Ana Sayfa > Gündem > Örgüt Üretme Çiftliği: Türkiye

Örgüt Üretme Çiftliği: Türkiye

Sitemiz yeni kuruldu bizde acar yazar olarak hemen bir çalakalem bir şeyler yazınca hep arkası gelir zannettik, ama kolay değilmiş; okunurluk konusunda gelen yorumlar da bizi cesaretlendirmedi. Neyseki Mehmet Ali yazı istiyordu.Devam dedik elimizden geldiği kadar yazalım dedik. Köşe yazılarının kısa olması gerekiyormuş, kısa ve sözlük gerektirmeyen kelimeler kullanılmalıymış. Bunları öğrendik ve yazmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 Son yazımızda, okuyup da hatırlayan varsa iddia ettiğimiz bazı şeylerin acı veren örnekleri bir kez daha yaşandı. Hatırlanacağı üzere yazı PKK militanlarının eylemlerini görmezlikten gelmek, yapılanları da “bir takım karanlık güçler” şeklinde ifadelerle başka yönlere çekmek isteyenler üzerine bir yazıydı. Onbinlerce insanın ölümüne sebep olmuş bir örgüt neredeyse bütün bunları isteyerek yapmamış, şartlar onları mecbur etmiş gibi bir kanaat oluşturulmaya çalışılıyordu. Kimler tarafından? Örgütlü sol ya da örgütsever sol tarafından. Bu kervana son zamanlarda dini bütün görünüp zorluk karşısında çabuk parçalanan dindarlarda katıldı, ama kervan başında örgütsever solcular vardı. PKK eylemsizlik kararını uygulamak için ateşkes emri verdi; fakat ateşkesi yanlış anlayan bir örgüt mensubu bunu pim çek! At! şeklinde tersinden anladı. Yanlış anladığına göre bütün atışlar barış için olabilirdi. Şehrin ortasında üzerine bomba sarıp gezen adam, Haliçte balık tutmak için bu bombaları kullanacaktı, sonra gariban çocuklara ücretsiz balık verecekti. Bir yanlışlık sonucu polisleri avladı.

Utangaç çocuklar hemen suçu kabullenemez, ama arsız çocuklar yani örgütsever sol ve örgütsevmeye başlayan bazı dindarlarda bu suçu atacak bir yer buldular. Bu eski bir kominist geleneğiydi, sizden olmayana iftira atmak cephe savaşınının gereğiydi. Bu gelenekten gelenleri anlamak mümkün, ya dini bütün görünüp zorluk karşısında çabuk parçalananlara ne oluyordu. Birkaç gün sonra malum örgüt bu işi yaptığını, bir süre suç işlemeyeceklerini söyledikleri gün eski alışkanlık suç işleyince utandıklarından dolayı dolayı hemen kabul edemediklerini söylediler. Ardından başka bir itirafta daha bulundular dört yıl önce Batman’da öldürdükleri  kişileri bir takım karanlık güçlerin değil kendilerinin öldürdüklerini kabul ettiler. Kabul etmeseler bunları yaptığı konusunda şüphe duyulmayacak derin örgütler mi yok? Olmazsa örgütseverler uydurur.

 Her neyse abartmayalım… örgütseverler hemen yumurtladı Ergenekon mu? Birtakım güçler mi? Evet, memleketimiz örgüt üretme çiftliğine benziyordu. Son kırk yılda akla hayale gelmedik örgütler bu ülkenin münbit topraklarında kurulmuştu. Batıdan doğudan her yönden esen yellerle teşvik kredisi de alıyorlardı. Allahtan, durduk yere Allah için öldürmek isteyenlerin sayısı azdı. Devrim için öldürmek isteyenlerin öldürme içgüdüsü yani devrim olana kadar biz devirelim duygusu değişmeden devam etti. Bütün bunlar olup biterken yeni bir örgütümüz daha oldu; üzerinde terör kısmı ısrarla vurgulanan “Ergenekon terör örgütü”.Öyle bir örgütmüş ki gelmiş geçmiş bütün örgütleri içinde barındırıyormuş, doğal olarak faili bulunamayan birçok cinayette bu örgütün işiymiş. Amma ve lakin bu örgüt üyeleri birer birer yakalanmaya başlamışlar, başlamışlar da sözde içinde barındırdıkları yönettikleri örgütler kanla hesap yaparken bunların hepsini idare eden Ergenekon Terör örgütü üyeleri emeklilik haklarını kaybetmemek için tek kurşun atmadan teslim olmayı seçerek dünya örgüt literatürüne tek kurşun atmadan yakalanan “ çözülmesi güç ve eli kolu uzun çok büyük” tek örgüt tanımıyla girmişler.

