Ana Sayfa > Gündem > Başbakan’ı Anlamak

Başbakan’ı Anlamak

alierdogan

Taksim gezi parkı çerçevesinde başlayan ve tüm yurda (özellikle büyük şehirler) yayılan bu protestoların nasıl okunacağı, nasıl analiz edileceği önem arz etmektedir. Akıllara takılan en önemli soru “Başbakan neden gerilimi tırmandıracak açıklamalar yapıyor?” sorusudur. Zira Başbakan ortamı yumuşatacak açıklamalar yapabilir. Zaten Reuters muhabiri de bu konuyla ilgili sorduğu soruda “yumuşatıcı ifadeler kullanacak mısınız?” diye soruyor.  Gerçekten da Sayın Başbakanın neden “gerilimi artırdığı” anlaşılmaya muhtaçtır.

Başbakanın ne yapmak istediğini, Reuters muhabirine verdiği tepkiden anlayabiliriz. Reuters muhabiri, “Gezi parkı olayları dış basında da büyük yankı uyandırdı. Muhalif güç olarak tanımlandı. Sizin toplumu küçümser bir tavırda davranmanızın kitleleri öfkelendirdiği yolunda iddialar var. Yumuşatıcı ifadeler kullanacak mısınız?” diye soruyor, cevaben Başbakan, “Yumuşatıcı ifadeler ne olabilir, bana öğretirseniz ben öyle konuşurum. Bütün toplum demeyin buna aklım yatmaz” diye cevap veriyor. Daha sonra devamla ”Bütün illerde bu ideolojik yapıların uzantıları vardır. Onları ayağa kaldırmış olabilir. Sizin şunu görmeniz lazım. Bu ülkede ne yapılmadı da böyle bir adımı attılar. CHP yok, peki başka kim var. Tespiti yapabildiniz mi? Onların ideolojisi yok mu? Bizim evlerinde zorla tuttuğumuz yüzde 50 var. ‘Aman sakin olun’ diyoruz. Biz eğitimde yaptığımız yeniliklerle mi eleştiriyoruz. Oralarda hiç öyle bir pankart gördünüz mü? Siz işte buradan Reuters’ı böyle bilgilendiriyorsunuz. Böyle mesaj gönderiyorsunuz” diyor.

“Başbakan gerilimi neden tırmandırıyor?” Bu soruya iki şekilde cevap veriliyor: 1-Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle siyasal bir kutuplaşma sağlayarak tarafları netleştirmek, ki bu protesto eylemleri bir siyasal harekete dönüşürse, CHP’nin oylarını bölmüş olacak, eğer bu protesto eylemleri CHP’ye angaje olursa saflar netleşmiş olacak. Bu eylemlerin daha kötü sonuçlar (yakma-yıkma, kamu malına zarar verme..) doğurmayacağı çok açıkça anlaşılmış durumdadır. Zaten polis de müdahale etmeyi bıraktı. Eylemciler de polisle muhabbet etmeye başladı. 2-İktidarın Suriye politikası, Reyhanlı’daki patlama, içki satışı sınırlaması, üçüncü köprü ve ismi, gibi gündem maddelerinin tartışılması yerine, eylemlerin yarattığı etki ve sonuçların tartışılmış olması. Hatta bu tartışmaların siyasal kutuplaşma ekseninde yapılmasının sağlanmasıdır. Ki, bu da yine safların netleşmesini sağlamak içindir. En önemli etkisi de muhalefet boşluğu böylelikle doldurulmuş olacaktır. Çok açıkça görülmüştür ki, CHP muhalefet edememektedir ve kitlesel bir hareketin (Taksim gezi parkı savunması ile başlayan protesto eylemleri) peşine takılarak süreci anlamaya çalışmaktadır. Oysa süreci başından itibaren yönlendiren bir tavır sergilemeliydi.

Başbakan, muhalefet yokluğu nedeniyle sıkıntı yaşıyor gibi. Bunun için, ortaya çıkan “protesto” gösterilerini “muhalefet yokluğunu gidermek için” bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor sanki. Bunun için de diyor ki, “”Bütün illerde bu ideolojik yapıların uzantıları vardır. Onları ayağa kaldırmış olabilir. Sizin şunu görmeniz lazım. Bu ülkede ne yapılmadı da böyle bir adımı attılar. CHP yok, peki başka kim var. Tespiti yapabildiniz mi?” Bu eylemlerin bir siyasal tavra dönüşmesini ve muhalefet boşluğunu doldurması gerektiğini ifade ediyor. Çünki “bütün illeri” işaret ediyor, ayağa kalkmalarını söylüyor. Muhalefetin “yapılmayanlar” üzerinden değil de “yapılanlar” üzerinden yürütülmesinin doğru olmadığını işaret ediyor. Sosyal devlet anlayışı içersinde “yapılması gerekenleri” yaptıklarını, ancak muhalefetin “neler yapılacağına” dair bir öngörüsü olmadığını, “yapılanların” yapılma şekli ile “oyalanıp” durduğunu ve karşıt bir dil geliştiremediğini söylüyor. Bu öfkenin ve tepkinin artık bir yere akması gerektiğini ve bir siyasal dile dönüşmesi gerektiğini söylüyor. “Biz eğitimde yaptığımız yeniliklerle mi eleştiriyoruz. Oralarda hiç öyle bir pankart gördünüz mü?” diyor, yani taleplerinizi oluşturun, pankartlarla bildirin diyor. Bence bu yaklaşım son derece önemli. “Siz işte buradan Reuters’ı böyle bilgilendiriyorsunuz.” diyor, ne olup bittiğini anlayın diyor.

Eylemciler açısından da soru şu: “eylemciler ne yapıyor?” cevap net değil. Eylemciler bir asgari müşterek oluşturup taleplerini belirleyebilmiş durumda değiller. Eylemciler. Öncelikle kendilerini bir arada tutacak bir dil ve hareket noktası oluşturmak durumundalar, aksi takdirde sönüp gidebilir bu hareket. Ayrıca bu hareketi destekleyen “aydın”ların yorumları ve analizleri yetersiz kalıyor, derleyip toplamaktan uzaklar. Bu eylemleri Başbakana “öfke seli” olarak yorumlamak yerine hazır kitleyi bulmuşken onlara tutunacakları bir dil ve hareket noktası sunmalılar. Örneğin AVM’lere karşı çıkmak, esnafı desteklemek; çiftçilerin bile AVM’lerden alışveriş yaptığını, çiftçiliğin bittiğini, denizbank vs nin kredi vererek (ürünü zaten para etmeyen) çiftçinin mallarına (tarlasına özellikle) el konulduğunu dile getirmek gerekiyor. İşçi/emekçinin durumunu dile getirmek gerekiyor.

Ali Necip Erdoğan

– Haber Lotus –

HLotus

One thought on “Başbakan’ı Anlamak

  1. sayın yazar, yazınızı; amaçsız ve niteliksiz buldum..aynı şeyleri tekrarlamışsınız.. “Başbakan muhalefet oluşturmak için bir provokasyon yapmış ülkeyi ateşe vermiş” tek dediğiniz bu.. Başbakanı Neron yaptınız.. Bravo size.. bunun vebali size yeter..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.