Ana Sayfa > Gündem > Başkası İçin Yaşamak Gayesiyle

Başkası İçin Yaşamak Gayesiyle

Bir gece vaktiydi. Herkes uyuyordu en derin uykularında. Kimi mutluydu uykusunda bile, karnı tok sırtı pekti. Tek derdi yarınki gününü nasıl daha farklı geçireceğiydi. Kimi değişik duyguların arasında oradan oraya çırpınıyordu yataklarının sıcaklığında. Kimisi gerçekten dertleniyordu kendisinin dışındakiler için. Farklıydı o, birey olmayı başaramamakla eleştirilmişti daima.
Düşünüyordu yaşadığı mahalledeki mutsuz, kimsesiz ve fakir komşularını. Düşünüyordu şehrin ışıkları çoktan sönmüş gecekondu mahallelerindeki bitik ve yıkık hayatları ve o hayatların belki de istemeden dünyaya getirdiği çocukları. Bu kadar değildi hayatındaki düşünceleri. Ülkesinin gözyaşının, acının ve dertlerin eksik olmadığı ana haber bültenlerine terör ve şehit haberleriyle çıkabilen bölgesi her zaman aklıyla yüreği arasında bir yerlerdeydi. O kadar hassastı ki onun yüreği; Afganistan’a yağan bombalar da, Irak’ta bitmek tükenmek bilmeyen rant kavgası da nihayetinde Libya’nın tepesine yağan ölüm de onun kanayan yarısına tuz serpeliyordu adeta.
Bu kadar düşüncenin arasında ister şeytan deyin ister içindeki bir diğer sen ona bütün bu olaylardan duyarsız, bireycilikte zirve yapmış, tek derdi kendisi olan “diğerleri”ni göstermiyor değildi. Ama hiç galip gelmedi o ses. Hem başkaları için kanayan yüreğindeki yarayı da kapatamadı.
Okyanusun kenarında gelgit nedeniyle sahile vurmuş deniz yıldızlarını tekrar hayata atan adam misali, sadece düşüncede değildi ve biliyordu ki içinde eylemi barındırmayan düşünce her zaman güdük kalmaya mahkumdu.
Çırpınıyor, çabalıyor, çalışıyor elinde ne gelirse yapmaya uğraşıyordu. Biliyordu bu gayretinin tek başına bir şey ifade etmeyeceğini. Şunu gördü ki, tek kendisi değildi aynı sancıları çeken ve tek kendisi değildi uykusunu, hayatını, malını ve ömrünü kendisinin dışındakilere feda eden.
Çocuklarını, annelerini, sevdiklerini feda edip evini, barkını terk edenleri, Dünya’da adı sanı duyulmamış yerleri fethe çıkanları, Hak yolunda ölmeyi kavuşma olarak görenleri tanıdığında kendisinin yüreğindeki yaranın ancak topluiğne ucu kadar bir şey olduğunu anladı. Çünkü bu insanların yüreklerindeki iman ile kendisininkini karşılaştırdığında ummanlar ile damlaların devler ile cücelerin mücadelenin o trajikomik halini gördü.
Şu düşüncelerle kıvranmaktaydı kafası gözlerine uyku galebe çalarken. Acaba o duyduğu sen umuda yol alan treni kaçırdığının sesi miydi yoksa trenin yolcularını aldığını belirten anonsun sesi miydi?

İsmail Baybars

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.