Ana Sayfa > Köşe Yazıları > Özgürlük Serüveni 3

Özgürlük Serüveni 3

OZGURLUK3

The Salvation Army ‘Chapel Service’ (Kilise İbadet Saati) zorunlu değil; ‘Captain’ (Rahip), ben ve birkaç kokulu fakir homeless kardeşimle devamlıyız! Mesih İsa aleyhisselam da hayatı boyunca bizler gibi bir homeless’tı; zira başını koyacak bir yastığı dahi yoktu!!! The Salvation Army (Kurtuluş Ordusu) biz homeless’larız; Göklerdeki Kralımız Mesih İsa’nın (aleyhisselam) Yeryüzü Ordusuyuz!!!.. Homeless ranza komşum bir ihtiyar ve ‘Chapel Service’ devamlısı; alçakgönüllüce tuvaletleri temizliyor!!!.. Peter isimli zenci homeless arkadaşım ise bir ‘Bilge’; tüm Kutsal Kitapları özümsemiş birisi, ‘I am acceptance!’ (Ben kabul’üm!) diye tanımlıyor ‘İslam’ dinini!!!.. İşte ‘Holy Spirit’ (Kutsal Ruh) O’nda!..

Pazar günü ‘Chapel Service’ için dışarıdan gelen misafir bayan ‘Captain’ ile tartıştı; ‘Here is not Baptist, only brain washing!’ (Burası Baptist değil, sadece beyin yıkama!) diyerek rest çekip gitti!!!..

Homeless arkadaşlarımızın ertesi gün ranzasını boş görmek üzücü; kimbilir hangi shelter ya da bir parka göçüp gittiler!!!.. Çünkü çölde öğle vaktinin kavurucu sıcağında Shelter’a dönebilmek için kaç mil yol yürüyoruz Güneş altında!!!.. Shelter’a ulaştığımızda boğazlarımız kupkuru, suratlarımız kıpkırmızı, gözlerimizse birer ateş alevi olup bakar körleriz!!!.. Süresi dolup Shelter’dan ayrılmak zorunda kalan homeless arkadaşlarımızın sorunlarının çözülmediğini ise hepimiz biliyoruz!!!..

Main Library saat 10.00’da açılmadan tüm homeless’lar Entrance/Giriş önünde bekleşirken birbirimizi görebilirsek mutlu oluyoruz!!!.. Anı için olsun fotoğraflarını çekmeye utandığım, onların da kendilerini sakınıp yüzlerini sakladıkları arkadaşlarımdı onlar benim!!!..

Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’nun Gazileri de vardı aramızda; Kore ve Vietnam Gazileri!.. Shelter penceresini usulca açtığımda bitişik ranza komşum olan Vietnam Gazisi; Vietkong askerlerinin baskınına uğradıkları korkusuyla uyandı ve dakikalarca titredi!!! (Vietnam Sendromu).

Kitap kurdu bir yahudi arkadaşıma nereli? olduğunu sorduğumda;

– I am Palestinian!!! (Filistinli’yim!!!) cevabını vermişti!!!..

Latin Amerika’dan bir başka homeless arkadaşımsa;

– I am a capitalist!!! (Ben bir kapitalistim!!!) sözüyle beni gülümsetmişti 🙂

Normal koğuşta bitmeyen osuruk senfonisi sebebiyle uyuşturucu bağımlılarının kaldığı koğuşa taşındım…

The Salvation Army’de yemek öncesi dua edilirken ‘Jesus’ adı geçtiğinde, cezaevindeyken müslüman olmuş zenci Muib ‘Allahüekber!’ diye tekbir getirirdi. Muib’e ‘Jesus loves You!’ (Hz. İsa aleyhisselam Seni seviyor!) dediğimde; İsa’ya inanmadığını Muhammed’e inandığını söyledi!!!..

