Özgürlük Serüveni 2

OZGURLUK2

ATLANTİK’TEN PASİFİK’E

İKİ OKYANUS ARASINDA

AMERİKA

Pima County Health Department 7.7.2000 tarihinde P.P.D. Intermediate (Mantoux) deri testi sonuçlarımı verdi; tüberküloz mikrobu taşımıyorum!.. PPD kartımla birlikte Gospel Rescue Mission adlı Baptist kilisesine bağlı Homeless Shelter‘ına alındım. Güvenlik kontrolüm yapıldı ve dışarıyla irtibatım kesildi! Havlu ve çarşafımı alıp yirmi dört kişilik ikinci koğuşun en dipteki boş üst ranzası benim evim artık! Her akşam saat 19.00’da başlayan Chapel Service (Kilise İbadet Saati) öncesinde zorunlu gusül için hamama götürüldüm! Şok!!!.. Herkes çırılçıplak ve sünnetli!.. Burada barındığım süre içinde her akşam bu manzaraya katlanmak zorundaydım! Sadece bu da değil; tuvaletler açık ve toplu haldeydi! Pislik, iğrenç bir ortam!!!.. Homeless‘ların (Evsiz’lerin) bir kısmı cezaevlerinden yeni tahliye olmuş kimselerdi; kimisi yaşlı, kimisi drug-uyuşturucu bağımlısı, kimisi de akıl sağlığı yerinde olmayan Amerikan vatandaşlarıydı…

En kötüsüyse koğuşta uyumanın imkansız oluşu; dışarıdaki Arizona Çöl sıcağından ziyade, hiçbir ahlaki kural tanımayıp akşamdan sabaha kadar osurmaları, leş!!!..

Gaz maskesine ihtiyacım var, bu gevurların osuruğu cinli!!!.. AIDS, Hepatit, Frengi gibi bir bulaşıcı hastalık kapmadan buralardan kurtulabilmek tek arzum!!!.. ‘Welcome to America!‘ (Amerika’ya Hoş Geldiniz!)…

Gündüzleri sabah 07.00’den akşam saat 17.00’ye kadar çöl sıcağı altında dolaşmak zorundayız; Shelter kapalı!!!.. Akşam olup da önümüze konulan yemekse; lapa, bulamaç ve domuz!!!.. ‘I am hungry, I am thirsty, I am stranger!!!’ (Açım, susuzum, yabancıyım!!!)

Chapel Service saatinde kilisede toplanıyor ve tüm homeless arkadaşlar ile hep bir ağızdan, piyano ve notalar eşliğinde İngilizce ilahiler söylüyoruz! Sonra bir kilise vaizi mikrofona geçiyor; adeta vaaz vermiyor, kıçını yırtıyor cazgır!.. Amerikan vecizesi; ‘Religion is his business!’ (Din onun işadamlığı!)…

Ve kurallar.. kurallar… Bazı görevliler Nazi subayı gibi, adeta bir toplama kampındayız! Auschwitz’de Zyklon-B gazıyla ölüm sırasını bekleyen bir yahudi gibi hissediyorum kendimi burada!..

On saat Güneş altındaki çöl sıcağında avare dolaşıp akşam saat 17.00 olduğunda Shelter önünde kuyruk olup bekleşiyoruz tüm homeless’lar!.. Ayaklarımız dolaşmaktan şişmiş ve parçalanmış, gırtlak ve ciğerlerimiz susuz yanıyor; buna rağmen Güneş’in altında saatin 17.00 olmasını bekliyoruz Shelter’a giriş için!.. Homeless’lar gündüz saat 10.00 civarında Main Library (Merkez Kütüphane) açılışı için bekleşirlerken etrafı kokuya boğarlar! Homeless’lar Cafe’lere alınmadıklarından tek hayat kaynağı olan Restroom (Lavabo) için Main Library önündedirler! Yol kavşakları ve parklarda ellerinde ‘food or pray!’ (yiyecek ya da dua!) yazılı kartonlarıyla karşılaştıklarım; akşam olunca birlikte kaldığımız ranza komşum olan homeless arkadaşlarım!!!..

