Ana Sayfa > Genel > “İnsani Değerlerin Ne Olduğunu Rachel’dan Öğrendik”

“İnsani Değerlerin Ne Olduğunu Rachel’dan Öğrendik”

Zaman’da Zeynep Kılıç ve Sevinç Özarslan’ın Rachel Corrie’nin anne-babasıyla yaptıkları röportajı dikkatlerinize sunuyoruz:

Kızlarının günlüklerinden sahneye uyarlanan ‘Benim Adım Rachel Corrie’ adlı oyunun Türkiye galasına katılmak üzere İstanbul’a gelen Cindy ve Craig Corrie çiftini görür görmez Rachel’ı genç yaşında adalet için yollara düşüren değerleri kimden aldığını anlıyorsunuz.

Filistin ve Ortadoğu sorununun Rachel sayesinde farkına vardıklarını söyleyen gönülleri yaralı çift, “Rachel’ı ezen kişinin sesinde en ufak bir pişmanlık hissetmedim, en acısı buydu.” diyor. İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarını artırdığı 2003 yılının başlarında çok uzaklardan, 23 yaşında bir genç kız gelir Gazze’ye. Tek derdi adaletsizliğe, zulme ve haksızlığa ‘dur’ demektir. Ancak bu masum isteklerinin bedelini canıyla ödemek zorunda kalır. Filistinli bir ailenin evini yıkmaya gelen buldozerin ezdiği Rachel Corrie’nin hikâyesini bilmeyen yok. Peki böylesine duyarlı ve cesur bir evlat yetiştiren anne-baba acaba nasıl insanlar? Kızlarının günlüklerinden uyarlanan ‘Benim Adım Rachel Corrie’ adlı oyunun Türkiye galasına katılmak üzere İstanbul’a gelen Cindy ve Craig Corrie çiftini görür görmez Rachel’ı genç yaşında adalet için yollara düşüren değerleri kimden aldığını anlıyorsunuz. Ancak onlar bu konuda oldukça mütevazı. “Biz sadece iyi bir anne baba olmaya çalıştık.” diyen Corrie çiftine göre asıl Rachel onlara birçok şey öğretmiş.

Mavi Marmara’yı gezerken ne hissettiniz?

Cindy Corrie: Dürüst olmak gerekirse üst güverteye kadar çıkamadım. Mavi Marmara’da ölenlerin yakınlarını çok iyi anlayabiliyorum. Dünyadaki adaletsizlikleri görüp bir şeyler yapmaya çalışan bu insanlar beni oldukça etkiledi.

Rachel nasıl bir çocuktu?

Craig Corrie: Rachel’ın yazdıklarını okursanız ne kadar duyarlı bir kişilik olduğunu anlarsınız. Herkesin yüz çevirdiği insanlardan o hiçbir zaman kaçmadı. Henüz 12 yaşındayken açlık çeken insanlarla ilgili bir şiir yazmıştı. Rachel 23 yıllık yaşamını dolu dolu ve çok anlamlı bir şekilde geçirdi. İnandığı şeyler uğruna hayatını kaybetti.

Onu Filistin’e götüren süreç nasıl gelişti?

Craig Corrie: 11 Eylül saldırısının ardından neden böyle bir saldırı gerçekleştiğini öğrenmek istedi. Sebeplerden birinin de İsrail-Filistin sorunu olduğunu gördü. Rachel’ın gittiği üniversitede Yahudi bir profesör vardı. Lübnan saldırısı sırasında görev almış bir kadın asker olan profesör, Rachel’ı aydınlattı. 2002 yılında uluslararası dayanışma hareketi ile Gazze’ye giden arkadaşlarına katılmaya karar verdi.

Rachel’ı harekete geçiren şey ne oldu?

Craig Corrie: 2003 yılının ilk aylarıydı ve Amerika Irak’a saldırmaya hazırlanıyordu. Rachel bu duruma çok muhalifti. Bu tarihte Gazze’de bulunmak istedi. Çünkü o sırada bütün dünyanın dikkati Irak’taydı ve bu durumun Gazze’de olan biteni daha da kötüleştireceğinden endişe ediyordu.

Son görüşmenizde neler oldu?

