Ana Sayfa > Felsefe

Bir nefes felsefe 35: Açık toplum için her daim felsefe

“Bir Nefes Felsefe” serisinin “Son Söz”ü bu. Kitaplaşınca da “Ön Söz”ü olacak, nasipse.  Aslında akademik çalışmaların “Ön Söz”ü hep son söz olarak yazılır ve bir açıdan da entelektüel itiraflardan ibarettir, kitabın temel kaygısı üzerine. Aşağıdaki satırları da bir “teşekkür” yazısı olarak görmenizi istirham ediyorum. Şubat ayının karlı bir hafta sonunda Hayri Ataş Hoca’m aradı, kitaplar hakkında

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 34: Türk felsefesi ifadesi “ayrıksı”mı?

Seyrettiğim dizilerde, bölüm başında önceki süreç hakkında kısa bir tanıtım olur ya, ben de öyle yapayım müsaadenizle. Bir Nefes Felsefe yazı dizisinin bitimini 19 Mayıs günü yaparak, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mızın “kut”lu olmasına vesile olması dileğimizi ileteyim. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin niçin Anadolu’ya çekilerek bir devlet kurmayı tercih ettiğini,

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 33: Türkiye Cumhuriyetine aidiyet hissetmenin temeli olarak Türk felsefesi

Türk tarihi ve coğrafyasında Türk düşüncesi ve Türk kültürünü dünyaya evrensel mesajlar verecek bir güçte felsefenin diliyle anlatımını, bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti ile başlatmak tutarlıdır. Çünkü Türk Felsefesinin, Türkçe felsefenin resmi olarak başlangıcı Türkiye için bir varlık, Türk kültürü için bir etkinlik ve yaygınlık kazanması resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyladır. Türk

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 26: Tarihsellik, tarihsicilik, evrensellik “iman sınavı” mı?

Kut’lu olsun yeni gün, yeni yıl ve yeni umutların simgesi haline gelen Nevruz bayramımız. Ramazan ayının bütün kardeş toplumlara esenlik ve barış getirmeye vesile olsun. Fakülte öğrenciliğim sırasında yoğun olarak tartışılan bu kavramlar üzerindeki kargaşanın hala devam ettiğinin göstergesi bu soru aslında. “Yetkin Düşünce” adlı dergiyi çıkartan arkadaşlar bir seri soru

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 25: Türkler Farsçayı resmî dil olarak kullanırken nasıl Türkçe felsefe yapabilirler ki!

Türkistan/Atayurt ve Türkiye/Anayurt irtibatının kültürel temellerini Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırmak projesi açısından okuyarak, Türkçe Felsefe ve Türk Felsefesini genel felsefe tarihi içindeki yerini tespit etmeye çalışıyoruz, malumunuz. Bize göre, Türkçe felsefenin gelişim sürecini incelemeye başlamayı XI. yüzyıldan sonra Anadolu bölgesinde Oğuzlar tarafından kurulup geliştirilmiş olan Türk yazı diliyle olacaktır. Batı

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 23: İslam felsefesinin özgünlüğü ve Türkistan-Türkiye (Anadolu) hattındaki izdüşümleri

Bu yazı serisini okuyanlar İslam felsefesinin özgünlüğünü Meşşâî -İşrâkî  ve Ekberi öğretiler sürekliliğinde Çorum İlahiyat Fakültesinde okurken sizlerle de paylaştığımızı biliyor. 6 Şubat 20023 tarihinde  Suriye, Lübnan ve Anadolu’nun bir kısmını etkileyen elim deprem sonrasında ara tatilde uzadı malum. Bu vesileyle vefat edenlere rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyor ve Mevla’mızdan

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 22: Türk metafiziğinin İslam öncesi temelleri

Bir önceki yazıda “Arap-Fars ve Türk Aklı ve Müslümanlık Tasavvurları” bağlamındaİslamiyet ve sonrasını Arap-Fars ve Türk Akıllarının ortaya koyduğu müslümanlık tasavvurları olarak incelediğimizi belirtmiştik.  Türk Rönesansı/Aydınlanmasının 11. Asırdan itibaren de (1050) başlayıp,  XVI. asırda kadar devam ettiği vurgusu yapılmıştı. İslam daha doğrusu Hz. Adem’den itibaren gönderilen ilahi mesajların sonuncusunu getiren Hz.

