Ana Sayfa > Genel > Sancılı Olacağı Belli

Sancılı Olacağı Belli

Türkiye devleti 30 yılı aşkın süredir uğraştığı PKK teröründen kurtulmak için alınan kararları uygulamaya geçirdiği, ciddi somut önlemler için adım attığı bir süreçte, toplumumuz aldığı acı haberlerle sarsılıyor. Hatta PKK saldırılarının sorumlusu olarak vatandaşlarımızın bir kısmı sorunu çözmek için her türlü eleştiriyi de göze alarak somut adımlar atan bir hükümeti suçlama yoluna gidebiliyorlar. Yüreği yanan insanımızın bu tepkisine hak da verilebilir.

Fakat, tam da istenilen bu değil midir? Köşeye sıkışan ve harekat alanı da daralan bir örgüt dış istihbarat desteğiyle elinden geleni ardına koymuyor. Kendisini içte ve dışta köşeye sıkıştıran Hükümeti kamuoyu nezdinde zayıf ve güçsüz göstermek istiyor. Bu noktada halkımız sağlam durur ve bu oyunları ters yüz edebilirse çok kısa bir sürede bu terör belasından kurtulacaktır.

  Hükümetin terörle mücadele konusunda attığı somut adımlar nelerdir?

1-  En önemli somut adım daha önce denenerek faydası görülen iç güvenlikte askerle birlikte polisin de etkin bir şekilde kullanılması adımıdır. Bu yüzden de son aylarda örgüt bu adımı engellemek için polislerimize yönelik saldırılarını arttırmıştır.

2- İkinci bir önemli adım profesyonel askerlik konusunda söylemin ötesine geçilip terör saldırılarına karşı mücadele eğitimi alacak askerlerimizin alımına başlanmıştır. 2012 Şubat’ından itibaren eğitim almaya başlayacak bu askerlerimizle “sınır birlikleri” oluşturularak daha etkin bir mücadele sağlanacaktır.

Bu noktada Emekli Yarbay Şenol Özbek’in TV8’de Erkan Tan’a yaptığı değerlendirmeler önem taşıyor:

“Terörizmle mücadele olduğunu kesinlikle unutmayacağız. Teröriste karşı nasıl mücadele edilecek? Biz mücadelede orduyu kullandık. Bu bir yanlıştır. Dışarıya karşı örgütlediğiniz bir müesseseyi kendi vatandaşınıza karşı kullanamazsınız.
Ordu gibi bir müesseseyi bir takım kısır tartışmalara çekmiş olursunuz. 30 yıldır biz bu hatayı yapıyoruz. Bir kere eğitim denkliği yok. Askerin başarılı
olması bizim düşündüğümüz manada mümkün değildi zaten. Askerlik sisteminden kaynaklanan sosyal bunalım yaşamaya başladık. Sadece Anadolu çocuklarına mı bu iş yükleniyor? Neden Levent Camii’nden değil de Çankırı’dan kalkıyor cenazeler?
Bu söylemleri ortaya çıkaran şey mücadele değildir. Devletin kurumlarını yıpranmanın içine çekiyorsunuz. Ordu, terör ile mücadelede yanlıştı zaten.
Jandarma teşkilatının kullanılması da yanlıştı. İç dizaynda ordu kullanılmaz. Ordu yanlış derken doğru olan polistir demedik biz.”

“Terörizm ile mücadele edecek olan sistem; dağdaki teröristin formasyonunu karşılayacak, devlet memuru mantığı ile çalışmayacak. Gönüllülük esas olacak
teşkilatta. Beslenmesini dahi kendi insiyatifine bırakmayacaksınız. Devletin hantal yapısının dışına çekeceksiniz. Böyle yaparsanız; terörist başlar ‘Bu adam
nerede benim karşıma çıkacak?’ demeye. Gidecek haklayacak gelecek. Cenaze namazında devlet erkanının olması, şehitler ölmez vatan bölünmez sözleri
yanlıştır. Dağın havasını medya eli ile evlere pompalarsanız terörizmle mücadele etmiş olmazsınız, terörü destekleme faaliyeti haline getirirsiniz. Devletin
bütün kurumları bu işin içinde olacak. Kandil’e operasyonu tabii ki ordu yapacak; ama 3 ay eğitim gören askerle yapmayacak. Ordu, dış ayakla ilgili
vazifelerde olacak. Polisi bu duruma memur kılarsanız hüsrana uğrarsınız.”