Craig Corrie: Gitmeden önce Rachel’ı arayıp ona “Biliyorsun gitmek zorunda değilsin.” dedim. O ise bunu bildiğini ama karşısına çıkan fırsatı değerlendirmek istediğini söyledi.

Onu vazgeçirmeye çalıştınız mı?

Craig Corrie: Bu soruyla her yerde karşılaşıyoruz. Ona neden izin verdiğimizi soruyorlar. Rachel genç bir kadındı ve zaten bizden izin istemedi. Çok kararlıydı. Elbette ki bir baba olarak onu her gün özlüyorum. Ancak çocuğunuzdan yapabileceklerinden daha azını yapmasını isteyemezsiniz. Cindy Corrie: Ben çok kaygılıydım çünkü bölge hakkında bir şey bilmiyordum. Daha sonra Rachel sayesinde bilgi sahibi olduk. Ben onu Hindistan’a gitmeye ikna etmeye çalışıyordum. Ama o kendisini bu soruna adamıştı. Son görüşmemizde hiç konuşmadan dakikalarca birbirimize sarıldık.

Rachel’ın bu kadar duyarlı bir insan olarak yetişmesinde anne baba olarak payınız büyük. Onu nasıl yetiştirdiniz?

Cindy Corrie: Ben çocuklarımla uzun süre geçiren bir anneyim. Rachel benim üçüncü çocuğum. Çocuklarımızı çevrelerinde olup bitenlere duyarlı, saygılı ve merhametli insanlar olarak yetiştirmeye çalıştık. Craig Corrie: Kızımızın ölümünden sonra bir kadın bize “Ona bu değerleri siz mi öğrettiniz?” diye sordu. Şu cevabı verdim: “Hayır Rachel bize kendi değerlerini öğretti.”

‘Benim Adım Rachel Corrie’ oyunu New York’ta sahnelenmesi engellendi. Bu durum size ne hissettirmişti?

Cindy Corrie: Oyunu sahneye koyacak olan tiyatro o dönem çok büyük baskı gördü. Bunun üzerine oyunu kaldırmak zorunda kaldılar. Ancak aktivistler ve bazı Yahudi grupları oyuna büyük destek verdi. Ve bu, belki de oyunun kendisinden daha etkili oldu. Rachel Corrie, yaşıyor olsaydı bugün ne yapardı? Annesi Cindy Corrie şöyle cevap veriyor: “Rachel Filistinlilere bir söz vermişti. Büyük ihtimalle yine yazıyor ve yeniden Gazze’ye dönme planları yapıyor olurdu.” 

 

 

Rachel’i ezen kişide bir pişmanlık görmedim

İsrail’e açtığınız dava ne aşamada?

Cindy Corrie: Geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta sivil mahkemede bir dava açtık. Son duruşma kasım ayında yapıldı, ancak avukatların grevi dolayısıyla dava ileri tarihe ertelendi. Bu dava oldukça zahmetli bir süreç ancak İsrail’de yasal olarak yapabileceğimiz tek şey. Bu yüzden çok önem veriyoruz. Dava o anda buldozerde bulunan iki kişiye açılan bir dava değil. İsrail devletine, Savunma Bakanlığı’na ve orduya karşı açıldı.

Davadan olumlu bir karar çıkmasını bekliyor musunuz?

Craig Corrie: Davanın sonucu ne olursa olsun bu durum İsrail devletine karşı bir meydan okumaya dönüştüğü için çok değerli. Duruşmada askerler avukatlarımızın soracağı sorulara cevap verecekler. Neticede karar her ne olursa olsun Rachel’a yapılanlar dile getirilmiş olacak bir şekilde.

Duruşmalar süresince buldozerdeki askerlerle karşı karşıya kaldınız mı?

Cindy Corrie: Evet. Askerler duruşmaya geldi. Ancak 2008’de İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak bu dava için özel bir yasa çıkarttı ve yasa gereği askerlerin güvenliği için kimlikleri gizli tutuldu ve ifadeleri de bir ekranın arkasından alındı. Dolayısıyla biz onları fiziksel olarak göremedik. Seslerini duyduk sadece.

O an neler hissettiniz?

