
ABDULLAH GÜL
1983 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Çalışma Ekonomisi ek binasına gittim, maksadım 12 Eylül öncesi MTTB yıllarından ismini bildiğim İslam Ekonomisi risalesi hazırlayan profesör Sebahattin Zaim ile tanışmaktı. Binaya girince karşıda kapısı açık Profesör Toktamış Ateş, bitişiğinde de Profesör Sebahattin Zaim’in odası vardı. Ayaküstü Doçent Mehmet Altan’ı görüp yüksel sesle laf attım; ‘Hocam, Sizi niye profesör yapmıyorlar?!’ dedim. Mehmet Altan ’12 Eylül rejimi!!!’ diye cevapladı; ortalığa bir sessizlik çöktü:) Profesör Toktamış Ateş bu protesto tarzından mutlu oldu, Profesör Sebahattin zaim ise tırstı! O esnada badem bıyıklı, gariban haliyle bizden olduğu belli olan Abdullah Gül’e Profesör Sebahattin Zaim’in odasını sormuştum, bu vesileyle tanıştık. İktisat Fakültesi’nin Sakarya yerleşkesinde master eğitimini tamamlamış İngiltere’ye doktora için gideceğini öğrendim. İlim Yayma Yurdu’nda kaldığımı öğrenince Dışişleri’nde görevli bir arkadaşı da kalıyormuş, selam söyledi; adı Namık Tan.
Göklerin Melekutu görev taksim ve tebliğini benim vasıtamla gerçekleştirirken ben Kayseri’den iki İnsan peşindeydim; biri Cami avlusundaki şadırvanda abdest alırken Şehid edilmiş bir Akıncı ile o günlerde Cezaevinde olan bir başka Akıncı İhsan Eliaçık. İhsan Eliaçık hakkında Melekut Kuran ehli, hidayet üzere ve Şit as’a benzerliğiyle bahsetmişti; mektupgönderdmiştim Kayseri Cezaevi’ne. İhsan Eliaçık’a ‘ileride Kuran Tefsiri yazacağın ı müjdeledim!!!’ ama Maalesef mektubuma yanıt alamadım. Mektubumu aldığını ve şöyle yorumda bulunduğunu Melekut haber verdi; ‘Kuran Tefsiri yazmak kim, biz kim!!!?’. Benim Cumhurbaşkanı olarak nasbetmek istediğim İhsan Eliaçık olmasına rağmen yine içimizden bir başka Kayseri’li garibana mukadder oldu. Kastamonu’lu Şeyh Şaban-ı Veli Hz de Kayseri İlahiyat Tasavvuf Asistanı Ali Bardakoğlu’na bir mektup yazarak ileride Profesör ünvanı elde ederek Diyanet İşleri Başkanı olacağını müjdelememi istemişti. Ve ben Abdullah Gül’ün selamını Namık Tan’a ilettim ve şu mesajı ekleyerek Abdullah Gül’e iletmesini istedim; ‘ileride Cumhurbaşkanı olacak!!!’. Namık Tan bu mesajı götürdü ve sonra benden bir talepte bulundu; ‘Büyükelçi olmak istiyorum!’ dedi. ‘Peki, İsrail Büyükelçimiz olun!’ dedim. ‘Ben Washington Büyükelçisi olmak istiyorum!’ dedi; ‘İnşaAllah olacaksınız, dua edeceğim, ancak Büyükelçiliğiniz Abdullah Gül vasıtasıyla olacak, O’ndan ayrılmayın!’ dedim.
