Çarşamba, Ağustos 21, 2019
Ana Sayfa > Gündem > O Profesör Kim?

O Profesör Kim?

Haber Türk televizyonunda yaklaşık 3 yıldır cumartesi geceleri yayınlanan Tarihin Arka Odası adlı tarih programını büyük bir ilgiyle takip ediyorum. 05.05.2012 tarihindeki programı da büyük bir sabırsızlıkla bekliyordum, çünkü üç gün evvel Nezih Uzel Beyi kaybetmiştik ve bu programda Nezih Beyden bahsedileceğini umuyordum. Öyle de oldu. Programa rahmetlinin banttan okuduğu bir ilahiyle başladılar. Tüylerim diken diken oldu. Rahmetliyi tabir-i caizse orada capcanlı görmek beni çok duygulandırdı. Allah ondan ebeden razı olsun. Mevleviliği dünya onun sayesinde tanıdı. Ondan çok şey öğrendik. Ona minnet borçluyuz. Kendi tabiriyle yolu gözlenen, sözü dinlenen insanlardandı.

Programın konusu mezar taşları idi. Konuklar bu işin uzmanları ve emektarları Necdet İşli ve Turgut Kut Beyefendilerdi. Onları dinlerken, ömürleri boyu çektikleri siyah beyaz fotoğrafları seyrederken yüreğim pare pare idi. Yeryüzünde 623 sene hükümferma olmuş bir cihan devletine 470 yıl payitaht olmuş olan İstanbul şehri 70 yılda yangından mal kaçıranların aceleciliğiyle nasıl da yağmalanmış nasıl da talan edilmiş. İnsanın inanası gelmiyor, hafsalası almıyor. Yağmalanan tarih sanki bizim ecdadımıza ait değil de Eskimolara ait. Yüzyılın başında İstanbul fiilen 5 yıl İtilaf devletlerin işgali altında kaldı. Bilmiyorum. Tarihçilere sormak lazım ama İstanbul’a verdiğimiz zarar işgalcilerin verdiği zarardan daha fazladır diye düşünüyorum.

Ve işte o an…

İşte o an yukarıdaki mezar taşının fotoğrafını gösteriyor Necdet Bey. Bebeğini doğururken vefat etmiş anne ve bebeğine ait yekpare bir mezar taşı. Tek kelime ile şaheser. Bir sanat harikası. Gözlerimi taşın ihtişam ve güzelliğinden alamadım. Ecdadımın zarif ve ince ruhunu, sanat zevkini taşta bir daha gördüm. Taş dünyada tekti. Eşi, benzeri, menendi yoktu, ancak bir profesör taşı yerinden söktürüyor, meçhul bir yere naklediyor ve taş ortadan kayboluyor. Yukarıdaki resim de Avrupa’dan gönderiliyor. Tekrar hayretler, şaşkınlıklar içerindeyim.

Bu kadarı da pes doğrusu. Kamuoyu o profesörü çok merak ediyor. Ben de merak ediyorum. Konuyla ilgili olarak Murat Bardakçı 07.05.2012 tarihinde yetkililerin dikkatini çekmek için bir yazı yayınladı. Umarım yetkililer bu konuyu umursarlar. Umarım suçlular bir an önce ortaya çıkartılır ve hak eden cezayı alırlar. Giden geri gelir mi bilinmez ama verilen cezalar emsal teşkil eder ve geride kalan sanat eserlere dokunmaya kimse cüret edemez.

– Haber Lotus –

HLotus

One thought on “O Profesör Kim?

  1. O taşı görünce önce taşa nakşedilen sanata hayran kaldık, sonra taşın yerinden söktürülüp kayıplara karıştığını öğrendik. Bunu garipsemedik aslında zira bu ülkede böyle hadiseler adiyattandı. Koca saraylar, tekkeler, türbeler soyulup talan ediliyor sahipsiz bir mezar taşı mı çalınmayacaktı. Ama yine de yüreğimiz incildi. Mezar taşının sahipleri olan anne ve gün ışığını görememiş yavrusunu düşündük ve üzüldük. Onların aziz hatıralarına sahip çıkılmamıştı. Taşı yerinden söktürenin bir profösor olmasına ayrıca çok üzülmüştük. Sonradan öğrendik ki mesele tamamen farklı. O taş kaybolmadı ve şu an İslam eserleri müzesinde. Taşı yerinden söktüren ise ünlü sanat tarihçi Prf.dr. Nurhan Atasoy hanımefendi. Bir sergi için alınan taş şu an müzededir. Keşke bir mezar taşları müzesi olsa da her bireri sanat abidesi olan taşlara sahip çıkabilsek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.