İstanbul’u dinlemeli

“O İstanbul ki, iki deniz arasında tek bir elmas parçasıdır. Cihanı aydınlatan Güneş’le tartılsa lâyıktır.”

Böyle diyordu Şair Nedim, İstanbul’u anlattığı o şahane dizelerinde…

Binlerce yıldan bu yana imparatorluklara başkentlik yapan İstanbul, her hükümdarın, her komutanın hayalini süsleyen bir şehir olmaya devam etmiştir. 330 ila 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 ila 1204 arasında Bizans İmparatorluğu, 1204 ila 1261 arasında Latin İmparatorluğu, 1453 ila 1922 arasında Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik etmiş nazlı ve efsunlu bir şehirdir İstanbul…

Hakkında şiirler yazılan, sayısız efsanelerle bezenmiş, her bir zerresi aşk kokan ender bir rüya şehirdir İstanbul. O, ilk kurulduğundan bu yana bir medeniyet şehri olarak insanlara kendini sundu. Milattan öncesinden günümüze kadar her daim ve her dem insanları büyüleyen bir efsuna sahip bu aziz şehir, aynı zamanda birçok entrikanın, ihtirasın, ihanetin, savaşın şahitliğini de yaptı. Milattan önce 680’li yıllarda İstanbul’un Sarayburnu’na hayran kalan ve buraya yerleşen Megaralılardan, Kral Septumus Severus’tan, Jüstinyen’den, Konstantin’den, ve şehri fetih ile taçlandıran Fatih’ten bu yana, her bir günü binlerce sayfa romana konu olacak, binlerce dizelerde anlatılacak bir şiir olan İstanbul bir dile gelseydi…

Ah bir dile gelseydi Şehr-i Aziz…

Anlatsaydı bize uhdesindeki aşkları, ihtirasları ve ihanetleri…

Gerçek şu ki, İstanbul zaten tüm bunları anlatıyor. O’nu dinlemek için gönül kulağınızı açmanız yeterli! Ve geçmişin dehlizlerinden bugüne gelen yıkıntı, kalıntı halinde ya da hâlâ ayak dimdik duran tarihi mekân ve yapılara ve hatta asırlık çınarlara kalp gözünüzü ve gönül kulağınızı açmanız yeterli.

İstanbul’un size anlatacağı o kadar çok şey var ki!

O, sizin O’nu dinlemenizi bekliyor!

Selçuk Alkan
– Haber Lotus –

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.