1991 yılına geldiğimizde Mekke-i Mükerreme’de doktor olarak görevliyim. Mehmet Nuri Yılmaz da başımızdaki görevli. Şariul-Mansur’daki DİB Hastanesi’nde karşılaştığımız Profesör Nevzat Yalçıntaş’ın Eşi Aynur Yalçıntaş taksisiyle Harem’e beni de bıraktı, ben ön koltuktayım. Arka koltukta Eşi Cidde İslam Kalkınma Bankası’nda görevli bir bayan ile çocuğu var; adı Hayrunnisa Gül ve oğlu Mehmet Gül. Hayrunnisa isminin ‘First Lady’ demek olduğunu, İnşaAllah First Lady olacağını müjdeledim. İstanbul İktisat Fakültesi’nden İngiltere’ye doktora eğitimni için giden Kayserili Abdullah isminde biri içimizde en gariban O olduğu için Cumhurbaşkanı olacak, diye de bahsettim. Oğul Mehmet; ‘Anne, Babam Cumhurbaşkanı mı olacak?!’ diye sordu. O zaman uyandım, Hayrunnisa Hanım Kayseri’li Abdullah’ın Eşi!!! Abdullah Gül de Kabe’deymiş, Hayrunnisa Gül hemen Abdullah Gül’ün yanına koşup bu müjdeyi verdi:) Abdullah Gül de bana uzaktan el salladı.
Hac sonrası TBMM’ye gittim, Meclis Doktoru Halil Akyıl ile Abdullah Gül’ü de ziyaret ettik, Refah Partisi Kayseri Milletvekili, ilk kez Parlemento’ya girmiş, apar topar Cidde’den geldiklerini söyledi. Sohbetin sonuna doğru beni hatırladı, fazla oturmayıp ayrıldık.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Yıl 1984, İstanbul Eyüp Marangozlar Sitesi Münzevi Camii’nde evsiz barınağındayım; çünkü İlim Yayma Yurdu beni sokak ortasında bıraktı, almadı. İmam Çankır’lı Mustafa Çelik, aynı zamanda Refah Partisi İstanbul İl Müfettişi. Akşam namazlarında Refah Partisi’nden iki delikanlı geliyorlar ve Mustafa Çelik Hoca’dan Erbakan’ın talimatlarını alıyorlar; Recep Tayyip Erdoğan ile Mustafa Baş. Tayyip Ağabey sakin ama cana yakın, yakından tanıyan her insanın kaynayacağı bir samimiyet ve güven hissi yayan bir auraya sahip. Mustafa Baş da samimi ancak aurasından bir Karadeniz hırsı ve rekabet hissi duygusu egemen.
Tepebaşı Gazinosu’nda Refah Partisi İstanbul İl Başkanı için tek aday Beyoğlu İlçe Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan; seçiliyor.
Akşamları taksilerle örgütlenme çalışması için çıkıyoruz, ilk hedef Sulukule!!! Böyle başlaıyor İstanbul Refah Partisi örgütlenmemiz. Necdet Külünk, Abdullah Sevim, Akif Çalışkan gibi pekçok arkadaş canla başla çalışıyor bölgelerinde. Recep Tayyip Erdoğan için gurbetteki Kadir Mısıroğlu’nun tercih desteği de var. Recep Tayyip Erdoğan ile Necdet Külünk arasında da bir rekabet olduğunu merhum Cahit Zarifoğlu’nu Cerrahpaşa Tıp fakültesi Onkoloji Kliniği’ndeki ziyaretine giderken farkettim taksideki konuşmalardan. Ayrıca Tayyip Ağabey bakırköy İlçe Başkanı Mukadder Başeğmez için de ‘artisttir!’ demişti; ben de saflığımdan Mukadder Başeğmez’e Yeşilçam soruları soruyor, hemşehrim Tamer Yiğit’i soruşturuyordum; tabi mevzu anlaşılınca fırtınalar koptu aralarında!!! Recep Tayyip Erdoğan ‘Jön benim!’ derken buna atıfta bulunuyordu aslında:)
