Ana Sayfa > Edebiyat

Yapraklarını Kaybetmiş Bir Ağaç Burukluğuna Benzeyen Kelamlar

Merhabalar, elime bir tükenmez kalem aldım. Gerçi o da tükendi. Tükenmek; anlık olan aynı zamanda bir birikimin eylem hâlidir. Herkes zamanı geldiğinde bu hissi tadıyor. Maalesef, nedenini bilmediğim bir şekilde yazmak istiyorum. Bir sonraki cümlemi düşünürken bitmiş kahve bardağının içine düşen sigara külü gibi çaresizim. Cebimden gelen bildirimle irkildim. Teknoloji, yetişkinleri

Tamamını Oku

Çünkü Uzun Bir İntiharmış Çocukluk

Deniz Dengiz'den Mehmet Dönmez'e Önceleri geceleri hissettim onu…/ -ruhum beni boğuyor, bedenimin içinde kıvrana kıvrana kapkaranlık bir kuyunun dibine çekiyordu beni. Sonsuzluk duygusu veren bir boşluk./ Bitmek bilmeyen bir sessizlik sürüyor içimde…/ çığlıklarımı mezara gömmüştüm, günlerden çarşambaydı. Benim bu çarşambalardan ne çektiğimi bilemezsiniz. Hep çarşambaları olur böyle şeyler. Zamanı ölçmek işi ya

Tamamını Oku

Aklımın Köşelerinde Gezinen Gölgeler

Kulağımı tırmalayan gürültüden biraz olsun kurtulmak için uzaklaşarak başka bir sandalyeye oturdum; soğuktu… Bir kedi geldi. Oralı olmayınca ayaklarıma sırnaştı. Aklımı kurcalamakta olan bu fikrin ne zaman ekildiğini bulmak için zihnimin dehlizlerine daldım. Karanlığın bütün kapıları hükümranlığı altına aldığı zifirî bir geceydi. El yordamıyla bulduğum kapıları birer birer açtım. İçerilerde türlü

Tamamını Oku

Yazarlar hakkında absürt bilmeceler komik midir?

İlginç kitap çalışmalarıyla dikkatleri çeken (yani dikkat çekmeye çabalayan) yazar Polat Onat, eski tuhaflıklarını gölgede bırakacak yepyeni bir kitapla ortaya çıktı: “Ünlü Yazarlarla İlgili Tuhaf Bilmeceler” Toplam 1340 yazarın tek tek geçit töreni yaptığı 172 sayfalık kitapta, edebiyat tarihinin en meşhur klasik yazarlarından, günümüzün genç şairlerine uzanan bir yelpazede birçok isim

Tamamını Oku

Türkçülük Akımının Roman Türünün Gözde Yazarı: Müfide Ferit Tek

Müfide Ferit Tek [1892-1971]Türkçülük akımının roman türünde ilk temsilcisi olarak kabul edilir. O, Kurtuluş Savaşı’na kalemi ile destek verdi. Önemli bir sanat tarihçisi olan Emel Esin’in annesidir ve eşi, Türkiye’nin ilk içişleri bakanıdır. Hürriyet taraftarı olan bir babanın kızı olan Müfide Hanım, ilköğrenimine Trablusgarp’ta başladı. Ancak Türk okulu olmadığı için İtalyanların

Tamamını Oku

Ölüm Üzerine Notlar: Depresif Performans

Deniz Dengiz'den 1-- ne güzel gülümsüyorsun ölüm… / bir yaz günü ölü evinde karşılaşmıştık. -- Seferini tamamladıktan sonra yönünü kaybeden, yitmeye dünden razı gemiler kadar, ekim kadar yorgundum. Sokakların girdabında sıkışıp kalan sevinçlerin kristal ışığı, göğe çektiğim perdelerin ardını aydınlatsa bile ben, ormanda kaybolmuş bir ağaç gibi çaresiz, gökkuşağında olmayan bir renk

