Site icon

Entelijansiya/Portreler: Ahmet Kaya, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Hrant Dink, Salih Mirzabeyoğlu

entelijansiya7b

AHMET  KAYA

Ödül aldığı gece yaşadığı linç ardından Ahmet Kaya’nın evini telefonla aradım, sonra tekrar aradım; her defasında telesekreter çıkıyordu, telesekretere not bıraktım, Kendisine desteğimi dile getirdim. ‘Balıkesir’den Dr. Ömer Nasuhi Bildik ben, müslümanım, Sizi destekliyorum!!!’ kısa mesajım buydu. Kayınbiraderi Şair Yusuf Hayaloğlu ile de moral dayanışmam olmuştu, hislenmiş, Ömer şiirini yazmıştı; Ahmet Kaya da aynı şiiri okudu.

Ahmet Kaya 12 Eylül rejimine isyan edenlerdendi; ‘Başkaldırıyorum!’ diyordu.

12 Eylül İhtilali sonrası (Anayasa’yı değiştiren her darbe ihtilaldir; 27 Mayıs İhtilali gibi!!!) Mamak Askeri Cezaevi’nde görülmekte olan MSP Davası’nda Prof. Necmettin Erbakan ile MSP Sanıkları’na destek vermek için İstanbul’dan Ankara’ya giderken otobüste koltuk Arkadaşım Neşet Ertaş’tı; tanıştık, sohbet ederek birlikte yolculuk etmiştik. Pek bilinmez ama Neşet Ertaş hem Veli, hem de 12 Eylül’e karşı ciddi bir muhalifti. Prof. Necmettin Erbakan ile Balıkesir Altınoluk’taki yalısında kahvaltılı sohbetimiz de oldu, Ankara Aşağı Ayrancı Gül sokaktaki evlerinde de ziyaret etmiştim.

 

TURAN  DURSUN

1987 yılında Aydınlık çevresi tarafından organize edilen bir panel yapıldı İstanbul Halaskargazi Caddesi üzerindeki Pangaltı inci Sinema salonunda. Hasan Yalçın moderatör olup Doğu Perinçek, Murat Belge ve Abdurrahman Dilipak panelistlerdi. Panel öncesi hep bir arada otururken Doğu Perinçek tanıştırdı beni Turan Dursun’la; medrese usulü eğitimini ikmal etmiş eski Tekirdağ Müftüsü’ymüş, Ömer Nasuhi Bilmen’den de ders okumuş. Ömer Nasuhi Bilmen ile isim adaşlığımız var ama Büyük İslam İlmihali dışında başkaca bir eseri yok evimde. Hatta Doğu Perinçek ile birlikte İstanbul Üniversitesi önündeki ilk başörtüsü eylemine destek için takside giderken Doğu Perinçek bahsetmişti bana Ömer Nasuhi Bilmen’in ‘Istılahatı Fıkhiyye Kamusu’ adlı hukukun başat bir eserinden.

Turan Dursun mütevazi bir kişilikti. Eleştirel bakış açısından müslümanlar diyalektik anlamda çok istifade edebilirlerdi. Zira müslümanların Kitab-ı Mukaddes’e bakış açıları da Turan Dursun’un Kuran-ı Kerim’e bakış açısından farklı değil!!! Pangaltı’daki panelin adı ‘İslam ve Barış’ adını taşıyordu. İslam ve Barış adına Turan Dursun’un katledildiğini şimdi herkes gördü; cinayet ortada!!! Demek ki; diyalog boş laf, konuşan kurşun ve kan!!!

 

UĞUR  MUMCU

Uğur Mumcu’nun iyi bir okuruydum, Cumhuriyet Gazetesi’ni Uğur Mumcu’yu okumak için alır okurdum. Uğur Mumcu Milliyet’e geçti, ben de Cumhuriyet yerine Milliyet alıp okumaya başladım, Cumhuriyet’e döndüğünde ben de Cumhuriyet almaya başladım yeniden. Uğur Mumcu’nun dürüstlüğü, görüşlerini kanıta dayalı olarak net bir biçimde ortaya koyması beni cezbediyordu. Eğer elime bir belge geçerse bunu Uğur Mumcu’ya gönderirdim, çünkü güvenilir biriydi ve o belge başyazısına konu olurdu. Uğur Mumcu benim için Sağlık Bakanlığı’na giderek mücadele vermiş, rüşvet isteyenlerin peşine düşmüştü. Uğur Mumcu ile ortak bir dostumuz vardı; Ayvalık’tan Tahir Yüksel. Tahir Bey bahsetmişti; Uğur Mumcu Cami yapımına maddi katkı sağlayan inançlı da bir adammış. Bacanağı Burhaniye Devlet Hastanesi’nden Dr. Lemi Turgut da başhekimim olmuştu. Uğur Mumcu cinayeti ortada olduğuna göre demek ki; fikir ve belge boşuna, konuşan bomba ve kan!!!

