Ana Sayfa > Selçuk Alkan (Page 2)

Sorular Hayata Anlam Katar mı?

Merak etmek ve sormak, insanın dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasıdır. Soru soran insan özgür düşünen insandır; özgür düşünen insan, hazır telkin edilmiş kalıpların dışına çıkarak hayatı sorgular, anlamlandırır. Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez. Sorularımızın kalitesi arttıkça hayatımızın kalitesi de artar. Hem özel, hem de iş hayatımızda ne kadar nitelikli sorular sorabilirsek

Tamamını Oku

Aşk Zekası

Biz, birisine kırıldığımızda “Aşk Olsun” diyen bir toplumuz. Birisinden bir şey rica ettiğimizde “Allah aşkına” deriz. Yüzyıllardan bu yana Yunus Emre, Mevlânâ gibi âşıklar yetiştirmişiz. Halk ozanlarımız birer âşıktır. Aşk için ölümü göze alan nadide toplumlardan biriyiz; hatta Şirin’i için dağları delen efsanelerin kralı Ferhat, bizim hamurumuzla yoğurulmuş bir kişiliktir. Aşk

Tamamını Oku

Osmanlı Tokadı Dizisi’nin Anlattıkları…

Nasıl ki şeytanın vesvesesine yenilip Allah’tan ümit kesmezsem, düşmanın dolduruşuna gelip sevdiğimden de ümit kesmem. Çünkü ümit kesmek yüz çevirmektir, sevdiğine güvenmemektedir. Seven kişi, sevgilinin aşkına güvendikten sonra yolda kalmaz; bir yıldız da yol gösterebilir ona, bir şiir de elinden tutabilir. Hatta gerçekten severse bir tavşanı bile takip ederek bulabilir

Tamamını Oku

Mutlu Çocuk Yetiştirmek İçin de Uğraşsak!

Bugün gördüm billboardlarda, dereceye giren LYS birincilerini… Bir dershane reklamını yapıyor tabi, öğrencilerin de kocaman resimlerini ekleyerek… Hakları tabi, bir şey diyemem… Çocuklarımızı da kutluyorum… Lakin bir şey içimi acıttı be! O çocuklar dereceye girmişler amma renkleri solgun, yüzleri bembeyaz, yüzleri sivilcelerle dolu, bön bön bakıyorlar be abi… Bir araştırma

Tamamını Oku

Bizim Gemi Niye Böyle Oldu?

Bir gemi çıkmıştı yola… İçindekiler, tayfasıyla, işçisiyle, kaptanıyla, kaptan yardımcısıyla hep beraber karar vermişlerdi bu yolculuğa… Her ne kadar aralarında kişilik ve fikir uyuşmazlığı olsa da, bir araya toplanarak ortak noktalarda buluşmuşlardı ve en zengin, en verimli ve en güzel limanlara doğru yol alacaklardı. Çünkü Tanrı isteseydi herkesi tek tip

Tamamını Oku

Kâğıt mı? Ekran mı?

Evet görüyordum… Herkes “okuyordu.” Evet, kim demiş insanımız okumuyor diye… Herkes kafasını eğmiş ve okuyordu… Gladyatör savaşçıları misali kalabalıkların arasından zor belâ kendimi metrobüsün içine attığımda her şey değişmişti bir an… Zincirlikuyu’nun loş ve basık yol altı metrobüs durağının mahşer kalabalığı dışarıda nümayişini devam ettirirken, “ne oldu da böyle birden bire

Tamamını Oku