Su

Mübarek Ramazan’da suyun hayatî kıymet ve önemini bir kez daha anladım.

Öyle ki iftardan sahura fasılasız su içebilirim.

Gün boyunca da sudan müteşekkil bir adam olarak kâh çalışma masamda oturur kâh caddelerde dolaşırım.

Bu arada iftara kadar buharlaşırım da buharlaşırım.

Yok olmanın son noktasında minareden yükselen ezan sesleri imdadıma yetişir ve ben Hoca’nın Allah-ü Ekberin A’sını ya da (l) elifini bitirmeden bir litre buzlu suyu göndermişimdir mideye. Akabinde de gelsin gazozlar, meyve suları…  Ve sahura kadar bir baraj gibi tekrar dolarım.

Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk geldi ve kameri takvim gereğince önümüzdeki on yıl daha oruçları yaz aylarında tutacağız. Bu sene yaz sıcakları mevsim normalleri üzerinde seyrediyor. Yaz sıcakları dedim de; yine bencilliğimi sergiledim. Sanki sıcaklar kurda, kuşa, nebâta, ekine, hasata lazım değilmiş gibi.

Bu sıcaklarda oruç tutmak gerçekten fedakârlık, feragat, sabır, metanet ve dayanma gücü istiyor. Klimalı ortamda olmama rağmen bu zorluğu bedenen hissediyor ve akşamı zor ediyorum. Gözlerim duvar saatinde bir türlü geçmek bilmeyen saniyeleri, saliseleri sayıyor teker teker.

Dışarıda, sıcak altında; tarlada, yeraltında maden ocaklarında, haddanelerde, tekstil boyahanelerinde, mermer ocaklarında ve fabrikalarda zor şartlar altında çalışıp da oruç tutanlar bir kez daha devleşiyorlar nazarımda.

Yapılan istatistiklere göre Türk toplumunun yetişkin yurttaşlarının hemen hemen yarısı oruç tutmuyor, bu oran kavurucu sıcaklar ve tatil sezonu olması sebebiyle giderek artıyor.

Bir kimsenin oruç tutup tutmadığını sorgulamak kimsenin haddine değil. Ortada sadece ve sadece Allah rızası için yapılan bir ibadet söz konusu. Mükâfat ve mücazatını insanlar değil bizzat yüce yaratıcı verecek. Ama oruç ibadetinin toplumsal yönü ağır basıyor. Tutmayanlar tutanlara saygı göstermeli ve sokakta meydanda bir şeyler yiyip içmemeli diye düşünüyorum.

Oruç tutmanın en büyük lezzeti nedir diye sorarsanız eğer, iftarda içilen bir bardak soğuk su derim. İnsan sadece o anda içilen bir bardak soğuk sudaki hazzı, lezzeti alabilmek için oruç tutmalı bence.

Oruçlunun en büyük sevinci ise yarın âhirette Allah nezdinde olacak, çünkü Yüce yaratıcı Oruçlunun mükâfâtı sadece ve sadece bana aittir buyuruyor.

İklimler değişiyor, dünya çölleşiyor, suya olan ihtiyaç giderek artıyor. Önümüzdeki yirmi yıl içinde dünyanın önemli şehirleri de bundan nasibini alacak; insanlar başka yerlere göç edecek, şehirler boşalacak.

Geçen yüzyılın savaşları petrol içindi, önümüzdeki yüzyıl savaşları su için olacak.

Kıyameti uzaklarda aramamak lazım. Susuzluk başlı başına bir kıyamet. Hayat suda, su ise bulutlarda… Şimdiye kadar ise insanoğlu ne bulutu ne de suyu terkib eden atomcuklarını icat edebildi.

İsa Avcı

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.