Ana Sayfa > Gündem > Numan Kurtulmuş Seçime Mührünü Vurabilir

Numan Kurtulmuş Seçime Mührünü Vurabilir

Her seçim önemlidir. 12 Haziran ise hiç şüphesiz, önümüzdeki asrı şekillendirmeye aday, tarihi önemde bir seçim olacaktır. 12 Haziran’da ortaya konacak irade, eski statüko için kırılma, yeni statüko için kurumsallaşma manasına gelecektir.

Türkiye’nin normalleşmesinin sürmesi için 12 Haziran seçimlerinden istikrarını koruması gerekiyor.  Dahası bu seçimlerden çağdaş yeni anayasanın yapılmasına imkan verecek bir meclis aritmetiği çıkarılmasına ihtiyaç var…

Türkiye’nin iki sancılı alanı daha var ki, seçimlerde bu iki alan da test edilecektir. Bunlardan biri BDP/PKK çizgisinin temsil ettiği Kürt Kavmiyetçiliği; diğeri ise ‘başörtüsü’ meselesine indirgenen kadınların okuma, çalışma ve seçilme meselesidir.

Bunlar Türkiye’nin bölgesel ve küresel platformda güçlenmesi için de elzemdir.

Seçimler her üç konuda da problemin çözümüne hizmet edebilir. Keza enerjisini içerde tüketmek yerine dışarıya yönelmesine de imkan verebilir. Elbette tersi de mümkündür.

Büyük resmi kollayanlar, Türkiye’nin normalleşmesine, bunun için de anayasa, kavmiyetçilik ve kadın meselelerine odaklanmış durumdadır. En azından biz böyle düşünüyoruz, dahası böyle de umuyoruz.

Toplumun, siyaset ve aktörlerinden beklentisi de budur.

Keza Numan Kurtulmuş ve HAS Parti’den de…

Neden Numan Bey?

Çünkü kendisini önemsiyorum. Siyasetin pırıltılı, gelecek vaad eden isimlerinden… Birikimi, müktesebatı ve sergilediği muhalefet umut veriyor. Siyaset, miyopluğa gelmeyen, uzun soluklu bir meşgale ise; Numan Kurtulmuş, şu ana kadar acul tavırlardan uzak, siyasette sebatkar görüntü verdi.

Son anayasa değişiklik referandumunda doğru yerde konumlandı, sağlam bir duruş gösterdi. Doğru muhalefetin, Türkiye’nin ihtiyacı olan siyasetin örneklerini verdi. Türkiye’nin Numan Kurtulmuş gibi siyasetçilere ihtiyacı var.

Ne var ki, 12 Haziran’da HAS Parti’nin erken doğum (düşük) yapma ihtimali yüksek görünüyor. Zira kurumsal olarak gireceği bu seçimlerin, HAS Parti için beklenen çıkış yerine bir ölü doğuma sebep olması muhtemeldir. Siyaseten kendisinin erken yitirilmesi ihtimali ya da Abdüllatif Şener ile aynileşmesi riski üzüntü vericidir. Yazık olur. Zaten bu nedenle, Kurtulmuş’u önemseyenler, AK Parti ile ittifak vb çözüm arayışlarını dillendirdiler.

Mevcut konjonktürde bütüncül hedefle girilecek seçimden elde edilebilecek bir sonuç yoktur. Bunun yerine daha mevzi hedefler benimsenmeli, strateji doğru belirlenmelidir.

Peki ne yapılabilir?

Yapılacak olan basit. Siyaseti sonuç alacak şekilde kurgulamak. Bunun için de daha mevzi hedefler belirlemek…

Kurtulmuş ve partisi bu seçimi pekala Türkiye’nin en sancılı kronik meselesinin aşılması için değerlendirebilir. Beraberinde diğer kronik sorunları için de olumlu katkı sunabilir.

Nedir o mesele?

Kadın meselesi. Dar ve yanlış ifadesiyle ‘başörtüsü’, doğru niteleme ile kadınların okuma, çalışma ve seçilmesi meselesi…

Bu seçimler, kadınların seçilmesinin önündeki engellerin kaldırıldığı seçimler olabilir. Olmalıdır. İşte Numan Bey, bu misyonu üstlenebilir.

Elbette başka parti ve liderler de aynı misyona soyunabilir. Ama Numan Bey’in buna sahiplenip, diğer bütün partilerin desteğini devşirmesi siyaseten daha doğru ve sonuç alıcı görünüyor.

Şu halde, HAS Parti bu seçimlere kurumsal kimliği ile girmemeli kendini nadasa bırakmalıdır. Bunun topluma anlatılması da aslında çok da zor olmasa gerektir. Bu seçimlerin hakemi olmak, bir sonraki seçimlerin hakimi olma iddiasını sürdürmeye imkan verecektir.

Alın size DP örneği…Demokrat Parti, 1946 ayıplı seçimleri sonrası müteakip ara ve yerel seçimleri boykot edip girmemiştir. Hakim teminatı sağlandıktan sonra girdiği 1950 seçimlerinden ise tarihi zaferle çıkmıştır.