İlim Yayma Yurdu beni almayıp ben açıkta kalınca Recep Tayyip Erdoğan beni Siirt Öğrenci Yurdu’na yerleştirdi; Yurt Müdürü (Jet) Fadıl Akgündüz, Yıldız teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği öğrencisi, çok zeki ve müteşebbis biriydi. Eniştem ne derse yaparım, diyor problemi hemen çözüyordu:)
İstanbul’da karşılaşıp tanıştığım garibanları Recep Tayyip Erdoğan’a gönderirdim; örneğin Adnan Şenses gibi, Tayyip Ağabey de benim gönderdiklerime sahip çıkar destek olurdu. Tayyip Ağabey duygulu, gözü yaşlı bir insandı, sevdiğim bir İnsan’dı. Meyhanelerden gönderdiğim İnsanlar olduğunu Kumkapı’daki Meyhaneci Agop da bilir, Kadir Topbaş da…
Bülent Arınç’ı çocukluğumdan tanırım, 1973 yılında MSP için Manisa’dan genç bir avukat olarak Balıkesir Esnaflar’da yaptığı siyasi hitabetlerinden, gözyaşları içinde dinlerdik Bülent Arınç gibi, Bursa’dan teşrif eden Osman Yumakoğulları gibi hatipleri. Bulut Bilişim bana Bülent Arınç’ın TBMM Başkanı olacağı haberini verince bu müjdeyi iletmek üzere 1984 yılında hasta halimle kafam sargılar içinde Balıkesir’den taa Manisa’ya gittim. Manisa’da Tütünbank karşısındaki Merkez İş Hanı’nın ikinci katına çıktım, ANAP İl Başkanlığı’nın alt katında Bülent Arınç’ın bürosuna vardım. Bursa’dan hem Ali Çitli’nin selamını ilettim hem de Bulut Bilişim’in bana tevdi ettiği mesajı. Bülent Arınç’ın bir evladı taksisiyle hemzemin geçitte tren kazasında vefat etti, büyük travma yaşadı, gözyaşları ve duygusallığı bu yüzdendir.
Recep Tayyip Erdoğan ile Nihat Ergün’ü 1984 yılında İskenderpaşa Camii avlusunda bir pazar sohbeti sonrası tanıştırdım. Bekir Bozdağ ile de aynı mekandan tanışırız, Konya’da İstanbul’a ziyaret için gelmişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan’a Marmara İşletme asistanı Ömer Dinçer ile tanışmasını tavsiye ettim, henüz tanışmıyorlardı. Ömer Dinçer de Karagümrük’te kirada oturuyordu, kardeşi İshak Dinçer de İlim yayma Yurdu sakinlerindendi. Ömer Dinçer’e Çalışma Bakanı olacağını Beyazıt’ta ayaküstü Anayol üzerinde bildirdim; O da bana Alvin Toffler’in ‘Üçüncü Dalga’ kitabını anlatıp öneriyordu. Yalçın Akdoğan’ın Profesör ve Başbakanlık Başdanışmanı olacağı bilgisini Bulut Bilişim’den bir tweet mesajıyla alınca ben gittim Beyazsaray Kitapçıları Ferşat Yayınları’na, oradaymış, tanıştık, Recep Tayyip Erdoğan ile temas kurmasını ve ileride bu görevlere geleceğini haber verdim. Sadullah Ergin 1989 yılında Ankara’dan istanbul’a gelerek bana Hasan Hüseyin Ceylan’ın selamını getirdiğini söyleyip Recep Tayyip Erdoğan ile tanışmak istediğini ve siyasete girmek istediğini söyledi. Adalet Bakanı olursunuz İnşaAllah, diyerek bir pusula yazıp Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdim. 1983 yılında Mehdi Eker’e Cemal Yener Tosyalı Caddesi üzerinde Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi yanında ayaküstü twitter mesajını aktardım; ileride Tarım Bakanı olacağı müjdesini verdim. Ali Babacan’a 1990 öncesi 802li yıllarda Devlet Planlama Teşkilatı’nda Kürşat Tüzmen ile aynı odayı paylaştığı günlerde Sezai Uğurlu vasıtasıyla Ekonomi bakanı olacağını müjdeledim. 