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 21: Türk rönesansı ve metafizik temelleri

“Bir Nefes Felsefe” bağlamında bir seri metafizik okumaları yaptık malumunuz. Farabi ve ibn Sina ile felsefe-i ula çerçevesinde metafizik okumaların yerini ana hatlarıyla hatırladık.  İslam felsefesinin kurucu filozofu olan Farabi’yi merkeze alarak Türkistan/atayurt-Türkiye/anayurt irtibatının kültürel kodlarını Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırma çabası olarak görüyoruz.  Meşşai-İşraki-Ekberi Gelenek (Vahdet-i Vucud) öğretilerini “Varlığın Birliği”nin farklı

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 20: İlk felsefe olarak Metafizik; İlahiyat

Malum felsefenin amacı, insan mutluluğunu temin etmek (tahsilu’s-saade), mantık da bunu temin edecek felsefenin anahtarıdır. Mantık, tikelden, tümele, bilinenden bilinmeyene yönelerek hüküm çıkarıp, mutluluğu temin edecek bilgiyi rasyonel, tutarlı bir şekilde kazandıracaktır. Bu bağlamda İbn Sînâ’da iyi delili kötüsünden ayırt etmeyi hedefleyen mantığı kişiye mutluluğu temin etmeyi biricik hedef olarak

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 19: Metafiziği boş gevezelik ve boşboğazlık olarak görmenin temeli var mı?

Bir Önceki yazı Müslüman filozofların hikmetlerin hikmeti, sanatların sanatı olarak gördükleri felsefe-i ula’nın yani metafizik ve yukarıdaki iddiada bulunan düşünürlere dairdi.  İronik olan metafiziği boş kuruntular olarak niteleme sürecini tetikleyenin Bacon olması, onun da Aristoteles’ten sonraki düşünür olarak olan sistemininde metafiziğin yeri ve önemi tartışılmaz olan İbn Sina’yı görmesi.    Metafizik

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 18: Metafizik; boşboğazlık ve kuru gürültü müdür?

İslam felsefesini analitik okumanın gerekçesini sunduğum “Bir Nefes Felsefe 12”de bu konuya bir giriş yapmıştık ve ileride biraz daha ayrıntılı inceleyeceğimizden bahsetmiştik, hatırlarsanız. “Evet öyledir, metafizik anlamsızdır, gevezelik ve boş kuruntulardan ibarettir”, derler Pozitivistler. Deneysel felsefenin/bilimin kurucusu, Batı yeniçağ pozitivizminin kurucu sayılan Roger Bacon ile birlikte doğrulanamayan yani deneyin konusu olmayan

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 17: Gazzâlî; devlet görevlisi mi; bir sistem düşünürü mü?

Gazzâlî  okumalarının sonuncusu bu, bir seri yazı hazırlamamızın nedeni, İslam felsefesinin toplumsal açıdan ötekileştirme çabalarında hala etkisinin görülmesi.  Muhafazakar Düşünce Dergisi’nin 17 Ekim 2015 tarihinde Konya’da düzenlediği "İslam Medeniyetini Kuran Düşünürler" Sempozyumu’nda İslam medeniyetinin kurucu düşünürleri: Gazzâlî başlıklı sunumda “Bir Nefes Felsefe 12 ve 13” sizlerle paylaştığım hususlara benzer şeyler söyleyince,

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 16: Tehâfütü’l-felâsife, filozofların tutarsızlığı mı; yoksa Gazzâlî’nin yönlendirme ve yanıltmacası mı?

Bu seri yazıları takip eden dikkatli bir okurun hatırlayacağı “Bir Nefes Felsefe 14” yazısında Gazzâlî’nin filozofları tekfir ettiği temel eseri üzerinde ayrıca duracağımızı belirtmiştik.   Bilindiği üzere Tehâfütü’l-felâsife ile filozofların tutarsızlıklarının üç meselede tekfir diye nitelemesi temelde kozmolojik bir soru olan Evrenin ne zaman ve nasıl yaratıldığına dair açıklamaların önce itikâdî

Tamamını Oku

Bir Nefes Felsefe 15: Gazzâlî: “Mantık zındıklık ilmi mi; düşünmenin ölçütü mü?