Kızılderili arkadaşlarımın hepsi çok çok pozitif insanlar!.. Arizona ,New Mexico, Oklahoma, Texas, Nevada, Nebraska, Colarado, Utah, Idaho, Oregon, Washington, North & South Dakota, Wyoming, Montana, Iowa, Maine, Virginia anavatanları!..

Suudi Arabistan’da trafik işaretleri yerine ‘SubhanAllah!’, ‘LâilâheillAllah!’ yazıları görmüştüm! Amerika Birleşik Devletleri taksilerinin ön plakalarında da özdeyişler bulunabiliyor; ‘God is my pilot!’ (Tanrı benim pilotum!) gibi!!!..

The Salvation Army’de bir akşam ütü yaparken yanıma Alaskalı arkadaşım Warren geldi! Her zamanki neşesinin aksine çok durgundu!!! Nedenini sordum?! Başını sağa sola salladı, ben de üsteledim?!

– Fanilandan başka var mı? diye sordu!..

– İhtiyacın var mı? deyince; onaylayarak başını öne eğdi!!!..

– Al, bu Senin!!!  dedim ve alıp gitti!!!..

Gece henüz uyumamıştık ki Warren koğuştaki ranzama geldi ve bana üzerindeki tişörtü gösterdi!.. Tişörtünde içiçe iki kalp üzerinde ‘Warren & Angela’ yazarken altında ‘I love You my Wife!’ (Sana aşığım Karıcığım!) yazısını okudum!.. Anladım ki benim kullanılmış fanilam üzerindeki tişörte dönüşmüş:) Karısının hastahanede prematüre bir bebek dünyaya getirdiğini ve sabahleyin onu ziyarete bu tişörtle gideceğini söyledi!!!.. Ben çok duygulandım ve gözlerimden yaşlar boşandı; Warren’le her şeyimi paylaştım, yoksulluğumu!!!..

Tucson Hotel Congress’e uğradım; Martin Luther King JR burada konferans vermiş, o havayı teneffüs etmek istedim!!! Hotel lobisinde satılan bir kartpostal dikkatimi çekti; Sultan 2. Abdülhamid’in fesi tarihî İstanbul’un gece siluetiyken, portresi de üryan Harem cariyeleri!!!..

Hotel dışında karşılaştığım yaşlı bir WASP beni bırakmak üzere taksisine buyur etti; meğer eşcinselmiş! ‘Tövbe etmeyi düşünmüyor musunuz?!’ diye sorduğumda; ‘genetik sorumlu, ben değil!’ cevabını aldım! Amerika’da ‘good’ kelimesi ‘gööt’ diye telaffuz ediliyor; arapça lisanındaysa ‘ibn’ kelimesi ‘oğul’ anlamına geliyor!!! Kafamda bu kelimeler uçuşurken yaşlı adamın dedelerini düşündüm; Haçlı seferlerine katılmış çapulcu yağmacı bir ceddin torunlarından oluşan bu serseri uygarlığın bir zakkum meyvasıydı bu yaşlı adam!!!.. Martin Luther King JR için ‘apartheid’ bir genetik sorun muydu yalnızca?!..

Homeless günlerim kırk oldu; ‘erbain’!!!.. Arizona Çölü’nden Pasifik Okyanus’una ulaşmak ilk hedefim! Atlantik ötesinden başladığım bu zorunlu seyahatte Pasifik’e varabilirsem çöldeki serabım gerçeğe dönüşecek ve beynimdeki kaktüs yeşerecek!!!.. ‘If you dream; you must begin it!’ Eğer düşlemişseniz, ona başlamalısınız!.. Kaybedecek bir zincirim bile yok! ‘Everything or anything!’ Her şey ya da hiçbir şey!..

Tucson-San Jose için Crucero otobüsündeyim… Tucson-Phoenix-Los Angeles istikametinde Arizona Çölü’nde yol alıyoruz!.. Vakit gece!!!.. Mola yerinde Kutup Yıldızı’na bakıyorum; yönümüz Paralel üzerinde, Meridyen değil!.. Yeniden otobüse doluşup yola koyuluyoruz… Latin müziğinin dokunaklı aşk şarkıları eşliğinde, Arizona’dan çıkıp Colarado River hududundan geçerek California’da ilerliyoruz!!!.. Gece yarısı Los Angeles Crucero İstasyonu yolcu salonundayız!!!..

Ashab-ı Kehf gibi uyumuşuz; kimi yolcular yerde, kimimiz de boş bulduğumuz sandalye koltuk üzerinde uyuyarak sızıp kalmışız!.. Los Angeles sabahının ilk ışıklarıyla gözlerimi açtığımda karşımda iki Rahibe; siyah pelerin, beyaz hicapları ve üzerlerinde taşıdıkları Haç ile tesbihleri de ellerinde!.. karşımda durmaktalar ‘Melekler Şehri’ Los Angeles’ta!!!.. Ruhum öylesine dingin, öylesine Huzur dolu ki!!!.. Los Angeles’ta California’nın cennet iklimindeyiz; sabah serinliğini ne kadar özlemişim!!!.. İki Katolik Rahibe Mexicali’den gelip sabahleyin inmişler buraya; beni dualarla uğurladılar San Jose’ye!!!..

LA-San Fransisco istikameti üzerinde San Jose; Silicon Valley!!!.. ‘Pasifik Ocean’ kıyı boyunca Güney-Kuzey istikametindeki bu yol ‘Avenue’; Hz. Musa’nın (aleyhisselam) kölelik diyarından özgürlüğe yol aldığı hicretin yönü!.. Safa-Merve, Mekke-Medine gibi Kutup Yıldızı ışınında!..

Los Angeles’tan sabahleyin yola çıktık; Hollywood yolumuzun sağında, Santa Monica, Oxnard, Ventura… Santa Barbara!!! Dünyada gördüğüm en güzel şehir; Pasifik Okyanusu kıyısındaki platoda sisli bulutların içinden yol alırken yaşlı tropik palmiyeler villaların yemyeşil bahçelerini süslüyorlar!.. ‘Paradise’ Cennet burası!!!.. Salinas ve sonunda San Jose’deyiz!.. İnternetten adreslerini bulduğum Şeyh Nazım Kıbrısî Dergahı’nda türkçe bilen bir yoldaş bulabilme umudunu taşıyorum! NASA’dan sonra Mountain View’daki Dergah’a ulaşıyorum!..

Irak-Bağdat’lı bir Arap karşılıyor beni; ingilizce yerine arapça konuşmayı tercih ediyoruz!.. Dergah’a beni misafir olarak kabul ediyor, geceyi uyku tulumu içerisinde geçiriyorum!.. Sabah olunca güzel bir kahvaltı yapıyoruz; yirmibeş kilo zayıfladığım çöl hayatı ardından bu kahvaltıyla karnım doyuyor ilk kez, gözlerim Dünya’yı yeniden görmeye başlıyor, ışıklanıyor hayat!!!..

Irak-Bağdat’lı Arap arkadaşımın adı Muhammed; beni Zonguldak-Karadeniz Ereğli’sinden ‘Rocky’ adıyla bilinen Türk bir tayfa ile irtibatlıyor!.. Mountain View İstasyonu’ndan Tren’e binip Palo Alto, Stanford University, Redwood City, San Mateo, Burlingame ile San Bruno üzerinden San Fransisco Tren Garı’na geliyorum; Rocky ile buluşuyoruz!.. Bay Bridge üzerinden geçerek Oakland-Berkeley arasında bulunan Ashby-Alcatraz-Martin Luther King JR kavşağındaki zenci mahallesine giriyoruz beraberce… Gecekondu benzeri beş metrekarelik bir evdeyiz; giriş kapısı holüne serdiği şilte artık benim yeni misafirhanem!..