Tamamını Oku

Çeşmî’den Âlî’ye: Gelibolulu Mustafa Âlî

Habîbin sev dilersen mağfiret takrîbin ey ÂlîRakîb olmak gibi Mevlâ’ya rengîn intisâb olmaz Gelibolulu Mustafa Âlî [1545-1600], tüccar bir babanın oğludur. Tarihçi, şair ve sosyolog olan Âlî, medrese öğrenimine altı yaşındayken başladı. Gelibolulu olan Surûrî’den fıkıh ve tefsir dersleri görmüştür. Surûrî’nin onun için en önemli etkisi “şair”lik vasfına erişmesinde görülmektedir. “Çeşmî” mahlası

Tamamını Oku

Taşra Hayatına Kritik Bir Yaklaşım Getirmek: Leopoldo Alas

İspanyol yazar Leopoldo Alas, Zamora’da doğdu. Novelist, realist ve kritikçidir. Döneminde, eleştirmen bir kalem ve çağdaş Fransız edebiyat akımlarını İspanya'da yaşatmaya çalışan biri olarak bilinirdi. 19. yy’da İspanyol roman türünün en güzel örneklerinden biri olan La Regenta (Profesörün Karısı, 1848) eserini kaleme aldı. Romanında, taşra yaşamının yergisi profesyonelce yapılmış olan bu yapıt, sıklıkla

Tamamını Oku

Nobel Ödülü’nün Carl Felix Tandem’i

Bir hâkimin oğlu olan Carl Friedrich Georg Spitteler, İsveç’te dünyaya geldi [1845-1924]. Eğitimini tarih alanında başladı ve başarıyla bitirdi. Ardından ateist olmasına rağmen teoloji okumayı tercih etti. Zürih ve Heidelberg’te Hristiyan teolojisi üzerine eğitimini tamamladı. İlk öğretmenlik tecrübesini Rusya’da yaşadı ve Berlin’de bu mesleğine devam etti. Gazetecilik ve edebiyat sevgisi öğretmenlik duygusuna

Tamamını Oku

Tarihin İlk Dedektif Romanı: Morgue Sokağı Cinayetleri

Paris’te -hayali bir sokak- Rue Morgue'da yaşayan Madame L'Espanaye ve kızı, kafa karıştırıcı bir şekilde öldürülür. Apartmanın dördüncü katında planlı bir şekilde gerçekleşen cinayet için gazete haberleri, annenin boynunun neredeyse bütünüyle kesildiğini yazar: Başı gövdesinden ayrıldı ayrılmak üzeredir. Kızı, boğazlanmış ve şöminenin baca boşluğuna âdeta bir gazete parçası gibi sıkıştırılmıştır. Bu

Tamamını Oku

Tarihin Tozlu Raflarında “Suud Saffet”i Yâd Etmek

Lise yıllarında "Suud Saffet" mahlası ile şiir dünyasında isminden söz ettiren [1] değerli bir edebiyatçı Suut Kemal Yetkin [1903-1980] aynı zamanda akademisyen, felsefeci [Sorbonne ve Rennes Üniversiteleri], üniversite idarecisi ve siyasetçidir. Yetkin, önemli yapıtları ile kültüre ciddi katkıları olmuş zatlardan biridir. 1963-1964 ders yılında Columbia ve Paris Sorbonne üniversitelerinde “Türk

Tamamını Oku

Ahlat Ağacı filminde tartışılan “Taşra Mektubu”

Nuri Bilge Ceylan'ın "Ahlat Ağacı" filminin ilk yarısının sonlarında uzun bir kitapçı sahnesi var. Filmin baş karakteri Sinan, kitapçıda oturan yazar Süleyman ile "taşra ve edebiyat" hakkında konuşup tartışıyorlar. Sonrasında kitapçıdan çıkan Sinan ve Süleyman birlikte yürümeye başlıyor. Ve bu yürüyüş esnasında beş dakikadan fazla bir süre boyunca "Taşra ve Edebiyat Sempozyumuna

Tamamını Oku

Zamanın ayak izleri – Tarih’in romanlardaki yeri

"Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer. Her ikisinde de karaya oturma tehlikesi, kaçınılmaz sonuçtur" demiştir Cevdet Paşa. Tarih, geçmiş zaman bilimidir evet ama aydınlık bir gelecek, ancak geçmişten ders alarak tesis edilebilir. Cevdet Paşa 19. asırda Osmanlı Devleti'nin yetiştirdiği en önemli devlet adamlarından ve tarihçilerinden biri olduğu kadar kaleminde usta bir

