Ana Sayfa > Köşe Yazıları > Son Akşam Namazı

Son Akşam Namazı

sonaksam

Hz. Peygamberin güzide ashabına kıldırdığı son namaz, vefatından üç gün önceki akşam namazıdır. Bu namazda zamm-ı sure olarak Mürselat suresini okumuştur. Düşünüyorum da hangi bir din görevlisi; müezzin, imam, kayyım, müftü, vaiz… vs Hz. Peygamberin aziz hatırasına istinaden akşam namazlarında (en azından Perşembe akşam namazlarında) Mürselat suresini okuyor. (Mürselat süresi 50 kısa ayetten oluşan iki sayfa bir süre. Cemaate güzel bir üslupla izah edilse herhalde hiç kimse hoca sen neden akşam namazında böyle uzun bir sureyi okuyup bizi yoruyorsun. “İnne atayn”a ile “kulhü” neyine yetmiyor demez. Üstelik memnun olurlar.)

Hz. Peygamberin ciğerpare kızları; Zeynep, Rukiyye, Ümm-ü Gülsüm ve Fatıma…  Onun engin sevgi ve şefkati genel anlamda ümmetine olduğu gibi has dairede ehl-i beytine ve has bahçenin gülleri kızlarına. Çünkü, anneleri Hz. Hatice vefat ettikten sonra küfrün, çilenin ve hakaretin kara basan gibi efendimiz üzerine çullandığı anlarda en çok desteği kızlarından ve küçük kızı Fatıma’dan görmüştür. Ve Hz. Peygamberin en çok iltifat edip, hürmet gösterdiği kızı Fatıma’dır. Öyle ki, içeriye girdiğinde ayağa kalkıyor. Düşünüyorum da hangi bir baba kızı odaya girdiğinde televizyon karşısında oturduğu koltuktan, uzandığı kanepeden doğrulup ayağa kalkıyor, kızını hürmet ve iltifata boğuyor.

Kuran’ın ifadesiyle apaçık bir fetih olan Hudeybiye anlaşması esnasında bazı üzüntülü hadiseler yaşanmıştır. Anlaşma gereği Müslümanlar o sene kabeyi tavaf edemeyeceklerdi. Kabeyi görememek, ona yüz sürememek, sahabileri çok yaralamış ve Hz. Peygamberin dönüş emrine kimse riayet etmemişti. Tam bir kırılma anıydı. Hz. Peygamber olayı eşi Ümmü Seleme’ye anlatır. Annemiz de şöyle der: “-Ey Allahın Rasulü iyisi mi siz kimseye bir şey demeden hazırlıklarınızı yapın, kurbanı kesin ve tıraş olun.”

Hz. Peygamber eşinin söylediklerini bir bir yapar. Onu gören sahabiler de peygamberin yaptıklarını aynen yaparlar ve olay çözümlenmiş olur.

Acaba diyorum hangi bir koca önemli karar anlarında, (ya da hayatın herhangi karar anlarında) eşinin görüşünü soruyor, ona danışıyor ve tavsiyelerine uyuyor.

Hz. Peygambere on sene hizmet eden Enes…  Annesi elinden tutup hizmet etsin diye Rasulullah’a teslim ettiğinde henüz küçük bir çocuktu ve uzun süreler ona hizmet etti. Bazen unuttu, yanlış yaptı bazen emirleri yerine getiremedi ama Hz. Peygamber ona hiç surat asmadı, yüzünü ekşitmedi hiç kızmadı ve şunu neden yapmadın ey Enes demedi.  Acaba hangi bir işveren, patron işçisine, elemanına yapmadığı, yapamadığı ya da hata yaptığı anlarda Hz. Peygamber gibi davranıyor. ( en yüksek kâr marjlarının, fahiş kazançların, daima zirvelerde olmanın hedeflendiği böyle bir sistemde işi yapamama, hata yapma kimin haddine, anında iş akdinin feshi.)

Hz. Peygamber hicret esnasında Mekke’ye dönüp mahzun bir kalple; “Ey Mekke eğer halkım beni çıkarmasaydı asla senden ayrılmak istemezdim” demişti. Ama cahil cühela halkı onu topraklarından söküp atmış ve muhacir yapmıştı. Şimdi ise O on bin kişilik ordusuyla Mekke önlerindeydi ve Allahın vaad ettiği mutlu son az sonra gerçekleşecekti. Böyle bir manzara karşısında hangi bir komutan gururlanmaz, mağrur olmaz ama O son derece mütevazi, mahcup, mahviyet kanatlarını yerlere indirmiş ve devesinin sırtında tabiri caizse iki büklüm bir vaziyetteydi. Acaba diyorum hangi bir komutan böyle anlarda Hz. Peygamber gibi olabilir, savaş hukukuna riayet ederek çocukları, ihtiyarları, kadınları ve ağaçları korur, zalimleri cezalandırırken bile affedici olabilir.

İsa Avcı

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.