Biz de tarihçiyiz ya ileride bugünleri yazacak tarihçilere bazı ipuçları verelim diye yazdık. Yoksa bu konulardan anladığımızdan değil.

Ahmet Gezgin

– Haber Lotus –

HLotus

16 thoughts on “Örgüt Üretme Çiftliği: Türkiye

  1. Sayın Ahmet Bey. “Tek kurşun atmadan yakalanan örgüt” diye temize çıkarmaya çabaladığınız Ergenekon Örgütü, gerçekten de deşifre edilme sürecinde yani 2010 yılında hiç kurşun atmadı. Kastettiğiniz buysa tamam. Ama 2009’dan geriye doğru gittikçe Ergenekonun attığı kurşunları ne siz ne de ben yerden toplayabiliriz…2009’da Danıştay’da atılan kurşunu hatırlatmama gerek var mı? Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları? Güneydoğu’daki faili meçhul kurşunlar ne olacak? Abdullah Çatlı’ların, JİTEM’in ve diğer kontrgerilla’nın 40 yıldır attığı kurşunlar ne olacak??? Öyele çalakalem birşeyler karalamakla ne yazarlık olur, ne de bire fikir kırıntısı oluşur.

  2. Sayın Gezgin. “Tek kurşun atmadan yakalanan örgüt..” dediği Ergenekon, gerçekten öyle mi? Eğer bununla, Ergenekonun deşifre edildiği 2009 ve 2010 yılları kastediliyorsa, doğru olabilir. Ama 2009’dan geriye doğru 1950’ye kadar uzanan derin bir örgüt, gladyo tipi yapılanmadan bahisle Ergenekon anlaşılmaktadır. Allah aşkına, Danıştay’a atılan kurşunu sayın Gezgin, kurşundan saymıyor mu? Ya da Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar! Ve güneydoğuda binlerce insanı kurşun yağmuruna tutan fail-i meçhuller…Jitem vs…Bence bir yazı yazmadan önce, hiç olmazsa “vicdan”ın kapısını çalmak lazım…

  3. Arkadaşım ne 50 yıllık örgütü, ne kontgerillası, ne gladyosu ya,, bunlar 6 bin yıllık mazisi olan bir organiizmanın 300 yıllık Türkiye çetesidir. Ve bozulan Devletin ta kendisidir.Devletin (rejimin) gizli olan silahlı kanadıdır… Komploymuş yuh, tarihçiysen iki defa yuh. Kazanda yavaş yavaş ısıtılıp sıçramaya mecali mecali kalmayan kurbağanın tepki veremeyişinin tepkisi olarak görüyorum yazıyı. Allah şuur basiret ihsan etsin.

  4. Alp kardeş demek ki yumurtayı atmayıp menemen yapanlardan, bak nasıl d açalışmış kafası. Danıştay danıştay diyorsun da arkadaşım, bizzat danıştay sanığının kendisi babası oğlum budur, bu amaçla değil şu amaçla bunu yapmıştır diyor, savcılık diyor ki hayır, siz bilmiyorsunuz bu amaçla yaptınız. Danıştay saldırısı ve cumhuriyet gaztesine atılan bombaları bağlayan tek şey var osman Yıldırım(Osmanım Osman) denen zatı muhteremin ifadeleri(evrim geçirerek zaman içinde eklemeler olur bunlara). Aynı Osman Yıldırım Ataşehirde(veya Ataköyde hatırlamıyorum)yapıldığını ve kendisinin de katıldığını iddia ettiği toplantının olduğunu iddia ettiği evi de keşifte bulamaz. Savcı e biz gösterelim o da burası mı değil mi söylesin diye akıl vermeye kalkar ki, bu vahamet Veli Küçük’ün avukat kızı tarafından engellenir. İşin ilginç yanı o kadar kendinizden emin konuşuyorsunuz ki, mevzuya tamamen yabancı biri size inanabilir. İşte yumurta mucizesi…Saygılar…

