Ana Sayfa > Felsefe > İsmet Özel – Hür veya Özgür

İsmet Özel – Hür veya Özgür

ismetozel2

İsmet Özel, “medeniyet” kavramını da Müslümanların “medine=şehir” tasavvurlarının bir türevi olarak ele almamıştı. Biz “medeniyet”i “Müslüman toplumun dindarlığı” olarak kavradık.

“Hürriyet” kavramı da böyle.

İsmet Özel, Hürriyet kavramı yerine “Özgürlük” kavramını kullanmaktan yana. “Hürriyet” kavramının İslâma cephe alan bir anlamı muhtevi olduğunu söylüyor. Oysa, “Özgürlük” bu nakısadan beridir, diyor. “Özgürlük, Türkçedir” fikrindedir. “Türkçe konuşmak Türkçe düşünmek demektir” diyerek ıstılahî bir kavramı (hürr) bertaraf edip “özgürlük” terimini tercih ediyor. Elbette bir tercihtir.

Fakat İsmet Özel: “Eğer katıksız Türkçe konuşacağım diye tutturursanız “hiçbir şey” diyemezsiniz. Çünkü “hiç” Farsça “şey” Arapça’dır” cümlesinin de altına imza atmış bir fikir emekçisidir. “Özgürlük, hürriyet değildir; nefse boyuneğmedir” ifademizi reddetmemelidir.

İsmet Özel, bir kavramın yerine başka bir kavramın kullanılamayacağını şöyle yazmıştı. “Külot, XV. Asırdan itibaren Avrupa aristokratlarının giydikleri, kısa, şişkin, kıç örten bir şeydir. İç çamaşırı değildir. Külot biter çorap başlar. Külotla çorap arasında diz bağı vardır. Külot odur. Don ise, o da iç çamaşırı değildir. Don, görünüm demektir (…) Meselâ ‘don yürüyüş verir’ diye bir Türkçe söz vardır; kıyafet, insana yürüyüş sağlar anlamında (…) Meselâ Hacı Bektaş-ı Veli, ‘güvercin donunda çıkmış oturur’ der. Çünkü güvercin kılığındadır. Dolayısıyla gördüğümüz gibi ‘don da desen olur, külot da desen olur’ olmaz” (Özel, 2013: 55).

İsmet Özel’in hayatının sonraki dönem metinlerinde yazdıkları ekseninde konuşacaksak “Taşları Yemek Yasak” kitabındaki “Kur’an ve Sünnet özgürlük bilgisidir” (Özel, 1996: 30); “Özgürlük, insan olarak aslımızda, bizim halis cevherimizde, fıtratımızda bulunan şeyin fışkırması, serpilip hayat bulmasıdır” (Özel, 1996: 20) yargılarının tartışılır olduğu görülecektir.

Hürriyeti kullanmayı red etmişti. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım” kim demişti?

“Neden ‘hürriyet’ demiyorum da Türkiye’de batıcılaşmış aydınların kullanmaktan hoşlandıkları ‘özgürlük’ kelimesini kullanıyorum? Çünkü hürriyet kelimesi Türkçe’ye batılı bir kavramın tercümesi olarak girmiş: Fransızcadaki liberte veya İngilizcededeki freedom kelimelerini ifade etmek için ‘hürriyet’ demişler 19. Yüzyıl Türk aydınları. Hürriyet kelimesinin felsefî veya siyasi bir anlamı var. Bu anlamı itibariyle de İslâmî anlayışa cephe alan bir kavram. Ama benim görüşüme göre hürriyet kelimesini türkçeleştirmek gayretiyle türetilen özgürlük kavramı bu nakısadan arınmış” (Özel, 1996: 19).

İsmet Özel yukarıda aktardığım pasajda “Hürriyet kelimesini Türkçeleştirmek” suretiyle düzelten dil çalışmasını benimsedi. Acaba siyasetin bir kelimeyi bozarak tahsil etmek istediği menfaatlerden uzak kalmak adına kelimeyi atabilir miyiz? Özgürlüğün “ÖZ”ün “GÜR”lüğünden gelmesi “HÜR” teriminin açtığı anlam dünyasına götürmeyecektir.

