz. İsa as Kelamullah ve Kralımız, Pegamberler, Şehidler, Evliyullah… Ben fani/ölümlü insanların arasında çok çok az gördüm örnek asil ahlak sahipleri… Bugüne değin kimselere pek bahsetmesem de CHP İstanbul Milletvekili EREN ERDEM’i Ozan Yayıncılık günlerinden yani ergenlik çağlarından tanırım, benim ALFA ve OMEGA kitabımın tek nüshasını gasbedenlerden kurtarıp bana kargoyla iade etmiş, bu vesileyle uzunca bir telefon görüşmesi yapmıştık. Ahlaki örnekliği benim için bir kenz-i meknuz ( gizli hazine değerinde ) bir şahsiyet idi, benzeri bir yüksek ahlak tavrını Taksim bölgesinde Kebapçı garsonu olarak çalışan ve beni sakıncalı olarak niteleyip servis vermeyip açlığa mahkum ederek ambargo uygulayan nice benzerleri gibi düzenin uşaklığını yapanlara karşı koyarak mesleğinden istifa edip CHP’den siyasi mücadeleye atılan GÜRSEL TEKİN’de şahid olmuştum. Ambargo uygulayanlar bilmiyorlar ki kendisi açken açları doyuran bir Peygamberler Yoldaşını cezalandırıyorlar. Hayatımda hayatını ortaya koyarak bana siper olan başka bir CHP’li Ankara’dan Dr.NİHAT KIZILAY’ı da rahmet ve minnet duygularımla yadediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir