Ana Sayfa > Genel > Fatma Tutak: Çocukluğumuz bizim anavatanımızdır

Fatma Tutak: Çocukluğumuz bizim anavatanımızdır

2014’te “Tavan Arası Öyküleri” adlı ilk kitabı yayınlanan Fatma Tutak, bu kez de “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu” adlı kitabıyla okuyucusuna “merhaba” dedi. “Uçtu Uçtu Öykü Uçtu” kitabında on iki kısa ve bir de uzun hikaye yer alan Tutak’la kitabını ve yazım sürecini konuştuk.

Berat Otan – Uçtu Uçtu Öykü Uçtu adlı kitabınızda on üç hikaye yer alıyor. Bu hikayelerin yazılış ve bir araya geliş sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Fatma Tutak – Hikâyelerin bir kısmı gazetede ve gazetenin aylık ekinde yayınlandı. Onlarla ilgili sıcak ve samimi geri dönüşler aldım. Buradan yola çıkarak daha fazla okur kitlesine ulaşmasını arzu ettim ve ikinci kitabıma dâhil ettim. Akköylü Mehmet ise belirttiğiniz gibi kitabın adeta belkemiğini oluşturuyor. Diğer bir değişle Akköylü Mehmet sofranın ana yemeği ise diğer öyküler onu tamamlayan garnitürler ve yan ürünler mesabesinde denilebilir.

Berat Otan – Kitabınızın içindeki en uzun hikaye olan, hatta bir nevi kısa roman potansiyeli de barındıran “Akköylü Mehmet” duygusal anlatımı ve dramatik  sonuyla okurlara diğer hikayelerden farklı bir tat vaat ediyor. Bu hikayedeki kahramanın sizin yaşantınızda bir yansıması var mı? Yani bir yaşanmışlık içeriyor mu?

Fatma Tutak – Aslında hem var hem yok diyebilirim. Akköylü Mehmet bir kurgulama. Fakat içindeki motifler çocukluğumda büyüklerimden dinlediğim yaşanmış bazı olayların yansımaları olabilir; zira çocukluğumuz bizim anavatanımızdır. Oradan beslenmek de gayet doğal ve hatta olması gerekendir.

Berat Otan – Eserinizi okuyunca halk hikayelerinden ve sözlü edebiyat kaynaklarından bolca beslenen bir yazar olduğunuzu sezdim. Bu tahminimde yanılıyor muyum? Etkilendiğiniz ve beğendiğiniz yazarları söyleyebilir misiniz?

Fatma Tutak – Doğru bir tespit, eğitim alanımla da yakından alakalı olduğu için halk hikâyeleri, sözlü gelenek ve destanlar özellikle Türk destanları takip etmeye çalıştığım en önemli eserlerden. Hayranı olduğum büyüğüm ise bu alanın duayeni olan Dede Korkut. Yakın çağdan takip ettiğim yazarlar ise Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Peyami Safa vb. dilleriyle, kalemleriyle ülkemizin edebiyatına yön vermiş ustalar.

Berat Otan – “Bakkalın Kehaneti” ve “Yazar Ne Yazar?” gibi bazı hikayelerde toplumu içten gözlemlerken, diğer çoğu hikayelerinizde duygusal bir tonda yazmışsınız.

Fatma Tutak – Bakkalın Kehaneti önceden yazılmış bir öykü. Hatta yetişse idi birinci kitabımda yer alacaktı. Diğerleri son dönemde yazıldı. Tabii ki bizler toplumun içinde yaşayan, halk ile doğrudan muhatap ve halkın içinden insanlar olduğumuzdan malzeme sıkıntımız yok. Yaşadığımız mahalle, evimizin bulunduğu sokak, parklar, otobüs durakları vs. bu hikâyelerin onlarcasına örnek teşkil edebilir.

Berat Otan – Hedefinizdeki okur kitlenizi tanımlamanızı istesem ne dersiniz? Sizi en çok kimler okusun isterdiniz?

Fatma Tutak – Beni en çok çocukların, gençlerin ve annelerin takip etmesini isterim. Geleceğimiz olan gençleri ve çocukları çok önemsiyorum. Onlara yatırım yapılması taraftarıyım. Annelerle ise hem onların eğitiminde vazgeçilmez bir yere sahip olduklarından hem de ortak paydalarımız olan annelik hislerimizin gönülden gönle bir köprü oluşturabileceğini seziyorum.

Berat Otan – Tezgahta neler var? Yoğunlaştığınız yeni bir kitap projeniz var mı?

Fatma Tutak –  Tezgâh boş kalmamalı.  Tabii ki yeni projeler var. Şu kadarını söyleyebilirim yeni çalışmalar da yine çocuklara yönelik olacak. Allah utandırmasın ve en önemlisi kalemin mutlak sahibine sonsuz şükürler olsun.

Berat Otan – Sorularımıza verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederim.

Fatma Tutak – Ben teşekkür ederim.

– Haber Lotus –

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.