 

HRANT  DİNK

Yıl 1993, Vefa Lisesi karşısı. Vezneciler minibüslerinin Şehzadebaşı Direklerarası’na döndüğü yerin sağ tarafında Dede Efendi Caddesi üzerinde bir kırtasiye dükkanı her sabah çok erken saatlerde açılırdı. Kırtasiyesini bu kadar erken açan emekçi biri olduğundan selamlaşır, hayırlı işler dilerdim. Tanıştık; Malatya’lı Mustafa Hrant Dink. Bakırköy’den Vezneciler minibüsüyle sabah erkenden dükkanına geliyor, ekmeğini kazanmaya çalışan bu genç adam yetimhanede büyümüş, Ermeni asıllı, solcu biri. Daha sonra dükkanını Vefa Lisesi karşısından Cemal Yener Tosyalı Caddesi üzerinden Süleymaniye Caddesi’nde veya Üniversite’nin Filiz Kitabevi’ne doğru Kemer’e gelmeden sağda bir dükkana taşındı Mustafa Hrant Dink. Kırtasiyesinde ziyaret eder sohbet ederdim. Sonra Vefa Lisesi karşısında bir fotokopici açıldı, muhbirlik görevi. Mustafa Hrant’a bahsettim fototkopiciden. Mustafa Hrant bana ‘MİT’ten tanıdığın var mı?!’ diye sordu; ‘Evet, var!’ dedim. ‘Görevi ne?!’ diye sordu; ‘Daire Başkanı’ dedim. ‘Zordaysan yardım edeyim!’ dedim ama O benimle diyaloğunu kesti; ‘lanet ettim arkadaşlığına, insanlık ölmüş!’ dedim. Sanıyorum ki Mustafa Hrant Dink sol bir örgüt üyesiydi ve örgüt kuralları gereği benimle arkadaşlığını kesti! Malatya’lı bir arkadaşla bana yaşattığı düş kırıklığını ve kendisine lanet ettiğimi bildirdim. Mustafa Hrant Dink bunun üzerine hüngür hüngür ağlamış!!! Mustafa Hrant Dink katledildiğinde ayakkabısının altı delikti ve cenaze arabasındaki tabutunun üzerine de güvercin kondu; Allah cc rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun İnşaAllah.

 

SALİH  MİRZABEYOĞLU

1983 yılında kalmakta olduğum İlim Yayma Yurdu’nda beni ziyarete geldi, tanıştık. Ankara Sayştay’dan ortak bir dostumuzun selamını getirdi. Shougun dizisinden söz ettik, Necip Fazıl Kısakürek’i anlattı. Akıncılar’dandı. Hazreti Mehdi’nin Kumandanı Salih İbni Et-Temimi’yi anımsattım, benden fazlasını biliyordu, yüksek kapasiteli bir entellektüeldi. Akıncılar ismini çok severim ben; birgün Ruyette Hazret-i İsa as ile tanıştığımızda Efes Selçuk’a gideceğini söyleyince ‘orada Akıncılar var mı?!’ diye sormuştum; O da bana ‘Akıncılar her yerde!!!’ cevabını vermişti:)

Salih Mirzabeyoğlu hakkında Melekut bana; ‘adı gibi Salih biri!’ demişti. Gerçek şu ki; müslümanlardan görmediğim zulüm, tuzak, muhbirlik, sahtekarlık, hile, desise, yalan kalmadı. Ancak ‘güvenilir bir müslüman var mı?!’ diye sorulursa; ‘Evet, var; Salih Mirzabeyoğlu’dur!’ derim.

Salih Mirzabeyoğlu’na Bandırma Cezaevi’ndeyken ‘geçmiş olsun!’ mektubu göndermiştim, ulaşmış mıdır bilmiyorum!? Sarp Kuray Salih Mirzabeyoğlu ile koğuş arkadaşı olmaktan ne kadar müftehir olsa değer!.. Cezaevlerindeki  fikir mahkumlarına; İsmail Beşikçi, Eşber Yağmurdereli, Fikret Başkaya gibi hep ‘geçmiş olsun!’ mesajları göndermişimdir. Burdur E Tipi Cezaevinde’ki Abdülkadir Konuk’a bile…

Yeni umutları ektim bahçeme

Kanla gözyaşıyla sulandı tohum

Güne ferman çıkarıldı; Ölsün diye

Umulmadık bir günde

Gün dirildi çocuğum!!!

 

Dr. Ömer Nasuhi Bildik

05 Nisan 2015

– Haber Lotus –

HLotus
Exit mobile version