Gospel Rescue Mission… Baptist kilisesi… Vakit akşam… ‘Shelter’ yani barınaktayım… Gömleğimi ve gündüzleri çöl sıcağında Güneş altında başımdan çıkarmadığım beyaz denizci kaptan kasketimi ranzama bitişik dolabın dışındaki yan çiviye astım… Alt ranzamda yatan at hırsızı cüsseli homeless başımda belirdi;

– Bana bak!!! Bu dolap benim evim!!! Anladın mı?!!!  diyerek rakibini tek yumrukta nakavt etmek için sabırsızlanan ağır sıklet boksörü gibi burnundan burnuma soludu!!!.. Anladım; Amerikalı iri çocuğun bilinçaltı uygarlık evrenini!!!.. Neyse ki tüm homeless’lar böyle değil; annesi Komançi Kızılderili, babasıysa Hispanik olan cezaevinden yeni çıkmış bir Texaslı’yla arkadaş olduk! Dindar bir Baptist bu arkadaşım; benim için duacı!..

Kilisede kollarını haça gerili Hz. İsa aleyhisselam gibi açarak Baba’ya yakaran homeless arkadaşlarım da var!.. Duanın önemini burada kavradım!!!.. Baptist hristiyanlar oldukça dindar insanlar ve United States (Birleşik Devletler, ABD) genelinde en örgütlü kilise!.. Baptistlerin içinde anti-İslam fanatikler olduğu gibi, gözyaşları içerisinde dua eden çok samimi hristiyanlar da var!.. Baptistler Cumhuriyetçi Parti’nin (Fil amblemi /George Bush) oy tabanı!.. Demokrat Parti’li (Eşek amblemi) Başkan Bill Clinton’ın da Holy Bible (Kutsal Kitap/Kitab-ı Mukaddes) Vaizi bir Baptist olduğunu öğrenince şaşırdım! Baptistler misyoner!!!..

Catholic Social Service, Greek Orthodox Church, Quaker Friends Missionhouse, Islamic Center, United Submitters International, Jehowah’s Witnesses ve Jewish Community Center ile temas kurmam da bir işe yaramadı!!!.. Jewish Community Center da yahudi olmayana kapalı olduklarını ifade edince beş yüzyıl süren Osmanlı misafirperverliği çölde bir serap olup gözlerimin önünden akıp geçti!!!..

Yutkundum!!!..

Phoenix’ten Mike Reynolds isimli bir Zen Budisti Tucson’daki ‘İncil Kurtarma Misyonu’ demek olan Gospel Rescue Mission’dan beni kurtarmaya geldi!!!.. Phoenix mitolojik Anka Kuşu yani Ben-nu!!!.. Arizona State’in başkenti!..

Phoenix’e ulaşmam hiç kolay olmamıştı zira!!!.. Amerika Birleşik Devletleri’ne Lufthansa ile Frankfurt üzerinden ulaştığımızda Washington DC Dulles Havaalanı’nda uçak içinde saatlerce beklemiştik, Phoenix’e uçabilmek için!!!.. Havalandığımızda altımızdan Eyaletler akıp geçmekteydi; Virginia, Tennessee, Missisipi River sonrasında Arkansas… Oklahoma semalarına vardığımızda karanlık çökmüştü, Texas petrol rafinerilerinin yanan ateşleri görülüyordu ki New Mexico semalarında bir şimşek denizi üzerinden geçtik; havadaki ‘tornado’ (hortum) sebebiyle beklemek zorunda kalmıştık zira!..

Mike Reynolds ile Phoenix’e yeniden ulaşabilmek için Tucson’dan yola çıktık!.. Tucson El-Paso ile Phoenix arasında Meksika’ya yakın bir şehir; ‘çölde açmış bir çiçek’ denir Tucson için… Phoenix’e ilk indiğimde geceydi, şimdi gündüz gözüyle görmenin heyecanı içerisindeyim!.. Kaktüslü yamaçların arasından çölde yol alıp Selma Highway altından geçerek nihayet selamladık o gizemli Ben-nu/Anka Kuşu’nu!.. Phoenix çöle yayılmış büyük bir yerleşim yeri; önce Havaalanı derken Downtown’ı uzaktan seyrederek Mike Reynolds’ın Greenway’de bir home-office olan misafirhanesine ulaştık!.. Phoenix’ten sonrası LA yani California/Los Angeles!!!.. Pisgah Crater California sınırları içerisinde kalırken Grand Canyon ise Nevada/Las Vegas tarafında!..

