Ana Sayfa > Genel > “Yaşadıklarımız Hak Ettiklerimiz midir?”

“Yaşadıklarımız Hak Ettiklerimiz midir?”

fenakitap2Ekrem Özdemir’in, “Fena-Mevlâna’da Özgürlük” isimli kitabı, kitapçılarda yerini aldı.

İnsanlar arasında ilk şüphe ne zaman ortaya çıkmıştır? Bu sorunun cevabını bilmek, bizi şüphelerimizden arındırmaz. Aksine daha da çok düşünmeye iter. Hayat, bütünüyle izah edilmesi zor bir konu, bu kesin. Bu yüzden, güç geçmiyor ki, hayata dair yeni bir fikirle karşılaşmayalım. İnsanlığımız, Tanrı’yı bir kenara itip kendi kaderini tayin etmekte kararlı gibi görünüyor. CERN’den gelecek müjdeli bir haber, Tanrı’yı inkâr etmeye hazır insanların iştahını kabartmıyor değil. Fakat, bütün çabalarımız, evrensel bir gerçeğin önünde diz çökmemizi engellemiyor: Ölüm. Bu dünyada asla istediğimiz bir hayatı yaşayacağımızın belki de en güçlü delili olan ve bizi en beklemediğimiz anda ziyaret eden ölümü nasıl karşılamalıyız? Bir kabus mudur ölüm? Bir son mudur? Ya da yeni bir başlangıç mı? Mevlâna’ya düğün gecesi (Şeb-i Arûz) gibi gelen ölüm, neden bizim canımızı sıkmaktadır? Öyle ya, ne zaman ölümden bahsetsek, canımız biraz sıkılır ve gönlümüz daralır. Mecbur kalmadıkça zikretmek istemediğimiz bu kavram, nasıl oluyor da, Mevlâna için, bir damadın gerdek gecesine giderken sevinerek koştuğu gibi bir tören haline gelebiliyor? Bizi Mevlâna’dan ayıran şey nedir? Onun zamanıda dünya nimetleri azdı da şimdi mi çoğaldı? “Zavallı Mevlâna, ne gördü ki savaştan, yıkımdan başka!”, dünyayı sevsin mi demeliyiz? Belki de haklıyız, devasa Selçuklu Devletleri’nin sonuncusunun sonunu hazırlayan ve Selçuklu ismini tarih kitaplarıan hapseden bir zamanda yaşamıştır Mevlâna. Öyle ki, Moğol askerlerinin eline düşmemek için, kocasına kendi eliyle hançer veren ve “Öldür beni” diye yalvaran kadınların varlığından söz edilir o günlerden bahsederken.

Ekrem Özdemir’in “Fena; Melvâna’da Özgürlük” isimli kitabı, “Yaşadıklarımız hak ettiklerimizdir” iddiasıyla kitapçılarda yerini aldı. “Kader nedir?”, “Bir eylemi gerçekleştirdiğimizde Allah bunu istediği için mi o eylemi yapıyoruz, yoksa biz istediğimiz için mi Allah yaratıyor?”, “Yaşadıklarımız önceden yazılmış şeyler midir?”, “İnsan ne kadar özgürleşebilir?”, “İnsan iradesinin etkinlik alanının sınırları nelerdir?”, “Akıl bizi nereye kadar götürebilir?” vb. soruları Mevlâna penceresinden cevaplayan eser, bugünün insanına yedi asır öncesinden ışık tutuyor.

Mevlâna’nın hayatından ve irade özgürlüğünün tarihçesinden kısaca bahsederek başlayan kitapta, Mevlâna’nın özgürlük anlayışı, alt bölümlere ayrılarak işleniyor. Mevlâna’nın insan iradesi tanımından yola çıkarak, insan iradesinin sınırları ve etki alanı örneklerle açıklanıyor. İslam tarihinde itikadî mezhepler olan Mutezile ve Cebriyye hakkında Mevlâna’nın yorumları verildikten sonra, can alıcı bir meseleye, Kaza ve Kader konusuna geliniyor. Ve üçüncü bölümde Mevlâna’nın özgürlük anlayışı FENA kavramı üzerinden anlatılıyor.

FENA, hakikat yolcusu dervişin, bu yolculuk esnasında yaşadığı tecrübelerden biri. Bir makamı temsil ediyor. Kelime olarak kendi varlığından geçmeyi ifade eden FENA, kişinin kendi varlığındaki kötü unsurları temizleyip yaratıcının varlığında kendi varlığını terbiye edişini içeriyor. “Her şey bir insanı sevmekle başlar.” Bu doğru. Ama “Veren, karşılık beklediği anda bencildir.” Bu da doğru. İnsanı üzen, bunalıma sürükleyen şey, beklentileridir. “İnsanlardan bir şey beklemeyin” diyen Peygamberimiz, bu yüzden insandan değil, Allah’tan beklemeyi tavsiye eder. Beklenti sahibi olduğumuz her insan, bizi mutlaka hayal kırıklığına uğratır. “Doğrusu insan, çok zalim ve çok nankördür.”

“Ve Allah, Davud’a şöyle buyurdu: Ey Davud, benim için bir ev boşalt ki o ev benim olsun.”

Evden kasıt kalptir. Boşaltmaktan kasıt ise, kalbi bütün kötü düşüncelerden temizlemektir.” “Fena”, kalpte yapılan bir temizliktir. Kalbi, kötü düşünmeyi beceremeyecek hale getirmektir.

