Ana Sayfa > Halil İbrahim Balkaş

Yeni trend Sosyalizm

Marks, büyüme teorisinde gün gelecek teknolojik gelişme sonucu emek yoğun metotlardan teknik yoğun metotlara geçileceğini yani üretimin insansızlaştırılacağını böylece muazzam bir işsizler ordusunun ortaya çıkacağını, sermayenin büyüye büyüye devleşeceğini, küçük ve orta ölçekli tüm işletmeleri yutarak orta sınıfı ortadan kaldıracağını, orta sınıfın da işsizler ordusuna katılacağını, böylece sac ayaklarından birini

Tamamını Oku

Küçük Burjuvalık

Sevinçleri, sevimlilikleri, tutkuları, kaprisleri, kıskançlıkları, ucuzlukları ve düşünce hayatından uzak oluşlarıyla onlar küçük burjuvalardır, iyi aile çocuklarıdır. Tüm idealleri birer büyük burjuva olmaktır ya da en azından büyük burjuva gibi olmaktır. Çünkü onlara göre varılması gereken yer orasıdır. Ne başkalarının uğradığı haksızlıklar, acılar, felaketler onları ilgilendirir ne dostlukların arkadaşlıkların değeri

Tamamını Oku

Yazarlık Açısından Teori ve Pratik

Yaşamak bedensel, zihinsel ve ruhsal etkilenmedir. Her etki bedenin, zihnin ve ruhun bir tepkisine yol açar. Yaşamak budur. Hayat bilgisi bu etki ve tepki sonucu ortaya çıkar. Deneyim dediğimiz budur ve kuşkusuz gerçeğin bilgisidir. Okumaksa yaşamın içinde yer alan bir edimselliktir. Doğrudan bedende bir etki yaratmaz. Zihinsel ve ruhsal yönden etkinliği söz

Tamamını Oku

“Yaşamım!”

Halil İbrahim Balkaş 23.11.1946 Kaş “Yaşamım!” dediğimde sanırım aklıma ilk gelenleri yazacağım. Gerçekte başka türlü de olmaz. Çünkü beyin dediğimiz şeyin çalışma tarzı bu. Başlıyorum: Doğduğum yerde kalmadık. Babam sivil memur olarak İskenderun Deniz Üst Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne atanınca 1953 yılında Kaş’tan ayrıldık. 1963’e değin tam on yıl İskenderun’da kaldık. Bize Deniz Eğitim Alayı’nda

Tamamını Oku

Kaotizm

Edebiyat Alanında Kaos Edebiyat Ajansı, Türk ve dünya edebiyatının içine düştüğü kaostan çıkış yoludur. Kaotizm, sistemin akıl hocalarının son buluşlarından biri midir, yoksa kendiliğinden bir oluşum mudur ya da sistem bir türlü kendini toparlayamayınca kuyruğunu salıvermişler de her şey birbirinin içine mi girmiştir, her neyse her alanda kaos dünyanın, özellikle ülkenin gerçeği

Tamamını Oku

Magazin Romanlar Çağı ve Romanın Tükenişi

Bilim buluşlara koşut sınıflandırır. Sınıflandırma olmaksızın bilimde yol almak olanaksızdır. Onlarca, yüzlerce, binlerce yıllık uğraşılar, deneyimler ve buluşlar bir ömürlük yaşamda tek bir insan beynine sınıflandırma olmaksızın, somuttan soyuta gidiş olmaksızın sokulamaz. Bu bakımdan sınıflandırmanın bizzat kendisi de bir bilimdir; bir tür özetleme ve düzenlemedir ki bunu yapmak kimi, bilimin

Tamamını Oku

Şifahî ve Yazılı Kültür, Popüler Kültür

Biz şifahî bir toplumuz. Yazılı kültürden edinilmesi gerekenleri hayatımıza aktarmıyoruz ya da aktaramıyoruz. Yazılı kültürden edinilmesi gerekenleri yaşantımıza aktarıp düşünce dünyamızı çoğaltmıyoruz. Böyle bir alışkanlığımız anlayışımız, tutumumuz yok. Geldim, gittim, yaptım, ettim; durdum kalktım, sürekli dün yaşadıklarımızı bugün birbirimize anlatıyoruz. Sürekli bunu yapıyoruz. Yani geyik yapıyoruz. Birbirimize yeni hiçbir şey

Tamamını Oku

Yazar Olmak Nasıl Bir Şeydir?

İki yazar düşünün. Biri canlı, enerjik, yerinde duramayan, coşkulu. Diğeri, içine kapalı, durgun, kafası hep bir yerlerde olan belki de hiçbir yerde olmayan, unutkan falan. Bunların ikisini de sırayla Paris’e gönderelim. İlki daha havaalanına gitmeden kafasında yazmaya başlar. Sabah uyanışından başlayarak, elini yüzünü yıkamasını, kahvaltısını, bu arada iletişime geçtiği kişileri… Havaalanını,

Tamamını Oku

İnsan Neden Yazar Olmak İster?