Rocky onüç yıl olmuş gemisinden kaçalı; New Orleans’tan nehiri yüzerek Amerika’ya ayak basmış, oradan da ver elini San Fransisco’ya!!!.. Araplara, Çinlilere, Türklere antipatisi var!.. Türk denilince hemen ‘kim tükürdü?!’ diye espri yapıyor:)

Hintlilerin ingilizcesiyle de neşesini buluyor;

‘I am thirty, My Wife is thirty-two!’ Ben otuz, karım otuz-iki! yaşındayız demek isteyen Hintli, ingilizce aksanı sebebiyle; ‘I am dirty, My Wife is dirty too!’ ‘Ben kirliyim, karım da kirli!’ demiş oluyor 🙂

San Fransisco İzmir’e çok benziyor; karşı tarafımızda hapishanesi ve mahkum Al-Capone’la şöhretli ‘Alcatraz Island’ var, arkasındaki fonu ise kırmızı rengiyle Golden Gate köprüsü süslüyor!.. ‘Bay Area’ ‘Gay Area’ diye anılır:)

San Fransisco doğal güzelliği, hareketliliği, limanı, tramvayın tırmandığı sipsivri tepeleri, caz müziği, trafik yoğunluğu, Üniversiteleri, aktif fay hattı ve ticari hayatıyla oldukça özgün bir şehir!.. Amerikan yaşam tarzının ‘multicultural’ renklerini, tüm canlılığıyla San Fransisco’da gözlemleyip yaşayabilirsiniz!.. San Fransisco’da Scientology, New Age, Bet Avonin, Budistlerin yanısıra Muhyiddin İbnül-Arabi Cemiyeti bile var!!!..

Ashby Laundry’de’yim… Kızılderili bir aileyle tanışıp sohbete koyuluyoruz… Türkler ile akraba olduklarını biliyorlar; beni de ‘Fahri Kızılderili’ olarak kabul ettiler!.. Kızılderililere ‘nerelisiniz?’ diye sorduğumda hep aynı yanıtı almışımdır; ya ‘buralıyım!’ derler, ya da ‘Amerika’nın ortasından!’ cevabını verirlerdi!.. Kızılderililer kapitalist materyalist yaşam tarzına tepkililer!!!.. Her tür tehdidin beyinleri şekillendirdiği Amerikan toplumu nezdinde ‘We must be cautious!’ (Dikkatli olmamız gerekir!) denilenlerden biri de hiç kuşkusuz Kızılderililer!.. Bu motto gerçekte egoizmin /bencilliğin rasyonalize edilmesinden başkaca birşey değil! Zira kapitalist bir toplumda karşılıksız yapılan her yardım kuşku doğurur!!! Amerika’da insanların birbirlerine selam verip almaları insan sevgisinden değil; muhtemel bir tehlikenin bertaraf edilmesi kaygısındandır!

‘Homo homini lupus!’ (İnsan insanın kurdudur!). Amerika’ysa bir cinnet meskeni!..

Amerika Birleşik Devletleri’nin sadece yüzölçümü iri değil; burada her şey iri, irilik bir saplantı (paranoya)!.. ‘My Mercedes more big than Yours!’ (Benim Mercedes’im Seninki’nden daha iri!). Amerikalı elinde beslenme çantasıyla gezer, meşrubatını galonla içer! Amerika hırsın esiri, tüketim manyağı ve kumarbazdır! Las Vegas kumarhanelerinin işletmeciliğini ise Kızılderililere vermiştir! Amerikalı hem kapitalist hem de dindardır! Nasıl mı?! Hem Baba’ya hem de Mammon’a kulluk eder çünkü! ‘Yuvahhidun ed-Dolar; la yuşrikune bihi şeyen ehada!’ (Doları tevhid ederler ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazlar!)… Amerika ruhta çöl!.. Aç insanların Ülkesi!..

Oakland-Berkeley arasında haftasonları bir bitpazarı kurulur Ashby İstasyonu’nda!!! Her haftasonu açık hava konseri var burada; Afrika davulları ve caz müziği!!!.. Zenciler yoğun ilgi gösterirler bu bitpazarına!.. İslamî tebliğ burada çok aktif ve ‘top’ aktüel!!!..

