Ana Sayfa > Gündem > Türk Hologram: Kılıçdaroğlu

Türk Hologram: Kılıçdaroğlu

O, konserler veriyor.

Biletleri kapışılıyor.

Binlerce kişi şarkıları eşliğinde coştukça coşuyor.

Turneye de çıktı…

Televizyon programlarına katıldı.

Resmi uzaya gönderildi.

Şov dünyasının yeni soluğu oldu.

O artık evrensel bir yıldız…

Bir genç kız o… 16 yaşında ve 1.57 boyunda…

Ama değişik bir genç kız. Canlı olmaması en büyük özelliği olsa gerek…

Onu satın alabiliyor, evinizde misafir edebiliyor, bilgisayarınıza programlayabiliyor, dilediğiniz şarkıları söyletebiliyorsunuz.

Japon çılgınlığının yeni “yıldız”ı Hatsune Miku’dan söz ettiğimi anlamışsınızdır.

Hologram şarkıcı Hatsune Miku…

Hayranları, çalışmaları, popülaritesi var, ama aslında kendisi yok…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu Hatsune Miku’ya; taraftarlarını saç-baş yola yola konselerini izleyen binlerce hayrana benzetiyorum. Kimse kızmasın…

İkisi de sanal… İkisi de bir “program”ın ürünü…

***

Taraftarları Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ne bekliyor?

İktidar değil mi?

Ama nasıl olacak?

Çakma “yırtık ayakkabı” buna yetecek mi?

Zorlama kasketin faydası olur mu?

Etro gömleğin üstünde hiç hoş durmuyor.

Etrafınca pompalanan “gariban Kemal” imajının şimdiye kadar tutmadığı çok belli. Gittiği gecekondulara götürülen “halis partili” gazeteciler bile “o gerçeği” örtemiyor. Ne yapsalar çiğ duruyor. Havuzlu villa, pişmesi düşünülen aşa su katmış olmalı.

Dürüst imajıysa, en azından şimdilik genel müdür olduğu dönemde SSK’ya eş-dost transferi yaptığının ortaya çıkmasıyla suya düşmüş gibi görünüyor. Eşinin-dostunun illegal örgüt üyesi olduğu iddiaları da var…

Söylediği her sözden anında çark etmesi güvenilirliğiyle birlikte, olduğu pek söylenemeyecek olan karizmasını da kötü çizdi.

Parti otobüsünde yardımcısı tarafından itilip kakılması, sözlerinin hemen başkalarınca düzeltilmesi (ekibini sonradan değiştirmiş olsa bile) “kendini koruyamayan ve savunamayan kişi” intibaını fena yerleştirdi.

Otobüs demişken, kendisiyle görüşmek isteyen çarşaflı kadının nasıl dövüldüğünü, çarşafının azgın partililerce parçalandığını, yüzüne gövdesi büyük edebi küçük adamlarca tükürüldüğünü hatırladım.

Tesettürün rahibe kıyafetine benzetilerek yapılmaya çalışılan aşağılama da unutturuldu değil mi?

Evet, bütün bunlara ve daha fazlasına rağmen Ak Parti’ye muhalif olmayı hayatlarının merkezine koyan bütün güçler O’ndan iktidar, olmadı Ak Parti’nin tek başına gelmesini engelleyecek bir sonuç bekliyorlar…

Ama nasıl?

***

Şahsi potansiyeli var mı?

Şöyle partiyi alıp götürecek kabiliyeti?

Partide yaşananlar hiç hoş değil.

Performans son derece zayıf.

İkna ediciliği ikmale mecbur.

O halde nasıl olacak iktidar?

***

Partide potansiyel var mı?

Önce bir hatırlatma: CHP, DSP’lilerle birlikte girdiği seçimlerde yüzde 23 almıştı. Karşıda dişe dokunur bir sol parti de yoktu.

Geriye “Kürt ve Alevi kimliği” üzerinden alınmaya çalışılacak oylar kalıyor.

Bana kalırsa, ondan da umut yok.

Size iki anket sonucundan bahsetmek istiyorum:

Birincisi yakın zamanda yapılan bir saha çalışmasının “oy vereceğiniz partiden emin misiniz” sorusuna alına cevap: CHP’lilerin yüzde 94 küsuru oylarını bu partiye vereceklerini söylemiş…

İkinci çalışma, meşhur 12 Eylül anayasa değişiklikleri referandumundan sonra yapılan bir anket. Alevilere verdikleri oy soruluyor, yüzde 97’si “hayır” dediğini anlatıyor.

Yani CHP’nin istediği şekilde oy kullanmış Alevi vatandaşlarımız.

Demek ki, Alevi vatandaşlarımız ekseriyetle CHP’yi destekliyor. Demek ki, zaten orada bir “blok” var.

Ya Kürtler?

Bu yapı, bu kafa, bu gidiş, bu tabela artık Kürt kimliğini öne alarak oy kullananları da safına katamaz.

Bana hiç yüzde 35’lerde göründükleri “sipariş” anketlerden bahsetmeyin.

Fikir namusu taşıyan (hem de sosyal demokrat) araştırma şirketleri CHP oylarının (hala ciddi bir sol partinin olmadığı zeminde) yüzde 22-23 olduğu sonucunu buluyor. Bir dönem, yani Baykal’ın yerine oturduğu ilk günler, medya gazıyla yüzde 26-28 bandına çıkmış CHP… Ve o da nihayet köpük gibi sönerek gerçek zeminiyle buluşmuş… Kaldı ki, 26-28 olsa ne yazar, neye yarar?

Bütün bunlara Baykal’a bulaşmaya çabalayan gazeteci hanımla olan temasın oluşturduğu çirkin atmosferi ilave edin.

Ben Kılıçdaroğlu’nu gördükçe o yüzden Hatsune Miku’yu hatırlıyorum.

Çünkü, Hatsune Miku “hayat”a ne kadar uzaksa, CHP ve CHP’liler de çağı ve değişen Türkiye fotoğrafını okumaya “o kadar” uzak…

İşin “beddualı parti” boyutuna hiç girmedim bile…

Murat Dereli

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.