    1. hayati, hayatiii, hadi oğlum uyan,, uyan oğlum bak yıımıırta kırdım,, kalkta yi oğlum, zihin açıklığı verecek hadi. Gece çok sayıkladın kalk oğlum…

      Bir katilin babasının açıklamalarını delîl kabûl etmeyi savunan mantığa göre bütün katillerin ifâdelerini de doğru kabul etmeliyiz. Katilin babasının hesabına yatırılan menşei mechul paradan sonra babasının ifâdelerindeki u dönüşünü de hatırlayalım.

      Hangisine inanalım hayati bey, babasının ilk ifadelerine mi yoksa parayı ve mesajı aldıktan sonraki ifadelerine mi.

      Eşşek bile olayı çöze de…
      En sevindiğim nokta, Eşşeğin bile olayı çözebileceği bir konuda Ergenekonu savunanların deşifre olmaları ve iyot gibi açığa çıkmalarıdır.

      Yahudiler ve münafıklar bu konu vesilesiyle ayna gibi parlıyorlar.

  5. Bak sinbat arkadaşım,
    1- senin oğlun filan değilim
    2- dediğin gibi olayı tüm çelişkilere rağmen kristalize edip çözmüş bir sürü eşek bana ve benim minvalimde aklı yatmayanlara konuşma fırsatı vermemesicesine anırıyor.
    3-bu kadar hırçınlaşmanın açıklayamadığın gerekçeleri nedir?
    4-gerçekten bir insan mısın, bu amaçla proglanmış bir bot musun yoksa mankurt musun?
    5- inci de MODERASYON daki arkadaşların daha moderatif olmalarını rica etmek olacak.

  6. ayrıca bu konu vasıtasıyla parlayanlar var ama bunların münafık ve yahudi olduğu teşhisini ilk defa senden duyuyorum, bu da sinbat tuzlu yer fıstığı menşeli araşidonik asit mucizesi olsa gerek. Umarım yaftalamadan önce düşünün diye reklam yapıp düşünmeden yaftalayan bir zümreden değilsindir:)

  7. Arkadaşlar,

    Bu yazının içeriğine ben de katılmıyorum, ama yazıya düşülen yorumların da, bir itirazı dile getirmek yerine, hakaret etmeye odaklandığını düşünüyorum. Buna kimsenin hakkı yok. Bir insanın ülke meselelerine ilişkin şu veya bu görüşte olmasına bir itirazımız varsa, bunu rasyonel gerekçelerle yapalım, müstehzi ifadelerle değil.

    1. Ahmet Gezgin’in yazısına naçizane bir eleştiri getirmiştim. Yukarıda da görüleceği üzere benim eleştirim, Ergenekon’u peşinen temize çıkaran ve böyle bir örgüt olmadığına çoktan karar vermiş olan Ahmet Gezgin’i yeniden düşünmeye sevketmek içindi. Fakat Hayati Yumurta nikli şahıs, doğrudan hakaret etmiş. Herhalde kişiliği ve karakteri, bu seviyede biri olsa gerek ki “müstear ad”la asıl kimliğini deşifre edip, ne kadar basit biri olduğunu herkese göstermiş oluyor….Neyse. Ama belirteyim ki ben “Sinbat”ın da yaklaşımını sert buluyorum… Kahvehane geyiği edasıyla yazılmış satırlar… O nedenle ciddiye alınma ihtimalini, kendi eliyle kendisi öldürüyor…Nana haklı… Daha sakin olmak lazım. Adam gibi konuşmak ve tartışmak da mümkün!