Arizona University, Stanford University ve Berkeley University… Homeless olsam da Üniversiteleri ziyaret ediyorum. Amerika’nın bir krokisini çıkarıyorum kafamda! Şehir planlarında merkezin Üniversite olduğunu görüyorum! Caddeler Üniversite’ye en yakın olandan başlayarak 1st, 2nd, 3rd, 4th… şeklinde sıralanıyor! Amerika’da caddeler sadece ulaşım sağlamıyor, aynı zamanda pusula işlevi de görüyor! Güney-Kuzey isitikametindekilere ‘Avenue’ derlerken Meridyene Paralel olan Doğu-Batı istikametindeki caddeler ise ‘Way’ ekiyle adlandırılıyor! Arizona University’de ‘reptile’ adı verilen küçük kertenkeleler, Satanford University’de kuşlar, Berkeley University’de ise sincaplar zıplamaktaydı!.. Ruhum dinlendi!!!..

Amerika Birleşik Devletleri teknolojik atılımlarını ‘multicultural’ oluşundan yani yabancıların bilgi birikimleriyle enerjilerini Üniversite mekanizmasıyla sisteme entegre etmesinden kazanıyor!!!..

Berkeley University’de Profesör Hamid Algar’ı ziyaret ettim, tanıştık!.. İdris Şah’ın vefat ettiğini, Martin Lings ile uzun zamandır görüşemediklerini, Frithjhof Schuon’un da Indiana’da yaşadığını söyledi. Türkiye’den Mahmud Erol Kılıç’la diyaloğunun varolduğundan sözetti. Yaz tatillerini ailesiyle Balıkesir-Ören’de geçirdiklerinden bahsetti.

Hayatımda renk ve iz bırakan simalardan biriyle Oakland Martin Luther King JR Blvd. üzerinde bulunan ‘Masjid Al-Iman’ adlı ‘Naqshabandi Sufi Center’ Dergahı’nda tanıştım! Bu Mağrib’li yani ‘Morocco’ diye bilinen Fas ülkesinden bir bedevi olan Dergah İmamı Şeyh Yassir Chadly’den başkası değil!.. Şeyh orta boylu, sakallı, bıyıkları usturalı, ağzında misvak, elinde kalın asası olan, yeşil cübbe ve sarığı içinde yaşam tarzını değiştirmemiş; katıksız içtenliği, sempatisi, güleryüzü ve cömertliğiyle başka tarikat bilginlerini de çevresinde halelemeyi başarmış bir Sufi!!!..

Şeyh Yassir Chadly ‘Polisario’ Cephesi/Sahraviyyun sempatizanı, caz sanatçısı ve aerobik dansçısı aynı zamanda!!! Şeyh Yassir Chadly Cuma günleri on metrekarelik ‘Masjid Al-Iman’ adlı bu Dergah’ta otantik kıyafeti içerisinde kalın asasına dayanarak ingilizce, fransızca ve arapça dillerinde hutbe verir! Ümmet-i Muhammed sav. her milletten ferdiyle burada toplanır; Asya, Afrika, Avrupa, Kuzey ve Latin Amerika… Dergah’ta kutlanan bir düğün töreninde; fakir damat ve gelin için Şeyh Yassir Chadly, def elinde bizzat hem çaldı hem de şarkılar söyledi!!!.. Afrika’nın sıcaklığını Morocco’lu bir bedevi ile Oakland şehrinde yaşamak ne kadar huzur verici!!!.. Şeyh Yassir Chadly arapça Allah-Hak (cellecelaluhu) İsimleri’nin yazılı olduğu dairelerle çevrili bir kağıt üzerine okuyup üfledikten sonra onu çantama yerleştirdi; fakir Cemaati’yle sponsor olup beni Washington-Seattle’a uğurladılar!!!

Rocky de Greyhound ile beni yolcu etti!!!..

 devamı haftaya …

Dr. Ömer Nasuhi Bildik

01 Kasım 2015

 – Haber Lotus –

HLotus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.