Ana Sayfa > Gündem > Granada Notları – IV / El-Hamra 3

Granada Notları – IV / El-Hamra 3

hamra4

Bu gün sizlerle artık El-Hamra’nın iç kısımlarına doğru hareket edeceğiz.

Dış  kapıdan girdiğinizde sizlere bir şey ifade etmeyen yaklaşık yüz metrelik bir yoldan sonra yol ayırımında karşınıza muhteşem dış bahçe “general life” çıkacak. Bu alanın gezilmesi ise ayrı bir programı gerektiriyor. Dış bahçeyi gezmeyi güneş batımına bırakmak  doğru olur, çünkü karşıda Albazin’in muhteşem manzarasını, ağaçların ve yeşilliklerin arasından seyretmek gerçekten tarif edilemez bir duygu. ‘General life’a  dönmeden  yönümüzü sol tarafa çevirerek dar bir köprünün üstünden geçip El Hamra’nın iç bahçesine giriyoruz . Bu bahçe sarayın  iç bahçesi değil orası çok özel bir alan ve ulaşmamıza daha vakit var.

Köpründen bakınca insanların aşağıda gezintide olduğunu görüyorsunuz ve o yol  ise El–Hamra’nın dış surlarının etrafında  yer almakta ve Darro nehrine doğru uzanmakta. El-Hamra’nın bahçesine girdiğinizde sizi ağaçlarla bezenmiş büyük bir  alan  karşılıyor ve yolu takip etiğinizde yaklaşık  üç yüz metrelik bir yolun etrafında şekiller verilmiş ağaçların arasından geçerek sarayların olduğu ikinci alana ulaşıyorsunuz. İşin garip tarafı bu alandaki küçük otelin adı “Amerika”. Yolun sağında sizi bir hamam karşılıyor fakat eski halinden muhtemelen bir eser yok fakat turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Sebebi ise  halka açık bir hamamın  dokuz yüz yıl öncesine tarihlenmesi olsa gerek. Hamam muhtemelen bir caminin eklerinden biri olmalıydı. Yola devam ettiğinizde taş duvarlarının rengi ortama uyum sağlamış görünse de esasen dikkatli bakıldığında o ortama ait olmadığı anlaşılan bir bina sizi karşılıyor. Dış duvarları kabartmalı taşlardan yapılmış bu bina Nasiriler devletini kuran  Muhammed bin Ahmer  zamanında temeli atılan ve yapımı yüzyıldan  fazla bir zaman olan muhteşem El-Hamra sarayıyla uyumlu görünmese dahi herhalde zamana bağlı olarak  ortama uyum sağlma çabasında . Yapımı esnasında ana sarayın bir kısmının tahrip edilmiş olması onu esas sarayla komşu haline getirmiş. Şu an müze olarak kullanılan binanın içi, dışının aksine roma mimarisini andıran ve görüntüsüyle bir  stadyum izlenimi veren bir yapıya sahip, orada bulunmasını pek anlamlandıramasalar da ziyaretçilerin görmeden geçemediği bir yer.

Bu sarayın hemen bitişiğinde  ise, sağ tarafta El-Hamra’nın muhteşem sarayı duruyor. Bu sarayın  belki de en önemeli özelliği aynen El-Hamra’nın genelinde olduğu gibi dışarıdan bakınca pek anlam verememeniz fakat içerisine girdiğiniz de  ise sizi sarıp sarmalaması. Sarayın içerisine girmeden Alcazaba’yı ziyaret etmeniz daha   mantıklı. Bu sayede hem Granada’nın hemde El-Hamra’nın güzelliklerini onlara biraz tepeden bakarak anlama imkanınız doğacak. Her iki sarayın bulunduğu bahçeden ayrılıp tekrar, nakışlarla bezenmiş  tarihi taş kapıdan  geçip Alcazaba’nın giriş kapısına ulaşıyorsunuz, sizi orada etkileyecek en önemli yapılar surlar ve burçlar… Her ikisi de devasa ölçülerdeki surların çevirdiği alan geçmişte önemli bir yaşam  alanıydı. Surların üstünde gezdiğinizde ve üç aşamalı en son burca ulaştığınızda Granada’nın muhteşem manzarasını ve Nevada dağının Mayıs ayına rağmen karlarla örtülü zirvesinin yamaçlarını görmeniz mümkün.  En yüksek burç, şehri anlamanızda büyük yardımcı olacaktır. Eğer bir akşam üstü o burçtan Granada şehrini, ovasını ve Nevada dağlarını seyrederseniz onların hiç birini asla bir daha hafızanızdan çıkaramayacaksınız demektir. Geride ise henüz ziyaret etmediğiniz ve benzerine rastlayamayacağınız El-Hamra’nın muhteşem Sarayı var.

Prof. Dr. Orhan Canbolat

– Haber Lotus –

1 2 3 4 5 6 7 8 9

 

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.