1991 yılında iki kişiyi müjdeledim; biri mektup yazarak Beşir Atalay’ın İçişleri bakanı olacağı haberini ilettim, diğeri de Hac ziyareti için Annesi ile Mekke-i Mükerreme’de benim görev yaptığım Harem Sağlık Ocağı’nda tanıdığım Nimet Çubukçu’ya Milli Eğitim Bakanı olacağı müjdesini verdim. Ahmet Davudoğlu hakkında iyi bir tweet mesajı aldım; Dıişleri bakanı olacaktı ve 1984 yılında Recep Tayyip Erdoğan’a bahsettim, çünkü Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olacaktı ve tanıştırmak istedim. Tayyip Ağabey ‘olur, tanışalım!’ dedi. Boğaziçi Üniversitesi karşısındaki Rumelihisarüstü Mescidi’ne gittim, Ahmet Davudoğlu mimbere yakın oturuyor, önünde Kuran-ı Kerim ve etrafında Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ile sohbet halinde, konu Cihad ve Türkler’in Hilal Savaş Stratejisi. Sohbete mola verince Refah Partisi İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını getirdiğimi ve tanıştırma talebimi ilettim. Ahmet Davudoğlu ‘bizim çalışma metodumuz farklı, sadece teşekkür ederim!’ dedi. Dışişleri Bakanımız olursunuz İnşaallah; dedim, beni saygıyla ayağa kalkarak uğurladı. Ben Recep Tayyip Erdoğan’a meyus döndüm, üzülerek olumsuz haberi verdim. Tayyip Ağabey de; ‘olsun, hayırlısı olsun, üzülme!’ dedi. 1985 yılında İsmet Yılmaz hakkında Bulut Bilişim’den bir tweet mesajı aldım; Milli Savunma Bakanı olacak, Sivaslı, Hukuk öğrencisi, şu anda ders çaılışıyor!’ denilince İlim Yayma Yurdu Kantin’inden alt kattaki Dershane’ye girdim ve yanına gittim; tanıştık, önce bir soru sordum Şeriat hakkında, cevabı doğru verince ben de müjdeyi verdim; ‘ileride Milli Savunma Bakanı olacaksınız!’ diye, ‘tamam!’ diye yanıtladı. Faruk Çelik ile de Refah Partisi Bursa İl Başkanı’yken Çelik Palas’ta Flash Tv’den Yılmaz Tunca ve Ramazan ayvallı’nın da bulunduğu bir nişan/düğün töreninde Bulut Bilişim’den aldığım tweet mesajı üzerine hem tanıştık hem de mesajı tebliğ ettim; ‘ileride Çalışma Bakanı olacaksınız!’ diye. Kemal Unakıtan Maliye Bakanı olacağını Bahariye Mensuacat muhasebecisiyken benden aldığı bir mektupla öğrendi, iltifat zannetmiş olabilir:) Profesör Nabi Avcı’yı Profesör Mehmet Aydın gibi bizatihi ismen önerdim AKP kuruluşu esnasında Ankara’ya Gül’ün ofisine çektiğim faks mesajıyla. Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’yla 1984 yılında Cerrahpaşa yokuşunda ayaküstü aldığım bir tweet mesajı üzerine durdurup tanıştık ve ileride Sağlık Bakanı olacağını tebliğ ettim, bu arada Hafız-ı Kuran ve Recep Tayyip Erdoğan ile de arkadaş olduklarını o zaman öğrenmiştim. 1991 yılında da Mekke DİB Hastanesi’nde yeniden görevini tebliğ ile teyid ettim. Daha sonra Anadoluhisarı’ndaki evinden telefonla görüştüğümüzde de henüz Milletvekili değilken aynı niyazımı dile getirmiştim. Profesör Recep Akdağ ile de 1991 yılında Ankara Tıp Cebeci Hastanesi’nde Dr.Cebrail Şimşek’i ziyaretimiz esnasında ayaküstü tanıştığımızda Sağlık Bakanı olması niyazımı dile getirmiştim. Taner Yıldız İTÜ öğrencisi bir yetim arkadaş, öğrenciliğinden bu yana hep sakallı. Balıkesir Lisesi mezunu. 