  8. “Eleştirim Ergenekon’u peşinen temize çıkartanlara düşünme fırsatı vermek için” diyen sen Menemenci kardeşim, Ergenekon’a direkt hüküm giydiren kendin için (de) empatinin empatisini yapabilir misin acaba? Ergenekon konusunda varılmış bir karar var mı? Yok? Bir sürü çelişki var mı ? Var? Bu durumda sen nasıl bu meyanda fikir belirtenlere böyle çamur atma (sanki varlığı kesin olan birşeyi inkar eden sefil acınası yaratıklarmış gibi) hakkını kendinde buluyorsun( ki bu yazı da Ergenekon un(varlığı hala meçhul) varlığını inkar etmiyor ama evet ayak üzerinde duramayan iddialara dayanan bu savla inceden dalgasını geçiyor, çok tumturaklı laflar edermiş gibi ahkam keserken bizzat kendi duruşunla nasıl bir çelişki yumağı oluşturduğunun bilmem farkında mısın?
    Doğrudan hakaret ettiğimi yazmışsın..
    Doğrudan hakaret ettiğim yeri tırnak(“) içine alarak belirtirmisin…
    Konuyu hemen müstear isim kullanma ve kişilik karakter korelasyonuna bağlaman umarım ki asıl senin olayları analiz yöntemin hakkında okuyuculara fikir verir…
    Site yönetimi ile irtibata geçip yorum yazarken kaydettiğim mail adresimi istersen oradan benimle direkt irtibata geçebilirsin…
    Pembe yanaklarınızdan sevgi ve hürmetle öperim.

  9. Tartismalari ilgiyle izliyorum. Bence Ahmet Gezgin`in yazilari, en basindan beri diger yazilariyla birlikte okunmali. Ancak o zaman anlamini buluyor. Sadece bir yazisini ele alip, oradan haksiz genellemelere gitmek dogru degil. Daha sakin ve on yargisiz bir gozle okursaniz aslinda yazarin ne dedigi acikca anlasilir. Lutfen sukunet ve anlayis.

  10. Ahmet Gezgin`i anlayacak capta olmayan sizler. Once bir okuyun ve anlamaya calisin. Ondan sonra ne diyecekseniz deyin. Unlu bir apaci sozu var: `Silahlari gomduk ama yerlerini unutmadik` der…Herkes kendine gelsin, yoksa olan olur…

  11. Hangi çağda yaşıyoruz? Bu ne kabalık? Buradaki insanları tehdit etmek de ne demek? Abdullah fena “bozulmus” galiba…. Lakin hatırlatmak isterim ki, fikir, kabadayılıkla olacak bir eylem değildir. Ahmet Gezgin’in neyi var ki biz onu anlayacak kapasitede olmayalım? Türkiye’nin önde gelen düşünce adamlarından mı da, biz mi tanımıyoruz kendisini! Adını ilk kez bu “önemli sitede” duydum… Biraz da google’da arama yaptım… Kitap satıcısı imiş… Lakin fikir, kitaba benzemez… Alınması da satılması da imkansızdır… Herşey bir yana, birisi bir yazı yazıyor, arkasından da fedaileri ortaya çıkıp ahkam kesiyor. Efendiler, uyanın! Artık 21.yy’dayız… Bu ortaçağ kafası çok geride kaldı! Son sözüm de Hayati Yumurlayan’a… Hakaretinin ne olduğunu alıntılamama gerek yok. Dönüp bakarsan dalga geçtiğin kelimeleri kendin de görürsün… Bana “tumturaklı laflar” ettiğimi hatırlatmana ise sadece güldüm… Dediğim şuydu: Jitem’den tut da bugüne kadar fail-i meçhuller ile Danıştay gibi apaçık yapılan saldırılar, bugün mahkemede yargılanıyor ve tümünün ortak paydası olarak “ergenekon” adı gösteriliyor. Bunun neresi tumturaklı? Kaldı ki, mahkeme karar vermedi evet ama siz (Ahmet Gezgin de)niye böyle bir örgüt olmadığına bu kadar eminsiniz? Hayırdır… Mahkeme bitmeden bu tutum niye?… Hayaticiğim…Eğer fikrin varsa buyur meydan senin, söyle biz de keyifle okuyalım. Yok eğer sadece sataşma arıyorsan, sana tavsiyem kuluçkaya dönmen, çünkü yumurtalar soğuyor!

