Ana Sayfa > Gündem > Bu Ülkenin İnsanları

Bu Ülkenin İnsanları

buulke

Hangi bir millet onlar kadar cefâkar. Hangi bir ulus onlar kadar fedakâr. Onlar kadar itaatkâr, tahammüllü, sabırlı başka millet var mı acaba yeryüzünde? Tüm bu güzel hasletleri bünyesinde toplamış bu ülkenin insanları gittikleri her yerde önce gönülleri fethetmiş sonra da ülkelerin, şehirlerin kapıları kendiliğinden ardına kadar açılmış. Yıkmadan, yakmadan ve yok etmeden, farklı etnik grup, inanç ve kültürlerle yüzyıllarca bir arada kardeşçe yaşamışlar. Dünyaya kardeşlik kültürünü, bir arada yaşama becerisini, saygı ve hoşgörü kültürünü bırakmışlar. Eğer Amerika kıtasını Avrupalılar değil de bu ülkenin insanları keşfetselerdi eminim ki; ne milyonlarca yerli halk katledilir ne onların yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürülür ne de muazzam dilleri ve medeniyetleri tarih sahnesinden silinirdi. Onların bu güzel özelliklerini bilen kimi sözde yöneticiler tarih boyunca bu milletin insanlarını kirli siyasetlere ve muhteris emellere alet etmişler. Evlatlarını asker diye almış kızgın çöllerde, karlı dağlarda koyun sürüsü gibi telef etmiş. Mallarını, mülklerini vergi diye almış köşk ve yalı eğlencelerinde, yurt dışı seyahatlerinde ve fuzuli işlerde hoyratça harcamışlar, doymamışlar. Hep istemişler hep almışlar ama hiç vermemişler, onları kendi kaderleriyle baş başa bırakmışlar. Yine de bu ülkenin insanları nice meşakkatle büyüttükleri kınalı kuzularını, nice zorluklarla kazandıkları mallarını vatanımız sağ olsun, devletimiz payidar olsun deyip cömertçe vermişler.

Yeri gelmiş onlara idraksizler demişler, cahiller, köylüler, konargöçerler deyip aşağılamışlar, hor görmüşler. Bu ülkenin insanları küsmemiş, gücenmemiş. Yeri gelmiş manevi mukaddes değerleriyle alay etmişler sineye çekmişler, susmuşlar. Yabancı güçler devreye girip daha ne bekliyorsunuz gün bu gündür haydi isyan edin, dininiz elden gidiyor, haklarınız gasp ediliyor, kadınlarınızın örtülerine eller uzanıyor deyip kışkırtmışlar ama bu ülkenin insanları dış mihrakların oyununa gelip, ekmeklerine yağ sürmemiş, baş kaldırmamış, isyan etmemiş.

Bu ülkenin insanları vurdumduymaz değil, sorumsuz değil, ahmak ve aptal asla değil, sadece derin tecrübe sahibi. Genlerinde bin yıllık bir kültürün, geleneğin derin tarihi tecrübesini taşıyorlar. Çünkü onlar bu coğrafyayı çok iyi tanıyor. Bu coğrafya sadece yüksek sarp dağlardan, derin platolardan, uçsuz bucaksız bozkırlardan ve coşkun akan ırmaklardan ibaret değil sadece.  Bu coğrafya öyle bir yer ki, birliğini beraberliğini bırakmış, birbirine düşmüş milletleri her zaman yutmuş sonrada onları çanak çömlek olarak gerisin geriye kusmuş. Bu ülkenin insanı birlikten, dirlikten ve düzenden yana. Daha fazla kardeş kanının akıtılmasına asla ve asla tahammülleri yok.

Batıdan aksi bir rüzgâr esmiş, devlet gemisini rotadan çıkarmış. Kaptan köşkündeki sözde idarecilerle yine birkaç sözde aydının aklı karışmış, sarhoş olmuşlar, ne yaptıklarının, nereye gittiklerinin ve ne söylediklerinin farkında değiller. Elbet bir gün aksi rüzgâr etkisini yitirecek ve gemi tekrar aslî rotasına geri dönecek. Böyle kısa ve geçici travma anlarında geminin tecrübeli yolcularına ve mürettebatına düşen vazife gemiyi terk etmek hele hele gemiyi batırmak asla olmamalı. Yapılması gereken şey azim ve sabırla, kafası ve zihni karışık, gönlü unutmuş yöneticilere doğru yolu göstermek olmalı.

İsa Avcı

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.