Çarşamba, Ağustos 21, 2019
Ana Sayfa > Gündem > Evrensel Kayıtlar – Akaşa ve İlliyyun

Evrensel Kayıtlar – Akaşa ve İlliyyun

akasa

Düşüncelerimizin dinamik biçimde hayatımıza yansıması gibi, kelimelerimiz de, sesle ifade edilen düşüncelerdir. Kelimeler dikkatli seçilmelidir. Kalıcı bir titreşim yayarak, evrenin parçacıklarını titreştirmeyi sürdürürler ve kayıt altına alınırlar.

Bilincimizin maddeye katılımı, moleküler düzeydeki titreşimlere etki ederek gravitasyonel bir alana tutunduğunda, düşünce ve sözün enerjisi, bunlar üzerinde önce bir taslak form, sonra bir biçim görüntüsü oluşturmaktadır.

Yaptığımız her eylem, ağzımızdan çıkan her söz kaybolmadan kaydedilmektedir.

Dertlerimiz yerine, bize bağışlanmış olanları saymamız; görüyor olmamızın şartlarından. Sahip olduğumuz şeyleri az, kendisinden yoksun olduğumuz şeyleri ise daha fazla düşünme alışkanlığımız vardır. Yoksun olduklarımızın düşüncesi, denizin dalgalı yüzeyi gibi zihnimizde gürültüler yaratırken, diğer yandan da geçmişle hesaplaşıp, geleceği detaylandırmaya çalışmak yorucudur. Her günün yeni bir hayat olmaya aday olduğunu, bu nedenle iyi düşünmeye yönelmemiz gerektiğini biliyoruz.

Paracelsus, kötü bir zihinsel tutumu olan kimsenin kendi eterik (aura) doğasını zehirleyebileceğini ve bunun da, yaşam gücünün doğal akışını engelleyerek, fiziksel  hastalık halinde belireceğini savunmuş.

Yaşam gücümüzü karartmak veya parlatıp nurlandırmak, iç yapımızın barış ve sakinliğini korumayı başarmamıza bağlıdır. Böylece, ruhsal ve fiziksel hastalıklardan daha fazla korunmak mümkün olabilir.

Aristo’nun 5. elementi, Hint felsefesinde Akaşa (Akasha) denilen element olarak adlanmıştır. Onsuz Ruh’un ve bir sihir gibi algılanabilecek her türden etkileşimin ise eksik kalacağı öngörülmüştü. Fizik ötesi duyular, materyallerin içinde gizli olan esirle özünü bulmaktadır. Ayrıca Akaşa, evrensel bir bilgi alanı olarak görülür.

Teozoflara göre Akaşik kayıtlar, kainatta oluşan olayların izlerinin kayıt altına alınmasıdır. Nasıl ki, madde yok olmayıp sadece dönüşüyorsa, olaylar zinciri de ayni biçimde yok olmaz ve Akaşik bir Cevher’e etiketlenir.

İslami bilgilerde “İlliyyun yeşil zebercetten bir levhadır, arşa asılmıştır, Müminlerin amelleri ona yazılmıştır.”denilmektedir ki, bu, akaşik cevhere etiketlenmenin, hatta yeşil zebercet sözü de cevherin belirgin ifadesi olur. Bu bilgi, aslında bir ayetin yorumlanışıdır, ayet ise, el-Mutaffifin suresinde yer alır.

“İyilerin kitabı (amel defteri) İlliyyundadır. İlliyyun’un ne olduğunu sen nereden bileceksin? Yazılmış bir kitap vardır, Mukarreb melekler ona şahit olurlar” (El-Mutaffifin, 83/18-19-20-21. ayetler) Ayrıca İlliyyun’un ruhlar ve işleri ile ilgili bir makam olup, 7. gökte, arşın ve cennetin en kutsal katında yer aldığı bildirilmiştir. Siccîn ise, yer kürenin yedi kat altındaki zindan olarak bilinir.

Budizm, kayıtlanma olayını bireysel ve maddi dünya ile ilgili olarak iki ayrı kısımda gerçekleştirildiğini savunur. Akaşik kayıt, eylemlerin, düşünün, ışığın, titreşimlerin duyuların, seslerin, kısacası tüm tesirlerin hızla, an be an tüm yoğunluk derecelerinde kayıt altına alınıp arşivlendiği sonsuz bir kayıt düzeninin ifadesidir.

Kur’an’daki Levh-i Mahfuz kavramı, bu bilgi ile bağlantılı olarak yorumlandığında; olmuş ve olacak her olayın, Allah’ın ilmi ve tasarrufu altında takdir olunan bir yazının varlığını gösterecektir:

“Allah o yazıdan dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır. Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır” (13/Ra’d suresi 39. ayet)

Bu durumda, Allah’ın, dilediği hükmü yürürlükten kaldırıp, dilediğini de yürürlükte tutacağı aktarılır. Tüm canlıların düzen programı Levh-i Mahfuz’da kayıtlıdır. İnsan, kendi hayatını hafızasına kaydeder. Kainat da, olayları kaybetmez ve külli bir hafıza olan arşa asılı bulunan -Hafiz- isminin tecellisi olan o kitaba kaydeder.

Zaferimiz ve yıkımımız cüssemizle, paramızla, unvanımızla doğru orantılı değil elbette, içimizde çok özel kaynaklar var. Affetmek, karanlığı ışıkla değiştirmek, Evrensel Kayıtlar’a güzel enerjilerle akmak, irademizi bu yönde kullanmamızla mümkün olabilir.

 

DÜŞÜNCELERİMİZ VE KELİMELERİMİZ

Birçok iş, tamamıyla kısmet ve kader işi olarak anlamlandırılıyor. Oysa insanın söz ve davranışlarının olayları şekillendirme gücü önemli. Yusuf (A.S), su üzerindeki güzelliğine bakarak, köle olsam acaba kaça satılırdım, sözlerini sarf etmiş, bu türden bir sözlü önerme nedeniyle, olayı gerçekten yaşamıştır.

Olumsuz bir haber ya da farklı bir olay duyup, gördüğümüzde yaptığımız sözlü yorumlar adeta ağzımızla imzaladığımız bir senede dönüşebilir. Düşünce yerine sözlü olması, sesin de kayıt altına alınması nedeniyle, kadere verilen güçlü önermeler gibidir, bazen birbirimizi işte bu nedenle, -büyük konuşma sakın- diyerek uyardığımız olmuştur:

‘’Ben asla böyle yapmazdım/ Kesinlikle ondan hiçbir iyilik beklemem/ Asla affetmem  / Benim çocuğum hayatta böyle şeyler yapmaz/ Bu duruma düşmektense ölürüm daha iyi /  Şu hayvan ne kadar da gereksiz ve iğrenç.’’

Bunlar kesin fetva verici cümle örneklerindendir, tıpkı bir dua imiş gibi işlem görüp, kaderde benzer olaylarla yüzleşerek, sözlerimizin mutlaka tersini yapmaya mecbur olmamıza ve bunlarla bağlantı kurmak zorunda kalmamıza yol açabilirler.

Bilincimizin, düşünce ve kelimelerimizin var edeceği formları yönetmeye çalışmanın ve sadece parazit düşünceler değil; ”Asla, Keşke, Lanet” gibi sözcükleri de sarfetmekten kaçınmanın önemi ile, gereği de bu nedenle açıktır.

Yüksek bir bilinç halinin getireceği huzura, sevgiyle…

 Ferda Ercan Uyulan

 – Haber Lotus –

http://www.facebook.com/okultizmveenerji

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.