Cindy Corrie: İbranice konuşuyorlardı. Bizim için çok zor bir gündü. Ancak belki de en zor olan şey buldozeri kullanan sürücünün oldukça umarsız ve aldırmaz tavrıydı. Ses tonunda bu çok belli oluyordu. Rachel’ın tam olarak ne zaman buldozerin altında kaldığını bile bilmiyordu. 4 saat süren ifadesi boyunca sesinde hiçbir şekilde pişmanlık ve üzüntü hissetmedim. Herhangi bir beklentim yoktu ama yine de bunu fark etmek çok zor oldu benim için.

Konuşma şansınız olsaydı buldozeri kullanan kişiye ne demek isterdiniz?

Cindy Corrie: Bu konuda vicdan azabı çekip çekmediğini bilmiyorum ancak vicdan azabı çektiğini umuyorum. Eğer çekiyorsa bu, hem onun hem de bizim iyileşmemizi sağlar. Ve kalbinden gerçekten ne geçtiğini bilmeyi çok isterdim.

İsrail devleti hiç özür diledi mi?

Craig Corrie: Hayır. ABD’de bir başkonsolos çok üzüldüğünü belirtti ancak daha sonraki görüşmemizde bunu şahsi bir değerlendirme olduğunu ve devleti temsil etmediğini söyledi.

ABD hükümetinin tavrı nasıldı?

Craig Corrie: Dönemin İsrail Başbakanı Ariel Sharon, olayın ardından ABD hükümetine konuyla ilgili güvenilir ve şeffaf bir soruşturma yürütüleceği konusunda garanti vermişti. Ancak bu olmadı. Amerikan hükümeti de bize Rachel’ın soruşturmasının şeffaf bir şekilde yürütülmediğini bildirdi.

Barack Obama ile bir değişiklik oldu mu?

Cindy Corrie: Dava konusunda bizi oldukça destekliyorlar. Olayın hemen ardından İsrail’in hükümetimize verdiği şeffaf soruşturma garantisine güvenerek dava açmamıştık. Ama gelinen noktada dava açmaya mecbur kaldık ve şu anki hükümet bize bu konuda destek verdi.

Craig Corrie: Mavi Marmara olayının ardından Türk büyükelçiliğine bir mektup gönderdik. Aynı mektubu BM Güvenlik Konseyi’ne üye ülkelerin büyükelçilerine ve Obama yönetimine de yolladık. Mektupta BM ve Türkiye’nin soruşturmayı kendisinin yönetmesini önerdik. İsrail’deki insan hakları örgütlerinin de kabul ettiği üzere bu tip soruşturmaları yürüten askeri yetkililer, oldukça kuralsız ve sınırsızlar.

 

Rachel’in hayatını anlatan oyun, 16-20 Şubat’ta Muammer Karaca Tiyatrosu’nda.

Kısacık bir hayat

10 Nisan 1979’da doğan Rachel Corrie, ABD Evergreen State College’te sanat dersleri alarak eğitim gördü. Üç yıl boyunca gönüllü olarak ruhsal bozukluğu olan hastalara haftalık ziyaretler yaptı, destek oldu. 2003’te üniversite öğrencisiyken Uluslararası Dayanışma Hareketi’ne katılarak barış gönüllüsü olarak Filistin’e gitti. 16 Mart 2003’te Filistinli bir doktorun evinin yıkılmasını sadece vücudunu siper ederek engellemeye çalışırken bir İsrail buldozeri tarafından ezilerek can verdi. Ölümünün ardından dünyanın birçok yerinde Rachel Corrie adına çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. 12 Mayıs 2010’da Özgür Gazze Hareketi’ne ait gemiye MV Rachel Corrie adı verildi. Corrie’nin hayatı ‘Benim Adım Rachel Corrie’ adıyla sahneye taşındı. Türkçeye Setenay İlhan tarafından çevrilen oyun, A-Z Kültür Sanat Ajansı Prodüksiyonu. Oyunla ilgili ayrıntılı bilgiyi ve oyun tarihlerini www.benimadimrachelcorrie.com adresinden alabilirsiniz.

HLotus

One thought on ““İnsani Değerlerin Ne Olduğunu Rachel’dan Öğrendik”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.