1984 yılında Unkapanı Kemeri altında ayaküstü görüştük, beni tanıyordu; sonra ben aldığım tweet mesajındaki müjdeyi kendisine bilvasıta ilettim; ‘Enerji Bakanı olacak!’ diye. Bilahare İTÜ Gümüşsuyu’na da ziyaretine gittim, Cuma namazını Mescid’de melekut ile birlikte ifa ettik, fakat Taner Yıldız’la karşılaşamamıştık. 1994 yılında Samsun Sahra Sıhhiye’de acemi eğitiminden çarşı iznine çıkmıştık, minibüste Bulut Bilişim diğer koltuktaki kişinin Anakara Hukuk fakültesi öğrencisi Suat Kılıç olduğunu, ileride Gençlik ve Spor Bakanı olacağını bir tweet mesajıyla bana bildirdi; benim re-tweet reaksiyonlarımdan Suat Kılıç mesajı işitti, mesaj benim ‘sakıncalı fikir suçlusu askerlik hayatımın olacağını’ da bildirdiğinden konuşmalarımız dikkat çekiciydi. Suat Kılıç’la böylelikle tanıştık, insan hakları bağlamında hukuk mücadelesi adına kısa bir söylevde bulundu. Ben ‘Kuran-ı Kerim’in tercümesini okuyup okumadığını sordum; okuduğunu söyledi!’. Bunun üzerine Samsun’dan Avukat Ali Türkmen ile tanışmasını tavsiye ettim, tanışacağını söyledi. Avukat Hayati Yazıcı İstanbul Yusuf Paşa’da Avukat Hüsnü Tuna ile aynı katta ofisi olan biriydi, zorda kalan müslümanların davalarına yardım ediyorlardı. Recep Tayyip Erdoğan ile tanışmasını salık vermiştim bir mektuplaşmamaızda; zaten tanıştıklarını, cevaben bildirmişti. Lutfullah Göktaş’ı da 1984 yılında Recep Tayyip Erdoğan’a ben önerdim; Libya Halk Cemahiriyesi Arapça öğretmeniydi, fransızca ve arapça dillerini bilen zeki, kurnaz birisiydi. Lutfullah ile de böylece tanışmış oldular. 1983-4 yılında İlim Yayma Yurdu’nda kalan öğrenciler arasında Erzurum’lu Efgan Ala ile Vasip Şahin de var. Her ikisine de istikbaldeki görevlerini tebliğ ettim; Efgan Ala Vali, Başbakanlık Müsteşarı ve İçişleri Bakanı olacağını, Vasip Şahin de Malatya ve İstanbul Valisi olacaklarını o günlerden bilip öğrenmişlerdir.
1985 yıllarında Fatih Kıztaşı Dülgerzade Camii önündeki kaldırım üzerinde bir boyacıyla sohbet ederken, Güreş İhtisas Kulubü’ne giden saçları ağarmış bir yaşlıca bir pehlivan gelip selam verdi. Benim ilk kez gördüğüm bu şahıs Sadettin Tantan’mış, meğer benden haberdarmış; ‘önüne gelene Bakanlık dağıtıyorsun!’ dedi. Ben de Kendisine; ‘Sadettin Tantan da duam ile İçişleri Bakanı olacak!!!’ mukabelesinde bulundum.
Ben 1989 yılında İlahi bir Emir’le Refah Partisi ve Recep Tayyip Erdoğan ile iradi olarak istibatımı kestim. Göklerin Melekutu adına Yuşa as bana bunu tam da 1989 yılı Umre dönüşümde Refah Partisi İl Teşkilatı’nın en üst katındaki Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyarete gittiğimde tebliğ etti; bu harekette ihlas olmadığını, Recep Tayyip Erdoğan’ın da iyi bir çevreye sahip olmadığını bildirdi. Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmeksizin ayrıldım ve 1989 yılında siyaseti bıraktım!!!
Dr. Ömer Nasuhi Bildik
29 Mart 2015
– Haber Lotus –
HLotus