Ana Sayfa > Gündem > Bu Ülkede Yayın Hayatı Tam Bir Bataklık 2

Bu Ülkede Yayın Hayatı Tam Bir Bataklık 2

İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Varsıl bir ailenin çocuğudur. Evleri gözde semtlerden birindedir. Deniz manzaralıdır. Çocuk, eğitim düzeyi yüksek olan paralı okullara gönderilir. Ev ödevlerini özel öğretmenlerle yapar ya da hangi derste bir düşüş yaşarsa hemen bir özel öğretmen tutulur. Okulda verilen iki yabancı dilin pekiştirilmesi için yazın o dillerin konuşulduğu ülkelere gidilir. Bu uygulama bilgi ve görgünün arttırılması açısından da çocuğa iyi gelir.

Bunun dışında dans kurslarından kayağa değin, yüzmeye, tenise, boyu kısaysa uzasın diye basketbola, voleybola ve çocuğun istediği diğerlerine gönderilir.

Okuldaki etkinliklerden de geri bırakılmaz. Tiyatro, şiir, müzik, resim… Ve kompozisyon! Kalemi güçlüdür. Eli kalem tutmaya başladığı günlerden bu yana günlük tutmuştur. Edebiyat öğretmenini şaşırtacak ölçülerde ilginç olayları ele almakta ve nakış işler gibi yazmaktadır. Yarışmalarda birinci olur. İkincilik ve üçüncülük hakkının yenildiği kuşkusuna yol açar.

Yüksek okulu yurtdışında ünü büyük bir üniversitede okur. Mastırını yine ünü büyük bir başka üniversitede verir. Diplomalarla yurda döner.

*

Bu bir profildir. Eksiği vardır, fazlası vardır ancak çizgi budur. Vardır gerçektir.

Bu profilde ilk göze çarpacak olan şey aşırı bir kendine güven, birey olarak bir sınıf bilinciyle şahlanıştır. Defterdarlıktaki memurluk onun için aczin karşılığıdır. Çünkü insanın hedefi olmalıdır. Yaşam onun için bir ödüldür, sürmemesi için bir neden yoktur.

İlk kitabını yazar. Para kazanmanın lafı bile olmaz. En iyi baskı ve kitabın tanıtımının gerektiği gibi yapılması önemlidir.

Adı çok duyulan yayınevleri, kendisine yardımcı olacak yazar dostlar, yazar abiler, televizyonlar, gazeteler, dergiler ve tüm bunlarla ilgili tanışıklıklar, dostluklar İstanbul’dadır; kitap, vitrinlerde bol ışık alan yerlere konur.

Her şeyden biraz bir şeyler biliyorsanız, giyiminiz, kuşamınız, biraz da fiziğiniz varsa, onca eğitimin, kursların, sertifikaların ve diplomaların karşılığı olan o aşırı güven aklı başında lâflarla televizyonlara yakışacaktır; söyleşide renk olacaktır. İşte reklam budur. Kitaptan yazara değil, yazardan kitaba gidilmektedir.

Popüler olmanın yolu böyle açılır. Televizyondan sonra bir gazetede söyleşi, sonra bir dergide. Tüm bunlara değer olup olmadığının kanıtıysa kitaplarının satışıyla tescillenecektir. Kitabı çoksatar. Satmaması mümkün değildir, bir şekilde sağlanır, en kolayıdır. Baskı hızına matbaalar zor yetişir olur. Beşinci, altıncı, yedinci derken yine televizyonlar, dergiler, gazeteler, yetmiyorsa billboardlar ve ardından bir kitap daha. Bu kadar mı? Hayır. O bir tansık gibi, bir lütuf gibi halkın arasında boy göstermelere başlar. Okuyucusuyla buluşur. Bu, tüm kitap fuarlarının imza günlerinde, söyleşi günlerinde gerçekleşir. “Ne Bilsin İnsanlar” onu merak ederler ve giderler. Fotoğraf çektirenleri de olur.

Popüler kültür bir cemaatleşmedir.

Bu cemaatin dışındaysan yapabileceğin bir şey yoktur. Boşuna çabalarla sinirlerini bozmanın dışında bir şey olmaz. Yeteneksiz olduğuna inanmaya başlarsın. Belki öyledir belki de tam tersi. Nasıl olursa olsun bu kimsenin umurunda olmaz.

*

Marks mı, Engels mi yoksa bir başkası mı şöyle demiş: “Sömürücü sınıfın iktidarı yok edilen halk yetenekleri üstünde yükselir.”

Halil İbrahim Balkaş

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.