Ana Sayfa > Gündem > Taşeron Canavarı

Taşeron Canavarı

taseron

Bir baştan bir başa sarmış memleketi taşeron canavarı… nasıl da beslemişler? Nasıl da semirtmişler?… Milletin kürsüsünden, milletin gözünün içine baka baka… en yetkili ağızlar bu kölelik, sömürü düzenidir itirafında bulunurken… doymamış, doyuramamışlar… daha yok mu diyor alev alev yanan cehennem ateşi gibi… işçinin emeğini, alın terini silmiş süpürmüş… çocukların hayallerini, umutlarını da….  Kanla besleniyor maden ocaklarında…

Param-parça… Türk evi… Tanzimattan beri… Her ne yaşanmışsa Batı toplumlarında… bayağılık, süflilik, müstehcenlik adına…. Sinsi bir mikrop gibi… Girivermiş hemen topluma… metres hayatı, ensest ilişkiler… eli kulağındadır belediye başkanlarının erkek ile erkeğin nikahını kıyması…

Ne kazandık? ne kaybettik? Para, mal, mülk, ev, arsa, araba… ancak uzun bir tarih süreci olan kapitalist topluma alışamadık. Alışmak için ailemizi, çocuklarımızı, moral ve kültürel değerlerimizi kaybettik… Ruhumuzu kaybettik… İnsana güven duygusunu, itimadı, samimiyeti, sıcak ve candan olabilmeyi kaybettik… Sıcak bir gülümsememiz vardı çehremizde, onu kaybettik… Peki insanı insan, aileyi aile ve milleti millet yapan en başta, bu değerler değil midir?

Uzun bir tarihi süreçte, topuktan saç tellerimize, her şeyimizi değiştirdik… bir şey ise hep aynı kaldı: düşünce tarzımız… amiyane tabirle kafayı bir türlü değiştiremedik… böyle olunca… adet oldu… garp kafasıyla araba yapıp şark kafasıyla benzin koymasını unutmak… adet oldu her şeyi denediğimiz halde ciddiyette sınıfta kalmak…

Sorgula… Bir tıkla… sorgula… Modaya uygun kıyafetler nereden alınır… En leziz yemekler hangi lokantada yenir… Sabahlara kadar canlı müzik, eğlence mekanları nerede… En lüks evler hangi semtlerden alınır… En hızlı arabalar hangi galeride satılır… Sorgula… Bir tıkla… sorgula… Hangi oteller indirim düzenliyor… Hangi mağazalar kampanya başlatmış… Hangi bankalar bonus dağıtıyor… Ne mutlu… sürekli sorgulayan bir toplumuz… demokrasi… işte bu… Peki insanın kendini sorgulaması… iç alemini… duygu ve düşünceleri… hal, tavır ve davranışları sorgulaması…

Bu topraklara matbaa ne geç geldi, ne de matbuata düşman bu millet. Sadece okumasını sevmiyor, okumuyor. Tenha bir köşeye çekilip kitapla baş başa kalmayı bilmiyor. Tıpkı kendisiyle baş başa kalmasını bilmediği gibi. Yazılı kültüre alışık değil, İlle de sözlü olacak…

Kat be kat asma kilitlerle kilitlemişler… kitapları…21. yüzyıl Türkiye’sinde… mübalağasız…

Zamane delikanlısı;

“hapşu” dedi.

güngörmüş ihtiyar;

“çok yaşa evlat”

“sen de gör dede”

“gesuntheit”

“danke shön”

“bless you”

“thanks”

“a tes souhaits”

“merci”

“yerhamukellah”

“… ???”

İhtiyarın dudakları kıpırdadı;

“yehdina ve yehdi kumullah”

Akşam yemeği… anne… belli ki yüksek bir mevkide görevli… çocuğu ile İngilizce konuşuyor, çocuk bülbül gibi şakıyarak annesinden su istiyor; “Mom, can you please give a cup of water please?”

Akşam yemeği… anne… bir memur olsa gerek… çocuk ise devlet okuluna gidiyor muhtemelen.  Çocuk annesinden İngilizce olarak su istemeye çalışıyor “mother, give me please water of a cup?”

Akşam yemeği… anne… köylü olsa gerek… yer sofrasında aynı kaptaki yemeklere kaşık sallıyorlar… Çocuk annesinden su istiyor; “ ana gıı susadım bi tas su yetiştir.”

İsa Avcı

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.