
Programın konusu mezar taşları idi. Konuklar bu işin uzmanları ve emektarları Necdet İşli ve Turgut Kut Beyefendilerdi. Onları dinlerken, ömürleri boyu çektikleri siyah beyaz fotoğrafları seyrederken yüreğim pare pare idi. Yeryüzünde 623 sene hükümferma olmuş bir cihan devletine 470 yıl payitaht olmuş olan İstanbul şehri 70 yılda yangından mal kaçıranların aceleciliğiyle nasıl da yağmalanmış nasıl da talan edilmiş. İnsanın inanası gelmiyor, hafsalası almıyor. Yağmalanan tarih sanki bizim ecdadımıza ait değil de Eskimolara ait. Yüzyılın başında İstanbul fiilen 5 yıl İtilaf devletlerin işgali altında kaldı. Bilmiyorum. Tarihçilere sormak lazım ama İstanbul’a verdiğimiz zarar işgalcilerin verdiği zarardan daha fazladır diye düşünüyorum.
Ve işte o an…
İşte o an yukarıdaki mezar taşının fotoğrafını gösteriyor Necdet Bey. Bebeğini doğururken vefat etmiş anne ve bebeğine ait yekpare bir mezar taşı. Tek kelime ile şaheser. Bir sanat harikası. Gözlerimi taşın ihtişam ve güzelliğinden alamadım. Ecdadımın zarif ve ince ruhunu, sanat zevkini taşta bir daha gördüm. Taş dünyada tekti. Eşi, benzeri, menendi yoktu, ancak bir profesör taşı yerinden söktürüyor, meçhul bir yere naklediyor ve taş ortadan kayboluyor. Yukarıdaki resim de Avrupa’dan gönderiliyor. Tekrar hayretler, şaşkınlıklar içerindeyim.
Bu kadarı da pes doğrusu. Kamuoyu o profesörü çok merak ediyor. Ben de merak ediyorum. Konuyla ilgili olarak Murat Bardakçı 07.05.2012 tarihinde yetkililerin dikkatini çekmek için bir yazı yayınladı. Umarım yetkililer bu konuyu umursarlar. Umarım suçlular bir an önce ortaya çıkartılır ve hak eden cezayı alırlar. Giden geri gelir mi bilinmez ama verilen cezalar emsal teşkil eder ve geride kalan sanat eserlere dokunmaya kimse cüret edemez.
– Haber Lotus –
HLotus