
Berat Otan – Efsunlu Zaman adlı ilk kitabınız, bitirdiği zaman okurlarda “görkemli bir roman” okuduklarını hissettirecek bir söylemi barındırıyor, diye düşünüyorum. Eseri yazış sürecinizden biraz bahseder misiniz? Romanın tamama ermesi uzun bir zamana mı yayıldı, yoksa yoğun ve konsantre bir yazma serüveni mi yaşadınız?
Aylin Bendis – Çok teşekkür ederim. 2010- 2105 yılları arasında Kıbrıs’ta yaşadığım dönemde yazdım. Daha önce yazdığım hiçbir şeyi gün yüzüne çıkarmayı hiç düşünmemiştim. Açıkçası bu romana başlarken de düşünmüyordum. Ancak yazma sürecinde karşıma çıkan insanlar, yaşadıklarım ve en önemlisi de duyumsadıklarım bu romanın kesinlikle basılması gerektiği kararını aldırdı. Romanı tamamlamam da üç buçuk yıl kadar sürdü. Ve oldukça yoğun bir çalışmaydı çünkü çok fazla araştırmalar da yaptım.
Berat Otan – Efsunlu Zaman romanınızda, yer yer resim sanatıyla ilgili hoş detaylar ve derinlikli göndermeler söz konusu. Modern resimle, minyatürle, ya da daha genel anlamda sorarsam, görsel sanatlarla ilginiz ne boyutta?
Aylin Bendis – Sanatın bütünselliğine inananlardanım. Zaten sanat dallarının hepsinin bir bütün olduğunu ve birbirini beslediğini düşünen bir çok sanatçı görüşüne rastlayabilirsiniz. Profesyonel anlamda görsel sanatlarla bir ilgim olmasa da, bu roman sürecinde minyatür sanatına yakın mesafede gözlemler yaparak, sanatçısına yakın durmaya çalıştım ki yazdıklarımla bu duyguyu yansıtabileyim. Okuyuculara da bu derinliği ve hoşluğu verebilmeyi diliyorum.
Berat Otan –Yazarlara hep sorulan, kadim bir soruyla devam edeyim. Romanınızdaki kahramanla, sizin kendi kişiliğiniz arasında bir benzerlik söz konusu edilebilir mi?
Berat Otan –Efsunlu Zaman’da, usta yazar Oscar Wilde’in “Dorian Gray’in Portresi” romanına, ince bir selam gönderiyorsunuz, diye sezdim. Türk ve dünya edebiyatından beslendiğiniz diğer kaynakları soracak olsam, ne dersiniz?
Aylin Bendis – Dorian Gray’in Portresi Oscar Wilde’in diğer eserleri gibi çok beğendiğim romanlarındandır. İlk gençlik yıllarımda okuduğum halde yazma sürecinde tekrar farklı bir gözle okudum. Kurguda tasarladığım tablo Dorian Gray’ın Portresine benzemese de bakış açıma oldukça etkisi oldu diyebilirim.
Yine yazma sürecinden bahsedecek olursak; kurguyu tasarlama aşamasında Gustave Flaubert’in Madam Bovary, Tolstoy’un Anna Karenina ve Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde serisi o süreçte özellikle tekrar okuduklarım arasında.
Feridettin Attar’ın Kuşlar Aleminin Bilgesi, Hafızi Şirazi’nin Hafız Divanı özellikle minyatür sanatıyla ilgili sahnelerde bana farklı bir pencere açtı diyebilirim. Romanın içerisende geçen Alevi Bozorg’un Onun Gözleri romanı yazdığım dönemde henüz türkçeye çevirilmemişti. İranlı dostlarım sayesinde özetini ve kahramanlarını keşfedebilmiştim. 2015’te Gözleri olarak çevrildiğini romanımın basım aşamasında öğrendim. İranlılar esere özellikle ”Onun Gözleri” dediklerinden dolayı bende roman içinde eserin ismini yine aynı şekilde bırakmayı tercih ettim.
Buradan İranlı dostlarıma ve özellikle Gazeteci yazar Emir Ezati’ye yardımlarından dolayı teşekkür etmeden geçemeyeceğim.
Berat Otan – Kendinizi üç sözcükle, romanınızı ise tek sözcükle tanımlayacak olsanız, hangi kelimeleri kullanırdınız?
Romanımı açıklayabilecek sözcük ise sanırım uyanış olmalı.
Berat Otan – İlgi çekici bir eserle edebiyat dünyasına girdiniz. Sonraki kitabınızı üretmek için çalışmalarınız var mı?
Aylin Bendis – Evet var. İkinci romanımın kurgusunu uzun süre önce oluşturdum ve ilk kitabın çıkmasını bekliyordu. Efsunlu Zaman’dan da haberler alacağımız bir roman olacak.
Berat Otan – Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Aylin Bendis – Ben teşekkür ederim.
– Haber Lotus –
HLotus