İnsan neden yazar olmak ister? Yanıt çok açık: Okuduklarından hoşlandığı için. Antikçağda, belki de öncesinde, suyun, denizlerin, okyanusların düşündüğü düşüncesini taşıyanlar oldu. Bilimkurgu yazarı Stanislav Lem, Solaris adlı yapıtında bu varsayımı kullandı. Günümüzde suyun belleği olduğu düşüncesiyse epey yaygın. Onların bir çoğuna göre su falına bakmanın, suya okuyup üflemenin, suyu kutsamanın

Tamamını Oku

Her İsteyen Yazar Olabilir mi?

Televizyonda sunucu, karşısına aldığı sekiz on genç yazara (biri ikisi orta yaş) soruyor: “Yirmi üç yaşında yazar olunur mu?” Sunucunun aldığı yanıtlarda bir düşünce gelişimi olmuyor. İstanbulluluk yazarların konuşmalarında, giyimlerinde, oturuşlarında. Öyle anlaşılıyor ki onlar için tüm dünya İstanbul’un içi ve dışı. Yanıtlar beklenilen düzeyi bir türlü bulmuyor. Sürekli bir

Tamamını Oku

Bu Ülkede Yayın Hayatı Tam Bir Bataklık 3

Gösterge: Geçenlerde yayınlanan bir ankete göre bir Japon bir yılda 15 kitap okuyor. Bir Türk’se 12 yılda bir kitap okuyor. Bir Türk On İki Yılda  Bir Kitap Okuyor. Yorumu size kalmış. Lütfen bir düşünün. Okumayan Türk halkını belki yerecek belki de takdir edeceksiniz. Halil İbrahim Balkaş  - Haber Lotus -

Tamamını Oku

Bu Ülkede Yayın Hayatı Tam Bir Bataklık 2

İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Varsıl bir ailenin çocuğudur. Evleri gözde semtlerden birindedir. Deniz manzaralıdır. Çocuk, eğitim düzeyi yüksek olan paralı okullara gönderilir. Ev ödevlerini özel öğretmenlerle yapar ya da hangi derste bir düşüş yaşarsa hemen bir özel öğretmen tutulur. Okulda verilen iki yabancı dilin pekiştirilmesi için yazın o dillerin konuşulduğu ülkelere

Tamamını Oku

Bu Ülkede Yayın Hayatı Tam Bir Bataklık 1

Emmanuel Kant’ın başyapıtı “Saf Aklın Eleştirisi”dir. Bu kitap insanlığın düşünce tarihinin en önemli eserlerinden biridir. Kant’ın ilk kitabıdır. Basıldığında Kant elli yedi yaşındadır. Yani Saf Aklın Eleştirisi elli yedi yıllık bir yaşamın ürünüdür. Şöyle de denilebilir: Emmanuel Kant bu kitaba tüm ömrünü vermiştir. Şayet Kant bugün bu ülkede yaşıyor olsaydı… Öncelikle kitabını

Tamamını Oku

Okumuyor muyuz? – 3

Bu sıralarda bir üçleme modasıdır gidiyor. Ben de bir üçleme yapmış bulunuyorum. Şöyle ki “Batısöz” dergisindeki ilkyazımda* okuyup okumadığımızı sorguladım. Okuduğumuzu ancak daha çok magazin okuduğumuzu, magazininse sözlü (şifahî) kültürün yazıya aktarımı olduğunu, kalktım, gittim, yapıp ettim gibi fiillerle yürüdüğünü, bu nedenle bu tür yaşanmışlıkların insana muhabbet dışında, aklın varsıllığı

Tamamını Oku

Okumuyor muyuz? – 2

Geçen yazımızda magazin olayını ele aldık ve dedik ki “Okuyoruz ancak okuduklarımız magazin. Günümüzde bize yazılı kültür diye magazini kakalıyorlar; böyle bir yutturmacayla karşı karşıyayız. Bu tüm dünyada sistematik bir biçimde uygulanıyor.” Ekledik: “Magazin romanlar çağını yaşıyoruz.” Bugün de dile getirdiklerimizin daha bir açıklığa kavuşması için işin tarihçesini anlatacağız. İnsan beyni binlerce, on

Tamamını Oku

Okumuyor muyuz? – 1

Okuyoruz. Ne okuyoruz? Magazin okuyoruz. En çok, büyük ölçüde, daha çok, Magazin. Yani sözlü (şifahi) kültürün olduğu gibi yazıya aktarıldığı metinler. Yani akıl yürütmeye değgin değil de belleğe, anımsamaya dayalı metinler. Yani insanın olaya katılımını en aza indirerek yormadan, rahatını kaçırmadan algılamasına yol açan metinler. Yani insana dişe dokunur şeyler

Tamamını Oku

Okulları Neden Sevmem?

Kaç yıllar geçti; geçmişi sorgulamak değil amacım. Okullarımı neden hiç sevmediğim. Üstümde sopanın kırılması, ağır güçlü ellerin kimi suratımda şaklaması, kimi yumruğa dönüşerek bedenime inmesi; kulaklarımdan tutularak başımın art arda kara tahtaya vurulması ve bu arada gözlerim kararıyorken bir yığın gözün yılgıyla bana odaklanması; özellikle her bakışmamızda içimin yağlarını eriten bir

Tamamını Oku