Ana Sayfa > Genel > Kaş’ta Mahya Neden Yok? : Batı Antalya’nın Geleceğine Dair – 23

Kaş’ta Mahya Neden Yok? : Batı Antalya’nın Geleceğine Dair – 23

ilyastorgac

Her olayın belli imgeleri vardır. Birbiri ile ikiz kardeş gibidirler. Birini hatırlayınca ötekisi de onunla beraber gelir. Cumhuriyet deyince Atatürk, Bayram deyince akrabalar, Ramazan deyince Oruç gibi… Bir de bu tür olayların habercileri vardır: Ramazan davulu, ramazan topu, iftar çadırları, mahya gibi… Bu bir kültürdür ve her kült kendi kültürünü oluşturmuştur.

Türkler tarafından mahya geleneği ilk defa Osmanlı sultanı I. Ahmet döneminde  yağ kandilleri asılarak 1616 yılında yapılmıştır. Yani bize özgüdür. Buram buram biz kokar.

İşte bu bize has yaklaşık 400 yıllık geleneği niçin Kaş ilçemizde sürdürmeyelim? Avrupa’ya gittiğimizde onların asırlık eserlerine geleneklerine baktığımızda hep imrenmez miyiz dostlar? İşte bizim de başkasının bize bakarak imreneceği, dünya kültürüne hediye ettiğimiz “mahya” geleneğini niçin yaşatmayalım?

Askerlik yapan Türk gençleri “gece eğitimini” iyi bilirler… Gece eğitiminde üç esas vardır: “Ses, çöp ve ışık!” Eğer bu kurallardan birini savaş hallerinde ihlal ederseniz yaşama şansınız kalmaz.

Ses, gecenin karanlığında en uzak yerlere kadar yankı yapar ve yerinizi belli eder. Açık hedef olursunuz. Işık da öyledir. Gecenin karanlığında bir yıldız gibi “ben buradayım!” der, durur. Bıraktığınız çöpün, ısısından vs… den de mesafenizi bulmaları mümkündür.

Neyse bunları geçelim… Burada dikkat çekmek istediğim konu: “Işık!” Kaş merkezde bulunan tek iki minareli cami Merkez Cami. Ve şehirden oldukça yüksekte, yamaçta kurulu. Bu caminin minarelerine asılacak bir “mahya” gecenin karanlığında sahilden, Meis Adası’ndan açıklardan geçen gemilerden güzel gözükmez mi? Verdiğiniz mesajı ışıl ışıl taa uzaklara kadar her lahza zikretmez mi? Orada durduğu her an şunu telaffuz etmez mi? “Ben Türklere özgü bir kültürüm, 400 yaşındayım, Ramazan ayını haber veriyorum. Ey insanlar, beni görün ve tanıyın… Verdiğim mesajı alın!”

mahyaTurizm beldesi olan Kaş’ta da gece hayatının vazgeçilmez iki aksesuarı ses ve ışıktır. Barlar, meyhaneler bu iki özelliği sonuna kadar kullanır. O salaş yerler gecenin karanlığında ses ve ışığın verdiği cazibe ile insanları bu mekânlara çeker. Cenap Şahabettin’in dediği gibi: “Zehri hiçbir zaman teneke kupa içinde vermezler!”

Hatta bu uygulama sadece Ramazan ayı ile de sınırlı kalmamalı! Dini bayramlar, resmi bayramlar özellikle Cumhuriyet kutlamasının marka haline geldiği Kaş ilçesi’nde “YAŞASIN CUMHURİYET” mahyası asılabilir. Yerel yemeğimiz olan Keşkek ve bademli şerbet dağıtılabilir. Bunda ne sakınca var ki?

Biz Müslümanların da gece hayatı var, olmalı! Kitaba ve sünnete iman eden her mümin gece hayatını bizatihi yaşamalı! İşte size cazip mekânlar yaratmanın püf noktası… Atalarımız taa 400 yıl önce bunu icat etmişler ve uygulamışlar: MAHYA…

İş yine Diyanet’in ilçe temsilcisi Müftülüğümüze düşüyor! Kolay gelsin, Allah yar ve yardımcınız olsun!

İnşallah Kaş bu sene tarihinde bir ilki daha yaşayacak!

İlyas Torgaç

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.