“İnsan melekle hayvan arasındadır” diyor ve “Öz-ü-gür-lük insan olmanın bilincine varmak ve melek olma özelliklerinden, hayvan olma azabından kurtulmanın bir işaretidir” diye ekliyor (Özel, 1996: 20). İnsan melekle hayvan arasında mı ki? Bir de şu: “hayvan olmanın azabı.” Hayvanlar azap mı görüyor? “Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih etti” (59 Haşr 1).

İsmet Özel’in “medeniyet” kavramını da etimolojik anlamlarına (din-deyne) başvurmadan reddetmesi “Üç Mesele”nin temel vurgusu idi. Sonraları “İstiklâl Marşı” metninin “medeniyet”i (tek dişi kalmış canavar) olumsuzlaması ile bu kavramla bağı kesen bir düşünce kurdu. “Medeniyet” terimi hakkında tercihlerini “Kalın Anadoluculuk-İsmet Özel’e Bir Cuma Mektubu” kitabımızda eleştirdik. Medeniyet Müslümanlara ait bir terimdir. Doğu-Batı toplumlarının umran-teknik-toplum biçimlerine “uygarlık” denir. Bize göre medeniyet teknik değildir. Medeniyet, ne umran, ne hadara, ne tekno-uygarlık, ne kültür kavramlarının karşılığı olmamak gerekir. Medeniyet ancak şehir kuran bir Müslüman fıkıh toplumsallığıdır. İsmet Özel, “uygarlık” kavramını “Uygurlaşmak” şeklinde anlamlandırıyor. Elbette bu da bir tercihtir.

Hürriyete gelelim. Bu terim de 19. Yüzyıl aydını nasıl kullanırsa kullansın aşağıdaki anlamlara haizdir.

Hürriyet: ihtiyar, muhtar, muhayyer, hürr, hürriyet, tahrir…

İnsan hürdür. Hürriyet “özgürlük” sayılmamalıdır. Özgürlük, heva ve hevesin, hak ve hukuk talebi içinde kalacaktır. Nefs kötülüğü emreder; özgürlük budur. Din sahipleri “hür” olabilecektir.

Bauman şunu dedi: Birinin özgür olabilmesi için en az iki kişi gerekir. Özgürlük sosyal bir ilişkiye, toplumsal koşullarda bir asimetriye işaret eder. Kişiler ancak kurtulmak istedikleri bir çeşit bağlılıkları bulunduğunda özgürleşebilirler. Eski ve ortaçağ İngilizce’sinde özgürlük hep muafiyet anlamına gelmiştir: vergi, ayakbastı bedeli, görev, hükümdarın yargı yetkisinden muafiyet. Özgür olmak, bir kurumun, bir şehrin veya bir mülkün ayrıcalıklı haklarına sahip olmakla eşdeğer görülür. Artık özgürlük söylemi aslen özgür olmayan bir insanlık durumunda kimin özgür olma hakkına sahip olacağı sorusuna odaklanmıştır (Bauman, 2015: 18). Yani, “yönetenler özgürdür, özgür olanlar yönetir. Yönetilenler özgür değildir, özgür olmayanlar yönetilir” (Bauman, 2015: 18).

İslâm, “hürriyet” demiştir. Hür olmak, ihtiyar sahipliği demektir. İhtiyar nedir? O da “Hayrı dileyen, irade sahibi, pir-mürşid” demektir.