Burada ise boykot değil, ülkenin ali menfaatleri ve konjonktürel sebeplerle zaman kazanma, fedakarlık söz konusudur. Doğru strateji ile çözüme hizmet etmek söz konusudur…

Bir kere, bu bir kaçış ya da zaaf değil, bir feragattir. Toplumda karşılığı da muhtemelen olumlu olacaktır. Yeni kurulan bir partinin, teşkilatlanmak, kurumsallaşmak için zamana ihtiyaç duyması anlaşılmaz değildir. Daha önemlisi imkansızı zorlamaktansa mümkün olanın siyasetini takip etmek çok daha akılcıdır.

Özetle Numan Kurtulmuş, seçime parti kimliği ile değil bağımsız adaylarla girmelidir.

Peki kimdir bu adaylar? Numan Kurtulmuş mu? Parti üst yönetimi mi?

Hayır. Daha doğrusu erkekler için hayır.

HAS Parti yeni bir ‘Bağımsızlar Hareketi’ başlatmalıdır. Ama onun adayları kadınlar olmalıdır.

Hatta isimler de önerebiliriz:

Eşi hanımefendi Sevgi Kurtulmuş,

Şule Yüksel Şenler,

Emine Şenlikoğlu,

Sibel Eraslan,

Nihal Bengisu Karaca,

Gülay Göktürk,

Kezban Hatemi,

Hidayet Ş. Tuksal,

İkbal Gürpınar,

Hilal Kaplan…

Hiçbirinin müsaadesini almış değilim, bu nedenle isimlendirmeler bu ihtiyat içinde değerlendirilmelidir.

İsimler teklif ettiğimiz gibi yer önerilerimizi de aktaralım:

Şanlıurfa,

Van,

Batman,

Bingöl,

Diyarbakır…

Yeni bağımsızlar hareketi, vaktiyle TİP’in emek hareketi kadar ses getirecektir.

Aslında tabana daha sıcak gelecek bir başka örnek daha var.

Unutmamak gerekir ki, Erbakan, siyasete bağımsız milletvekili olarak başlamış, peşinden hareketini partileştirmiştir.

Bu şekilde, 1969’da yaşanan Bağımsızlar Hareketi’nin bir benzeri tekrarlanabilir.

Bağımsız seçilmek için yakın geçmişten örnekler de az değildir.

Faraza geçen mahalli seçimlerde Eşref Fakıbaba Şanlıurfa’da pekala bağımsız olarak seçim kazanabilmiştir.  Yarım milyondan fazla nüfusa sahip bir şehirde sağlanan bu başarı önemli bir örnektir.

BDP ve öncülü partilerin serüveni ise ayrı bir bahistir. BDP/PKK çizgisi, geçen seçimlere bağımsız adaylarla girdi ve kazandı. Hem de önemli bir kısmı kadın adaylarla… BDP, bu seçimlere de yine bağımsız adaylarla gitmeye hazırlanıyor.

Konunun daha önemli kısmı, BDP/PKK, bu defa siyaset uğruna dini ve dini değerleri de kirletmekten çekinmeyen bir hırtlık sergiliyorlar. Elbette bu provokasyondur, fitnedir. Dini hassasiyetleri yüksek bölge halkında bunun ne karşılık bulacağı merak konusudur. Bu fitnenin de aşılması, nötralize edilmesi gerekiyor. Bahse konu kadın hareketi, bu zehirin de panzehiri olmaya adaydır.

Fitne ve zehir demişken, Batı’da yükselen fitneyi de görmezden gelemeyiz. Ki zaten işin en can alıcı kısmı burasıdır.

Zira ilk hedef aşılıp, meclise başörtülü kadın/kadınlar girdikten sonra asıl aşamaya geçilmelidir. Yani Avrupa’ya gönderilecek parlamenterler arasına bu bağımsız vekillerden biri de sokulmalıdır. Böylece Avrupa Parlamentosu, başörtülü parlamenter gerçeği ile tanışacaktır. Aslında mesele asıl kaynağına iade edilmiş olacaktır. Yıllarca ikiyüzlü tavırla bizi destabilize etmek için kullanılan meselede Batı test edilecektir…

Bütün bunlar için çok geç mi diyorsunuz?

Unutmayalım siyasette 24 saat uzun bir süredir. Şu halde önümüzde yeterli süre vardır…

Keza siyaset çözüm üretme sanatıdır. Sorunun değil, çözümün parçası olmak mümkündür…

Çözüm için fırsat kaçmış değildir…

Hadi Numan Bey…

Siyasetin çözüme, bir bilene ihtiyacı var. Soruna ve bir bölene değil…

Hadi HAS Parti…

Kendine misyon arayan, varlıklarını saygın anlamlı kılmak isteyen diğer mütevazı partiler…

Öyleyse hadi BBP, SP, DP ve diğerleri…

Mehmet N. Yavuz

– Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.