Tamamını Oku

Balıkçı olsam…

Sabahın ayazında, koyu karanlıklarda başlar onların mesaisi. Ekmek tekneleri gün doğmadan çok önce açılır denize. Ağlar serilir, oltalar atılır, gün doğumunu seyrederken ilk cigaralar yakılır. Kuşlar bile güne yeni uyanırken, balıkçı çoktan başlamıştır mesaisine. Üstünden daha sis kalkmamış gibi tüterken deniz, sandala vuran cıp cıp sesiyle göz kapakları ağırlaşır balıkçının... Maviden önce kızıldır denizin rengi.

Tamamını Oku

Zamanda donmuş o tenhayım ben

Ben eski bir evdeymişim! Kaç yaşındayım bilmiyorum. Sadece içimde öldüğünün farkında olan bir ruhun yaşadıklarına dair, geçip bitmiş bir hayatın buruk tadı var. Hafızam buğulu bir vapur camı gibi… Şimdi silsem bir çay buğusu, tarçın ve zencefil kokuları duyacağım belki de… İçimde biraz da yağmur birikintisi var. İsli bir kış

Tamamını Oku

Karyola

"Hayır, istemiyorum" diye sesimi yükselttim. Ablam sesini daha da yükselterek; "Ben de istiyorum" dedi. Belli ki anlaşamayacağız. Kendince haklı. Yayları iyice ölmüş, üstündeki yatak da eskimiş, çok da yer kaplıyormuş. Annem babam orada yatamıyormuş artık. Onları bırak kendi de yatamıyormuş. Sırtında ağrı yapıyormuş. O halde ne gerek var bu döküntüyü saklamaya? "Uygun bir fırsatını

Tamamını Oku

Çalışana saygı…

Bilhassa plaza çalışanlarında görmüş olduğum bir durum var;(plaza ve kurumsal firmalarda statü sahibi çalışan sayılarının yüksek olması; bu durumun statü egosunu ön plana çıkarması ve kişilerin bunu kişisel yaşantısına da bulaştırmasından dolayı bu örneği vereceğim) Misal, lokantada yemek yerken yere çatal düşse, yenisi gelene kadar yerden almayan tipler bunlar. Niye,

Tamamını Oku

Edebi Tenkit Ödülü Lütfi Bergen’e Verildi

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz, düzenlediği basın toplantısı ile 2012 yılında ödüle lâyık görülen "Yılın yazar, fikir adamı ve sanatçıları"nı açıkladı. Ödüllerin tam bir hakkaniyet ve liyakat esasına göre değerlendirilerek tespit edildiğini belirten İbrahim Ulvi Yavuz, ödül sahiplerine ileriki günlerde açıklanacak bir zamanda belgelerinin takdim edileceğini söyledi. Türkiye Yazarlar

Tamamını Oku

Hiçlik, Varlık ve Biz!

Suzan Çataloluk'un kaleme aldığı haberiniz.com'da yayınlanan Edebiyattan Fiziğe, Fizikten de siyasete uzanan "Sonbahar Yağmurlarında Kaç Quark Vardır Acep..." başlıklı yazıyı dikkatlerinize sunuyoruz: Bir sonbahar günüydü.  İnceden inceye yağan yağmur damlaları farkında olmadan ağlayan insanların göz yaşları gibiydi, ıslandığınız anlamıyordunuz. Ama yağmur birden hızlandı.  Şemsiyemi unutmuştum.  Daha fazla ıslanmayı göze alamadım.  Tanıdık bir kitapçıya

Tamamını Oku

Oğuz Atay: “Sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor”

“Kimse dinlemiyorsa beni –ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- gönlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar, sonunda bana bunu da yaptınız.” Günlüğünün ilk parağrafı böyle bitiyor Oğuz Atay’ın. 1934-1977 yılları arasındaki 43 yıllık hayatında, hep aceleci, hep sabırsız, biraz kırgın, biraz da münzevî bir adamdır “Tutunamayanlar”ın sahibi. “Söylenen sözler yaşanan olaylardan önemlidir”

Tamamını Oku