  12. Hala demagoji yapıyorsun Menemenci, sen bir fikir sundum eleştiri yaptım diyorsun, neden Ergenekonu hemen aklıyorsunuz deyip sen karalıyorsun, hala bu çelişkini görmeyip demagoji yapmaya devam ediyorsun. Bir sürü tutarsızlık ve çelişkilerle dolu bir senaryoya sen inanıyor olabilirsin veya birileri sana inanmanı empoze etmiş olabilir, sorgulamadan buna iman da edebilirsin. kanıt diye sunduğun cümleye bak. Geçmişte olan onca olay, Jitem vs vs nin faili meçhullerin sorumlusu kim? Bu soruyu sorunca Ergenekon cevabı direkt çıkıyor haa..Bu mu? Ne Günah keçisiymiş arkadaş..Madendeki grizu patlamasını bile Ergenekonla ilişkilendirmeye çalışan bir zihniyete şüpheyle yaklaşmak suç, ama varlığı yokluğu( var ise şayet o ergenekonun bu önümüze sunulan olduğundan da şüpheliyim o ayrı konu) belli olmayan böyle bir günah keçisinin kesinkes var olduğuna iman edip saçma sapan tutarsız iddialarla içerde tutulan herkesin ergenekon üyesi olduğuna iman edip mahkemeden önce hükmü giydirmek ise gayet demokratik ve doğru bir eylem öyle mi.. sabah sabah neşe kaynağım oldun… Abdullah efendinin tavrını ben de sevmedim umarım konuyu saptırmak için ikinci bir müstear isimle sen girmemişsindir o entryleri de(ergenekon bilirkişileri olayları böyle sorgulamayı öğretti işte ne yaparsın)

    ve son tekrar, laf salatasını bırak bir hakaret varsa tırnak içinde göster ki görelim , “sen bilirsin ne göstericem” gibi kaypak cevaplar verme, bunu yap ki ortada bir hakaret var mı yok mu görelim, yok cımbızlama ile öyle gözüken bir laf var ise bunun hangi lafa istinaden edilen bir laf olduğunu görerek, konuya eşek anlayışıyla yaklaşanlara sadece o kişinin savını kabul ederek oturan oturtan bir cevap verildiğinde, neden onun değil benim hakaret ediyor olduğum sorusunun cevabını da senden alalım(şayet konu bu ise) kim bilir belki sinbat da üçüncü müstear ismindir de çok dokunmuştur sana o cevap ama öyle lafa böyle cevap derlerya bence hakkaten tam oturdu,öyle ortadan gol atmasam ayıp olurdu..(Alp Menemenci yi birinci müstear olarak alıyorum, kafana göre müstear isim, seviye, karakter, kişilik analizi yapıyorsun anında ya, bunun gerçek olup olmadığı ne malum)
    Tekrar öpüyorum pembe yanaklarından sevgi ve hürmetle

  13. Tumturaklı:tdk’ya göre “(söz ve anlatım için) anlama bir şey katmayan, bir anlam bildirmeyen ama kulağa hoş gelen, gösterişli” demekmiş.