Hürriyetimin sınırı başkalarının “hür” varlığına zarar veren, onun hürriyetini esarete çeviren eylemi engelleyen irade ve harekette belli olur. Düşünce de “hürriyet”in kapsamındadır. Hürriyet, iyiliktir. Hürlerin hareketi kölelere hürriyet bahşeden ve hürlere de kurbiyet getiren bir ihsandır. Hürriyet, hak mücadelesinin peşinde değildir. Hürriyetin hareketi muhatabının ve hatta hasmının da hürriyete kavuşması eylemidir. Çünkü insan özünde esarettedir. Hürriyet, esaretin kaldırılması için harekete geçmektir. Hareketi, öncelikle kendi hürriyetini gerçekleştirir ve sonra insan-tabiata yönelir. Hürriyet, esareti yıkarken, gayesini esaret oluşturmayacak şekilde seçmektedir.

İslâmî yaşantının hak mücadelesi değil hürriyet mücadelesi vardır. Haklar insanın azgın nefsinin talepleridir; Hürriyet ise ontolojiktir. Haktan önce doğar. Hürriyet, hak mücadelesinin peşinde değildir. Hürriyetin hareketi muhatabının ve hatta hasmının da hürriyete kavuşması eylemidir. İnsan özünde esarettedir. Hürriyet, esaretin kaldırılması için harekete geçmektir. Hür, hürriyetini başkasının eylem veya varlığından almaz. Hür, özgür değildir. Özgürlük varlığını başkasının varlığından alır. İslâm ubudiyeti hür kişilere yüklemiştir: Kul olan kişi gerçek hürriyet sahibidir. Kölelerin dini yoktur, özgürlüğü vardır. Hür kişi tabiatı sömürmekten kendini alıkoyan kişidir. Özgür kişi tabiatın kentleşmeye uğramasını hevasına dair hak görür. Cumhuriyet boyunca Hak mücadelesi tarihi verdik. Hürriyet mücadelesi vermedik. Yeniden söyleyelim: Hür kişide irade ve ihtiyâr vardır. Özgür kişide nefs ve emrolunma vardır. Hayrı seçme hakkı. Hayr iyiliktir. Hür kişi haram maldan hayır yapamaz.

Çünkü hayr: helal-temiz maldır.

Bu kavramdan hareket edildiğinde imar spekülasyonları hayr değildir. Servet transferidir.

Hürriyet bir ontolojidir. Hayr’ın izdüşümü kent kurgulamayacaktır. Hayr tabiata yansıdığında başkalarının esaretine sebebiyet vermez. Biri diğerinin güneşini kesmeyi “hak” görebilir ama bu hayr ve hürriyet değildir. Hak mücadeleleri hayr (iyilik-hüsna) mücadeleleri sayılmamalıdır. Ancak hür kişi seçebilir. Özgür kişi boyun eğer: Hevasını ilah edineni gördün mü? (25/43).

Hür; free değildir. Free ancak özgürlüktür. “İnsanın hürriyeti, muhtâr olduğundan, ihtiyârı ise, sâhib-i fikr bulunduğundan gelir” (Namık Kemal). “Kula kul olmama” hürriyet meselesidir. “Önce refaha erelim bu hürriyeti de getirir” fikri “refah” ideolojisine boyun eğmekle hürriyetini kaybetmiştir. Hürriyet tescil edilemez. Hürriyet varlığın hareketidir.

Özgürlük savaşçıdır; rekabetçidir. Kaotiktir. İnsanın insana köleliğinin hiyerarşisidir. Özgür olanlar güneşi kendi mülkleri haline getirecekleri gökdelenler inşa etmektedir. Hür olanlar “güneşimden kaçıl” derler.

Tabiata karşı neyiz? Hür mü Özgür mü?

  • Bauman Zygmunt, Özgürlük, Ayrıntı Yayınları, 2015
  • Özel İsmet, Taşları Yemek Yasak, Şule Yayınları, 1996
  • Özel İsmet, Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklâl Yürüyüşü II, Tiyo Yayınları, 2013

Lütfi Bergen

– Haber Lotus –

Lütfi Bergen’in kitaplarını satın almak için linke tıklayınız: http://www.kitapyurdu.com/yazar/lutfi-bergen/12514.html

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.