Home-office feng-shui kurallarına göre dizayn edilmiş bir işyeri-ev!.. Zen Budisti ev sahibim Mike Reynolds günün önemli bir kısmını meditasyonuna ayırıyor!.. Fakat bu meditasyonlar bir Doğulu gibi değil, Batılı bir işadamı gibi; dolayısıyla bana herşey bir aksesuardan ibaret görünüyor, ruhu materyalist!!!.. Zira Mike Reynolds aslen Katolik olan 68 model bir Hippie!!!.. Carlos Casteneda, Fritjhof Capra okuduğu entellektüeller ama Mevlana ve Yunus Emre’den bîhaber!.. Helena Blawatski, Gurdjief, İdris Şah, Mircae Eliade, Rene Guenon ve Fritjhof Schuon’dan ismen haberli ama Muhyiddin İbnül-Arabi’den bîhaber!.. Herşeye rağmen meditasyon egzersizleri sebebiyle durugörü yeteneği gelişmiş birisi; böyle bir meditasyon sonucu Phoenix’ten Tucson’a beni kurtarmaya gelmişti!.. Meditasyon sonrası aldığı mesajı kağıda resmedip bana gösterdi; nedir bu? diye!.. Baktım, kağıtta; ‘Fi Sebilillah!’ yazıyor arapça!.. Bu yazının anlamını sordu bana!?

Mike Reynolds’a Kabe’nin ‘Alfa ve Omega’ görüntüsü içindeki fotoğrafını, Mevlana Celaleddini Rumi’nin ‘Kabri Saadet’ resmiyle Semazenlerin bir kartpostalını hediye ettim! ‘Fi Sebilillah!’ yolunu gösterdim!!!..

Mike Reynolds bir 68 kuşağı olarak 2.Dünya Savaşı’ndan kalma Japon askeri gibi!.. Nirvana’nın yolunu soruyor bana!? Bedevi kayıp devesini sarayın çatısında ararken Kral da saraya giden yolu bedeviden soruyor:) Hippie olduğu gençlik yıllarında Satori’ye erebilmek için LSD kullanmış, fakat sonuç mafiş!!!.. Şimdilerde bir Zen Budisti! Spermini yani Solar Plexus bilinç düzeyini Kundalini enerjisiyle Beyin’ine, Hipofiz bilinç düzeyine çıkartıp Buddha bilincine erebilmek amacı!.. Phoenix’te suyun üstüne çıkmış bir Lotus olabilmek!!!.. Peki eksik olan ne?! Amerikan kapitalizmi içerisinde bir Zen Budisti olarak yaşayıp Buddhi olabilmek mümkün mü, değil mi?!.. Taklitten Tahkike ulaşabilmek için gereken ne?!..

Kafamda bu sorularla yeniden Tucson’a döndüm; The Salvation Army Hospitality House (Kurtuluş Ordusu Kilisesi Homeless Misafirhanesi) yeni adresim!.. Tucson The Salvation Army Shelter’ında Amerikan toplumu ile hristiyanlığı daha yakından tanıma imkanı buldum! Amerika protestan, protestanlıksa ‘step by step’ (adım adım) materyalizm! İslam puritenizmi olan Selefilik ile benzeşmekte! Materyalize olmanın yani katılaşmanın sonuçlarını moniterize etmek gerekir! Örneğin saldırganlık (işgal, terör, despotizm) bu göstergelerden sadece biridir! Amerika’daki (USA) Katolikler de protestanlaşmış, farkı biliyorlar ama bir farkları da kalmamış; ortak paydaları ‘individualism’ (ben merkezcilik, bireycilik)!!! Peygamberler’in özellikle de Mesih İsa’nın (aleyhisselam) Ruhani komunist yaşam tarzından eser yok!!! Kucağındaki Haç ile gözlerinden yaş süzülen Hz. Meryem aleyhisselam heykeli ayakta, geriye kalmış olan sadece bu!!!..

Protestan materyalizmine karşı çözüm Yehova’nın Şahitliği de değil! Zira onlar da aynı sayrık sistemin bir tedavi kompartmanı; protestanlığın bir sonucu olan drug bağımlılarının yine protestan shelter’larında barındırılması gibi! Hristiyanlar sorun çözmüyor; ‘Jesus loves You!’ (Hz. İsa aleyhisselam Seni seviyor!) diyor. Hristiyanların kaybettiği bir şey var, sadece hristiyanların değil tüm dinlerin kaybettiği bir şey, o da her şey; ‘Holy Spirit!’ (Kutsal Ruh)!!!

devamı haftaya …

Dr. Ömer Nasuhi Bildik

25 Ekim 2015

 – Haber Lotus –

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.