Ana Sayfa > Köşe Yazıları > OKUR GÖZÜYLE YAZAR SÖYLEŞİLERİ VE “MELÂL”

OKUR GÖZÜYLE YAZAR SÖYLEŞİLERİ VE “MELÂL”

Şunun Şurasında “141-142 Başız”

Yazar söyleşilerine elinden geldiğince katılmaya çalışan ve bunun için İstanbul’a öğretmen olarak tayin olan biriyim. Hatırı sayılır sayıda yazar tanıdığım da var. Bu yazarlarımızın ya da adını bir şekilde duyduğum yazarlarımızın ve şairlerimizin söyleşilerine katıldığımda gördüklerimi naçizane yazmak istedim.

Kitap, ülkemizde bugün için geniş kitlelerce alıcısı olan bir nesne değilken bu alıcısı olmayan nesnenin yaratıcısı olan -kitlelere göre daha geniş- yazar kadrosu var. Hâl böyle olunca söyleşilere katılım da çok okunduğunu düşündüğümüz yazarlarınki de dâhil olmak üzere 100-150 kişiyi geçmiyor.

Yazarlar ve şairler bu söyleşilerde konuşurken biz sadık okurlar, eserlerinden sevdiğimiz anlatıcıyı zevk alarak dinliyoruz elbette. Ancak zaten biz 141-142 baş olanlar bu edebi zevki okurluğumuzdan da alabilirdik. Peki ya henüz o yazarın akıllarına düşmediği insanlar?

Kitaplar hep belli başlı -bir çoğu hâlihazırda yazar- okurlar arasında dolaşıyor. Geniş kitlelerin okumamasından şikâyet ediyoruz. Bunu bildikleri hâlde yazarlar; eserlerinde, belli toplumsal sorunları, o sorunları çok önceden defalarca okumuş okurların önüne koyuyor. Bir okur olarak soruyorum: Aynı sorunu tekrar tekrar okumak ister miyim?

Burada cevap “evet” oluyor çünkü üslup denen bir şey var. Anlatımın kendisi en sıradan konuyu bile lezzetli bir metin hâline getiriyor. Ancak ne kadar farklı üslup var, bunu tartışmak da başka bir yazının konusu olmalı.

Yazarın ve şairin melâli varsa okurun da bir melâli ve elbette okumayanın da bir melâli var. Cem Karaca’nın Tamirci Çırağı şarkısında “cildi parlak kâğıt kaplı pahalı bir romanı” okuyan tamirciyken bugün akla roman okuyan kaç tamirci gelebilir ki? Edebiyat neden bugün geniş halk kitlelerine dokunamıyor? “Melâli anlamayan” nesil mi biz miyiz?

Entelektüel ya da daha basitçe ifade edersek okur-yazar insanların bir hobisi gibi kalan edebiyatla toplumumuzun gelişmesini ne kadar bekleyebiliriz?

Burada bir şerh düşmek gerek. Çok satan Watpadd tarzı ve daha çok editörlerin yazdığı kitaplar da basılıyor. Ben bu kitapları, bu yazıda değerlendirmenin dışında tuttum. “Bir kitap sırf çok satıyor diye edebi değeri zayıf mıdır” diye soracağınızı tahmin ediyorum. Burada kast ettiğim yine bu izlenimlerimin dışındadır.

Gerçekte, kitabından yola çıkarak ilham veren yazarları yüz yüze dinlemeyi, kendini okur-yazar olarak tanımlayan bir insan bıkmaz. Ancak bu etkinliklere düşük katılım, gerçekten nitelikli eser veren yazar ve şairlere haksızlık gibi geliyor bana. Akıllara Jean Paul Sartre’ın cenazesi geliyor. Bugün politik bir figür olamadıysa kaç yazarımız veya şairimiz için böyle bir cenaze töreni tahayyül edebiliriz?

Edebiyatın mutfağına yönelik eleştiri getirirsek her yıl kaç tane gerçekten okunmayı hak eden kitap basılıyor diye bir soru da akla gelebilir. Yine bu sorunun cevabı, bu söyleşilere katılımın azlığının bir başka nedeni midir?

Ben bu söyleşilere katılmayan hatta bu yazarlarımızın adını dahi duymayan insanların böyle değerlendirmeler de yapmamış olduğunu düşünüyorum. Öyleyse sorunun cevabı ne olabilir?

Sanırım cevap Tanıl Bora’nın altını çizdiği noktada gizli. Bütün dünyada ve Türkiye’de, okuyan insana olan düşmanlıktan yazar söyleşileri de nasibini almış gözüküyor. Belki de aynı söyleşiyi Youtube kanalında birkaç fenomen paylaşsa izlenir ama görsele dayanmayan, sansasyonel bir şey içermeyen her şey bir yerden sonra 15-20 kişinin konuştuğu etkinlikten öteye gidemiyor.

Peki biz okurlar ve bu yazıyı okuyacak yazarlar, kendisi de yazar olan Uğur Deveci’nin hafta sonu yapılan söyleşisinde ifade ettiği gibi “inadı” sürdürebilecek miyiz? Bu kurak düşünsel ortamda ne kadar ısrarlı olacağız?

Yazımın başından beri birçok yerde yazarlarımız ve şairlerimiz dedim. Evet, onlar benim ve bizim. Bugün neysek, nereye gidiyorsak hep kitaplarla ve yazarlar şairler eliyle oldu. Öyleyse bu eli bırakmama inadını sürdürmek gerekiyor.

Zaten şurada “141-142 başız”.

HLotus

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.