Ana Sayfa > Genel > Sivil Darbeyle Derinden Darbelenenler

Sivil Darbeyle Derinden Darbelenenler

Sivil darbe olur mu?
Olmaz diyemeyiz. Olabilir.
Sivil darbe, darbelenenin mâhiyetine göre ayrı anlamlar kazanır. Sivil darbe ifâdesinin anlamlı olabilmesi, darbelenenin mâsum olduğu ve doğal insânî haklarından mahrum bırakılma ihtimâlinin varlığında mümkün olur.

Gerçek demokratik bir sistemde, demokrasinin araçlarıyla demokrasinin ortadan kaldırılması şeklinde gerçekleşmiş bir sivil darbe olasılığı hayâlî olarak mümkündür fakat vâki olan bir örneği yoktur. Çoğunluğun, demokrasinin imkânlarını kullanarak demokrasiyi ortadan kaldırması ve yerine başka rejimleri getirmesi çoğunluğun bir hakkı olarak görülebileceği gibi, bu uygulamadan azınlıkta kalanların zarârı kendi algılarına göre feci olacak ise, Ortalama olarak insân haklarını herkese dağıtan gerçek bir demokrasinin, kendisini böyle bir çoğunluktan korumaya çalışması tutarlı olabilir. Ve ancak bu tutarlılık çerçevesinde ve bu şartlar altında, sivil darbe söylemi anlamlı bir ifâde olur. Velâkin, zikredilen ve vukuu görülmemiş bu örneğin (İnsân haklarına ve hukuka saygılı gerçek bir demokrasinin demokratik araçlarla ortadan kaldırılması) dışındaki bütün sivil darbeler, çok güzel ve çok hoş olur… Hırsızın yakalanması, düzenbazın düzeninin bozulması, cerrahın tümöre neşter vurması gibi diktatör zümrelerin diktalarını sonlandırmak elbetteki hârika olur. Bütün bu güzelliklerin siviller eli ile mevcûd demokrasi ve mevcûd hukuk çerçevesinde yapılabilmesi, yemekteki tuzun lezzete katkısı gibi vakıaya ayrı bir güzellik katmaktadır.

Şiddet kullanmadan, çoğunluğun gücü ile ve ortak akıl ile ve mevcûd hukuka uygun olarak gerçekleştirilen eylemler, ne kadar sessiz ve makul olarak gözükse de, gayr-i meşrû otorite kullanıcıları (diktatörler) ve hukuksuzluktan beslenen azınlık bir zümre için, ya’nî darbelenenler için, bu sessiz ve makul eylemler, kaçınılmaz olarak korkunç darbeler olarak algılanacaktır. Bas bas bağırıp yaygara yapmaları, meşrû bir fiilden etkilenen hırsızın veyâ düzenbâzın veyâ hastanın zarûrî sıkıntısına benzemektedir.

Gayet meşrû fiiller karşısında, muazzam ilhamlara mazhar olup, sivil darbe, sivil cunta ve mahalle baskısı gibi başarılı bileşik kavramlar üretenlerin huzursuzluğunu çok iyi anlıyoruz. Zannedilmesin ki bu huzursuzluk sâdece iktidarı kaybetmenin sıkıntısından kaynaklanıyor. Bu huzursuzluk ve korku; halkın ve fikir hürriyetinin ve hukukun, hâkim olmasından sonra illâ ki gerçeklerin açığa çıkacağının bilinmesi huzursuzluğu ve korkusudur.

Bu gerçekler açığa çıktığında bu çığırtkanların durumunun lafontaine’nin fabıllarındaki hayvanların durumuna benzediği idrak edilecek. Cumhuriyet, hukuk, insân hakları, çağdaşlık ve laiklik kalpazanlarının, insân olmadıkları hâlde konuşan ve insân gibi ahlâkî özellikler sergileyen fabıl karakterlerine benzedikleri çok daha net bir şekilde görülecektir.

İnançları,, kendilerinin dışındaki hiçbir insâna hamam böceği kadar kıymet vermeye izin vermeyen,, hukuka, çağdaşlığa, insân haklarına ve laikliğe aslında en uzak olan bu yobazların, yukarıda zikredilen çok istisnâi ve vukuu görülmemiş,, demokratik sistemi iptâl edici bir sivil darbeye işâret etmesindeki aldatmaca,, kapıyı tık tık tık çalan misafire, evin sâhibinin, kapının arkasından misâfire: “Ben içeride yokum” demesi kadar yalancılıktır… “Karagöz Hacivat”ta yahudi figüri, hem vurur hem bağırır. Vurduktan sonra bağırmak nasıl bir fayda getirirse sivil darbe yaygaracıları da böyle bir fayda devşirmeye çalışan tiplerdir.

Pirincin içindeki taşın diş kırma hakkını savunan bu mantık şeriatçı olmayanı da şeriatçı yapacağının farkında değildir. Şeytân’ın, müminin apaçık düşmânı olduğu halde, mü’minin terakkî etmesinde en büyük bir vâsıta olarak işlev gördüğünün farkında olmaması gibi…

Ali Aytaç Şenol

– Haber Lotus –

HLotus

3 thoughts on “Sivil Darbeyle Derinden Darbelenenler

  1. Gerçek demokratik bir sistemde Halkın çoğunluğu islam şeriatı ile idare edilmek istese ya da hıristiyanlığın bütün gereklerinin egemen olduğu bir sistem ile idare edilmek istese, bana göre bu durum meşru bir sistem olur. Ancak seçim sisteminin devam etmesi şartıyla… Eğer seçim sistemi devam ederse yani herzaman rejimi değiştirme yetkisi kayıtsız şartsız halka verilirse işte bu gerçek demokrasi olur ve gerçek demokraside sivil darbe falan olmaz.

  2. Peki, halk seçimleri de kaldırmak isterse ne olacak? Demokrasinin paradokslarından birisi de budur yüzyıllardır. Ne var ki demokrasiden daha iyi bir sistem de icat edilmedi henüz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.