Ana Sayfa > Gündem > “Bedelli Askerlik” adı yanlış konulmuş bir CEZA’dır

“Bedelli Askerlik” adı yanlış konulmuş bir CEZA’dır

Bugün bir çok meselede insanların nabzını öğrenmek için sosyal medya kullanılıyor. Bedelli Askerlik konusunda da sosyal medyada ortalık karışık. Twitter ve Facebook’ta herkes Bedelli konusunda Sn. Başbakan’ın “Böyle proje mi olur. Bu kiminle konuşulmuş. Sokakta birileri bir şeyler söylüyor. Bedelli askerlik olur mu olmaz mı? Bu ne getirir ne götürür. Bu ülkede parası olan var olmayan var. Şimdi siz kalkıpta parası olana buyur kullan diyeceksin, parası olmayana o da gitsin yapsın diyeceksin. Bunu adalet terazisine oturtmak zorundasınız. Benim vatandaşımın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini biz bilseydik, bugüne kadar çoktan hallederdik. Ben böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremem. Böyle bir şeyi referanduma götürürüz.” Sözlerinin olduğu videoyu paylaşıyor ve konuşuyor..

Yani insanlar Başbakan’ın bugünlerde Bedelli Askerlik konusunda “adalet terazisine oturtmak “ sözündeki hassasiyetine rağmen kendiyle çeliştiğini düşünüyorlar. Bu konuda Başbakan ve çevresinin çok özenli ve dikkatli olmasında fayda var.

 

Askerlik ve Vergi

Bir devletin varlığının devamlılığı için vergi olmazsa olmazdır, karşılıksız ve zorunludur, henüz askerlik de böyledir. Karşılıksız ve zorunlu. Vergisini zamanında ödemeyenlere ceza uygulanır ve cebren alınır. Cezasını nakdi olarak ödemeyenlere hapis cezası bile verilebilir. Peki askerlik hizmetini zamanında yapmayanlara neden bir ceza uygulanmıyor. Aslında uygulanıyor ama yasalarda boşluklar fazla olduğundan insanlar cezalı duruma düşmeden bu kaçışı yasal yollarla yapıyorlar. Sağlık raporları, öğrencilik (mastır ve doktoralar) vs. askere gitmemek için geçerli bahaneler. Kimisi gerçekten korktuğu için kimisi işlerinden dolayı gitmiyor, kimisi de ideolojik olarak askerliği kendine yakıştırmıyor. Bir süre sonra bu insanlar birikiyor ve askere alınmalarının bir anlamı da kalmıyor. Çünkü yaşlanıyorlar. Bunların sayısı 15-20 senede bir yüzbinleri buluyor. Devletler buradan çıkar yolu “Bedelli Aslerlik” adı altında bir uygulamayla buluyorlar. Yani ya bu kaçışı engelleyeceksin ya da bu uygulamayı yapmaya mecbursun.

 

Sorunun adını yanlış koymak çözümü baltalıyor…

Bedelli Askerlik, toplum tarafından bir mükafat olarak algılanıyor. Bu da bir infiale sebep oluyor ki, durumu en gerçekçi yanlarıyla görüp destekleyenler bile bedelli askerlik konusunda vicdanlarında oluşan titreşimi engelleyemiyorlar. Çünkü sorunun adı yanlış konulmuş. Bu sorunun çözümüne “Bedelli Askerlik” değil de “Askerlik Cezası” denilse kimsenin vicdanı sarsılmamış ve incinmemiş olacak. Bugün gerçekten maddi gücü zayıf olan aileler incitilmiş durumdalar. Hele bunların çocukları ve askerlik hizmetini şuan yapanlar-yapacak olanlar için durum çok daha vahim. “Her fakir asker doğar” diye bir söz internette dolanıyor ki, durumun ciddiyetini gösterir nitelikte. Bu incitilmişlik duygusu önünde kim varsa silip süpürebilir. Başbakan burada açık hedef haline getirildi, oysa bunu hangi hükümet olursa olsun uygulamakta mecbur, çünkü yaşlı insanlar TSK’nın işine yaramıyor ve zaten asker fazlası var. Bunu bilsek de vicdanlarımız söz dinlemiyor, yukarıda ki açıklamaya göre Sn. Başbakan’ın da içine sinmiyor. Çünkü meselenin adı yanlış konulmuş, buna bedelli askerlik değil, askerlik cezası denmeli ve 20 küsür günlük askeriyede geçirilen süreyi de bir ziyaretçi gibi değil, hizmetçi gibi geçirmelidirler. Çöpleri toplamalılar, yerleri silmeliler, gerekiyorsa bot boyamalılar. Başlı başına ceza olmalı. Diğer tarafta aynı şartlarda doğmadıkları için, görevlerini zamanında yaptıkları için, çile çeken anadolu evladı da kendini ezilmişlikten kurtarsın, itibarı sarsılmasın. Ve adalet tesis edecekse ancak böyle tesis edebilir. Zamanları kıymetli olduğu için askere “gelemeyen” bu “ihtiyarlar” da cezai müeyyideyi paralarını vererek ve 20 küsür gün hizmet ederek sonlandırıp, işlerinin başına dönerler.

Yani adını doğru koyduğumuzda her şey daha bir yerli yerine oturur.

Herkes rahatlar.

Dibin Notu: Profesyonel orduya geçilmediği sürece bu sorunların tam olarak çözülmesi pek mümkün görünmüyor. Aldıkları eğitimin tartışmalı olduğu 20 yaşındaki çocukların dağlara Pkk ile mücadeleye göndermek veya subay ve ailelerinin özel işlerinde kullandırmak, vicdanları sarsmaya devam edecektir.

Serhan Varol

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.