    ilk ettiğin laflara bakarsan ne kadar tumturaklı olduğunu görürsün,akabinde 21. yy ortaçağ, fikir ,düşünce laflarını ağzından düşürmeden bir ağız dolusu laf ediyorsun ama ortaya bu savların doğruluğunu kanıtlar herhangi bir şey koymadığın gibi koymuş gibi yapıyorsun. Yani kelimeyi gayet yerinde kullanmışım. “Buklet” okumaktan anadilindeki kelimelerin asıl anlamlarının zihnindeki karşılığında kayma oldu herhalde ki tumturaklıdan kimbilir ne anlıyorsun…hala açmazında ısrar, “vay nasıl emin siniz Ergenekon un olmadığından ? ” modu.. sorun şu senin varlığından ve bu savın doğru olduğundan bu kadar emin olman asıl sorun… ısrarla konuyu çarpıtma, mugalata yapma, bu dava ayakları yere basmayan savlara oturuyor, oturmaya çalıştığı ayakları sayayım…
    -tuncay güney (artık itiraf demek istemiyorum ama sufleleri)
    -Osman yıldırımın (sufleleri)(hayat hikayesini sicilini kişiliğini incelemeni tavsiye ederim, kişilik analizinde çok iyisin ya)

    Bu kişilerin söylediklerine sorgusuz sualsiz iman edip bunları kanıt olarak kabul edenler mesela hanefi avcı işlerine gelmeyen bir şey dediğinde hani kanıt diyorlar.. şaka gibi…

    son bir ekleme: alparslan arslanla cumhuriyet bombaları ve ergenekonu bağlamak için dayanılan osman yıldırımın sonradan verdiği ek ifadeye göre, muzaffer tekin ataşehirde bu bombaları onunda katıldığı bir toplantıda vermiş, ifade de zaman ve tarih veren osman yıldırımın bu savı baz istasyonu kayıtlarının istenmesi ile bu kişilerin o tarihte bir arada olmadıklarının hatta muzaffer yıldırımın balıkesirde olduğunun anlaşılması nedeniyle sakatlandı, bu kez yangından mal kaçırır gibi osman yıldırımın bildiğini iddia ettiği evi göstermesi için, kendisine evin gösterileceği bir keşifle bu toplantının var olduğunu kanıtlama çabası da veli küçük ün avukat kızı sayesinde engellendi,engellendi derken osman yıldırım 5 saat ataşehirde dolaşmasına ve evin önü gazeteci dolu olmasına rağmen evi bulamadı.
    veli küçükle alparslanı beraber gösterdiği iddia edilen fotoğraftaki gencin yurtdışındaki bir azeri genç olması ve bunun açığa çıkmasından önce senin gibi bu işine gelen (un)real gerçek hakkında kıyameti kopartanların, sonra bu olay hiç olmamış gibi davranmasını hatırlatmıyorum bile…

    ümraniyede bulunan el bombalarının cumhuriyet gazetesine atılanlar olduğu savına gelince, bunun böyle olduğu savcılığın iddiası, osman yıldırımın ifadesi bile savcının iddiasını destekleyecek şekilde daha sonradan geldi, bombalar yumurta kartonunda bulunmuş(bunlar 30 gözlü olur) ve ikisi boşmuş yani 28 bomba var ve sanki tam otuz olması farzmış gibi eksik olan iki tanenin cumhuriyet gazetesine atılanlar olduğu iddia !!! ediliyor…kör gözüm parmağına… aynı seriden oldukları yönünde koparrtılan kıyamet ise yalan!!! bombalar farklı farklı seri ve kafile numaralarından ve cumhuriyete atılan bombaların seri ve kafilesine ait bir bomba bu kolide yok… olsa idi dahi bu o bombaların bu koliden çıktığının kanıtı olamazdı….daha sonra fünyesi ve patlayacısı çıkartılan o bombalar yangından mal kaçırır gibi imha eidldi, ne dersin ergenekon mu imha etti onları… bu hikaye uzar gider de

    benim asıl sormak istediğim bu kadar şaibeye rağmen asıl sen nasıl hemen hüküm giydiriyorsun bu davadan tutuklu olanların kesinkes suçlu ,terörist olduğuna dair onu deyiver, sen nasıl hemen aklıyorsun diye konuyu çarpıtacağına..

    Hadi bakalım bu konulara iyice çalış, allah zihin açıklığı versin,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.