“Bir Nefes Felsefe” başlıklı yazı serisiyle akademik bilgiyi kamusal alana kısa ve daha anlaşılır bir üslupla taşımayı hedeflediğimizi biliyorsunuz. Konuları teknik açıdan anlaşılır bir şekilde aktarmaya çalışıyorum, umarım kısmen de olsa başarıyordum. Düşünce tarihimizde oynadığı rolün önemine binaen Gazzâlî yazmaya devam edelim: Felsefe, Meşşâî  alimlere göre mutluluğun elde edilmesi (tahsilu’s-saade), mantık

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 14: İslam dünyasında felsefeyi bitiren Gazzâli mi?

Gazzâlî’nin, felsefi, kelami, batini ve sûfî okumaları dönemin dini gruplar sosyolojisi olarak incelediğini düşündüğümüz el-Munkız’daki ifadelerini, Tehafütü’l-Felasife adlı eserinde daha ayrıntılı olarak inceleyerek ve iki filozof üzerinden bir karşıtlık dalgası oluşturduğu malum. Sûfî söylemi de içlerinde gruplara ayırarak (şatahatlarıyla meşhur Varlığın Birliği öğretisini hal olarak yaşayanların) dışında durduğu bakış açısına

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 13: Kaç Gazzâli var?

Giriş: Ebu Hamid Gazzâlî (1058-1111), fakih, mantıkçı, mütekellim, sûfî niteliklerine sahip  ve İslam düşüncesinde dönüm noktası olan bir âlimdir.  Selçuklu döneminin özelliklede Nizamülmülk’ün himayesinde makam ve mevki açısından oldukça iyi durumda ve eğitim ve öğretim alanında zirvesindeydi. Meşşâî filozoflara yönelttiği eleştiriler ve karşı eleştiriler, kelami felsefenin teşekkülü,  sufiliğin felsefi bir sistem

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 12: İslam felsefesini “analitik” okumak da nereden çıktı?

İslam felsefesinde “filozof”, Meşşâîlik; “müteellih”, İşrakilik; “Muhakkik sûfî” ise Ekberi (Vahdet-i vücud) öğretileri bağlamında fikir üreten alimlere verilen nitemeler.  İslam felsefesini tek bir akıma indirgeyip, Fârabî ve İbn Sînâ’ya yöneltilen eleştirileri bütün felsefeye yaygınlaştıranların tutarlı olup olmadıklarını daha net anlayabilmek için bu üç terim arasındaki farklar ve geçişleri ana hatlarıyla

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 11: “Evrendeki her şey canlıdır” ve “Her şey Tanrı’yı zikreder” önermeleri bize ne anlatır?

Eğer “felsefe var oluşun -hem dış dünyanın ve hem de insanın iç dünyasının- gizini düşünerek çözme uğraşı ise, düşünce tarihi, elimizdeki yazılı belgelerden çok daha eski bir tarihte başlamış olmalıdır.  Çorum Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde felsefe tarihine M.Ö. 6. yüzyılda mitolojiden logos’a Thales (İ.Ö.?625-545) ile birlikte geçildiği bilgisiyle başlamak ne derece

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 10: Fârâbî, Nübüvvet’i siyaset felsefesinin merkezine nasıl yerleştirdi?

Geçen haftaki “Bir Nefes Felsefe” yazısında Tanrı’nın evreni nasıl yarattığını tâlimî/müsbet ilimler vasıtasıyla açıklayıp, niçin yarattığını ilâhîyat/felsefe disiplinleriyle  anlaşılabileceği üzerinde durmuştuk, hatırlarsanız. Müslüman filozofların  modern felsefede anlama ve açıklama, pozitif ve beşeri/tinsel ilimler ayrımına ve buralarda kullanılacak yöntemler farklılıklarına işaret etmesinin günümüz felsefe açısından da önemini belirtmiştik. Aristoteles’in ilimleri teorik, pratik

Tamamını Oku

Bir nefes felsefe 9: Tanrı Evreni Nasıl ve Niçin Yarattı?

İslam felsefesine Tanrı, vacibu’l-vucud yani zorunlu varlık olarak tanımlanır. Varolması için bir başka varlığa muhtaç değildir, bu açıdan “Vacibu’l-vucud bizatihi” de denir. Tanrı’nın dışındaki her şey, evren diye isimlendirilir ve varolması için bir başka varlığa ihtiyaç duyar, bu nedenle vacibul-vucud bigayrihi de denilir. Bu husus önemli, “Bir Nefes Felsefe”ye dair önceki

Tamamını Oku