“Fena”, dervişi Allah’ın sevdiği bir kul yapar ve “Ben kulumu seversem, onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum” diyen Allah, sufiyi, kendi sıfatlarıyla donatır. Artık konuşan, derviş değil, “ete kemiğe bürünmüş Yunus diye görünmüş” Allah’tır.

Mevlâna, terketmeyen sevgilide yok olmayı önerir. Zira “bütün sevgililer bir gün terkeder; sen terketmeyen sevgiliyi seç” diyen kendisidir. Allah’tan başka her şeyin bizi yavaş yavaş ölüme sürüklediği bu dünyada, insanın hedefi; terketmeyen sevgilide, Allah’ta “Fena” bulmak olmalıdır. Aslında bu, aklın da kabul ettiği bir hedef olmalıdır. Nihayetinde akıl, yararlanacağı, fayda elde edeceği şeyi arar. Ve insanın, onu asla terketmeyecek bir sevgili bulması gerektiği, fayda açısından baktığımızda, en faydalı iştir. Mutlak güçlü olanın, yok olmayanın, terketmeyen sevgilinin peşinde koşmak, karşılığnda bitip tükenmek bilmeyen zenginliklere sahip kılacaktır bizi. Fakat akıl, aşk gelince, kendi güçsüzlüğü ortaya çıkacağından, iktidarını kaybedeceğinden, varlığın sarhoşluğunu değil, ayık kalmasını ister. Fakat, hakikat bilgisinin zevki, aklı ve mantığı dize getirir. Ayaklarımızı yerden kesecek bir aşkı hangimiz istemeyiz ki!

Fena, varlığımızı dönüştürür, ilahî varlığın özellikleriyle donatarak zenginleştirir. Âşık olan kişinin, farkında olmadan, sevgilisine dair konuşmak isteği oluşur. Sürekli ondan bahsetmek, bütün sohbetlerin merkezine onu oturtmak için var gücüyle direnir. Yaşadığı her duyguyu sevgilisine göre değerlendirir. Sanki bütün şarkılar onun için bestelenmiştir. Doğanın bütün güzellikleri onunla anlamlıdır. Okuduğu her kitapta, dinlediği her şiirde, kokladığı her çiçekte, seyrettiği her filmde, sevgilisine dair bir şeyler arar. Sevgilisine söyleyemediği veya söylemek istediği şeyleri, elinde olmadan, kendi kendine konuşarak gün yüzüne çıkarır. Bir taşkınlık halidir “FENA.” Kendinden kurtulma isteğinin zirveye çıktığı andır. Akacak bir yatak arayan coşkun bir ırmak gibidir insan. Başına türlü belalar açacağını bilse de vazgeçemez. Fuzulî’nin “Bir an bile olsun aşk belasından ayırma beni” dediği gibi, bile isteye belayı yağmur gibi üstüne çeker. Eşrefoğlu Rumî’nin eşssiz şiirinde söylediği gibi “Bela yağmur gibi yağarsa/ Ona başını tutmaktır adı aşk.”

Neyin iyi, neyin kötü, neyin sevap, neyin günah olduğu umurunda değildir aşık kişinin. Doğru nedir, yanlış nedir, bunlar aşktan habersiz, basit hesapların peşinde koşanların işidir. Bir süre sonra, sadece sevgilisinin haliyle hallenmesi gerçekleşir aşığın. Kendisini tanıyamayacak hale gelir. Onun gibi gülmek, onun gibi yürümek, onun sevdiği elbiseleri giymek, onun gezdiği yollarda yürümek, onun tercih ettiği yemekleri tatmak hali baş gösterir. Kendi varlığının hiçbir anlamı kalmamıştır artık. Ona baktığımızda, onu değil, sevgilisini görürüz. Kimimiz acırız ona, hayatın gereklerini yerine getiremediği için hepimizin gerisinde kalmaktadır. Bize göre çok saçma, anlamsız, hatta anormal davranışları yüzünden kınamaya başlarız. Zaten Mevlâna’nın da dediği gibi, âşık olmanın alameti, kınanmak değil midir? Nasıl da zevk alırız onu kınamaktan? Bilimsel veriler, geleneksel değerler, genel geçer kabullerimiz, çağdaş standartlarımız, bu haz veren zevki yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz bütün doneleri koyar önümüze. Aynaya bakınca kendi suretini görmekten aciz bu zavallının hali içler acısıdır. Herkes, hayat merdivenini birer ikişer tırmanırken, “Fena” haldeki dostumuz, olduğu yerde saymaktadır. Ya da bize öyle görünmektedir. Elimizden bir şey de gelmez. Yaşam bilgeliği adına, ortaya sürdüğümüz hiçbir reçete fayda etmez. Biz böyleyken, o başka bir dünyadadır.

FENA; MEVLÂNA’DA ÖZGÜRLÜK

Ekrem Özdemir

Otorite Yayınları

Ankara, 2013

206 sayfa.

İnternetten almak isteyenler için:

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=639012&sa=130983477

http://www.idefix.com/kitap/fena-ekrem-ozdemir/tanim.asp?sid=CPQOK1L1T5ZON2XZGCF8

http://www.kitapadresi.com/kitapdetay.aspx?kid=436114-fena

http://www.pandora.com.tr/urun/fena-mevlanada-ozgurluk/286785

http://www.kitapadresi.com/kitapdetay.aspx?kid=436114-fena

http://www.dr.com.tr/kitap/fena-mevlanada-ozgurluk/ekrem-ozdemir/din-mitoloji/tasavvuf/urunno=0000000429018

 

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.