3- Güneydoğu’daki 250 karakolun TOKİ tarafından yeniden yapılıp, orduya teslimine başlanmıştır. Karakol yapılarından kaynaklanan güvenlik zaaflarının da önüne bu şekilde geçilecektir. Diğer bir tabirle “derme çatma” karakollardan kurtuluyoruz.

Bu üç önemli adıma ilave olarak teröre karşı önlem ve girişimlerde bulunulduğuna dair haberlerin bir kısmını medyadan takip edebiliyoruz.

Hürriyet’in internet sitesinde Zeynep Gürcanlı “Saldırının Şifreleri” başlığıyla son günlerde yoğunlaşan diplomatik çabalara işaret ediyor:

Saldırının yapıldığı tarih manidar; Saldırı tam da PKK unsurlarının elebaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Habur’dan giriş yapıp teslim oldukları
günün ikinci yıldönümünde gerçekleşti.

19 Ekim 2009’da 30 PKK’lı Türkiye’ye giriş yapmış, Habur’da kurulan mahkemelerce sorgulanıp, serbest bırakılmışlardı. Ancak ardından geçen süreçte
hükümetin Kürt açılımı sekteye uğramış, Türkiye’ye Habur’dan gelen PKK’lılar hakkında da çeşitli mahkemelerce hapis cezası kararları verilmişti. 

SALDIRI ZAMANLAMASININ ŞİFRELERİ

Ancak PKK saldırısının zamanlaması sadece Habur olayının ikinci yıldönümüne rastlamasıyla sınırlı değil.
Bölgede, terör örgütünün bu saldırıyı planlamasına neden olabilecek çok önemli gelişmeler yaşandı, son birkaç gün içinde. İşte o gelişmeler:

* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “başkomutan” olarak bölgeye gitti ve sınır birliklerini bizzat denetledi. Hatta gece askeri karargahta kaldı.
* Irak’ın Kürt kökenli Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari geçen hafta Türkiye’deydi. Zebari ile görüşmelerde Türk tarafı sert çıktı, Başbakan Erdoğan “siz Kuzey Irak’taki PKK unsurlarını temizlemezseniz, biz gelir temizleriz” dedi. Kuzey Irak’ta bir hareketlenme başladı. Ve dün itibarıyla Kuzey Irak yönetiminin Kandil etrafındaki köyleri boşalttığı haberleri gelmeye başladı.
* Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hafta sonu kritik bir görüşme yaptı ve ilk kez Suriyeli muhaliflerle resmi temasta bulundu.
İstihbarat birimleri PKK’nın unsurlarından yaklaşık üçte birinin Suriye vatandaşı olduğunu uzun süredir belirtiyordu. PKK’nın askeri gücünün başında da
bir Suriye kökenli terörist, Fehman Hüseyin bulunuyor.
* Suriye ile bağlantılı olarak yine bu ayın başında PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan, Suriyeli Kürt muhaliflere, Beşar Esad yönetimi ile aralarını bozacak hareketlerden kaçınma çağrısında bulunmuştu.

Sonuç olarak, teröre karşı başarılı olmanın yolunun hükümeti suçlamaktan değil, atılan adımlara destek olmak, akla yatkın öneriler sunabilmek ve “dışarıya” karşı dik durabilmesini sağlamaktan geçtiğine inanıyoruz.

– Haber Lotus –  

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.