Ana Sayfa > Felsefe (Page 3)

İktidarın Teknolojisi

Osmanlı’nın hukuk sistemindeki “çift” yapının sırasıyla iktisadî ve teknik yapıyı da etkilediğini teslim etmek gerekiyor. Devlet’in iktisadî seçmeleriyle halkın iktisadî hayatı arasında biri diğerini yok etmeyecek dengelerle inşa edilmiş vazifelendirmeler vardı. Bu nedenle Osmanlı Avrupa’ya giderken “tarım toplumu”na istinad eden bir “teknolojik mekanizma” olarak yapılanmakla çelişkiye düşmedi. Osmanlı’nın çağının en

Tamamını Oku

Anadolu’nun Dini ve Laikliği

Anadolu, diğer İslam ülkelerinde tatbik edilmemiş bir siyaset etme zihniyeti ve diğer Müslüman toplumlarda gelişmemiş bir İslamlaşma hareketi ile inşa edildi. İslam dünyasının hâkimiyeti Türklerin eline geçti. Türkler Anadolu’ya göçer olarak ama yerleşmek için geldiler. Şehir hayatına geçiş Doğu’dan Batı’ya doğru bir gelişme gösteriyordu. İlk Türk şehirleri İslamiyet’e ilk geçen bölgelerde

Tamamını Oku

Uygarlığın Terakkisi

Ernest Renan’ın 1883’te Sorbonne’da verdiği bir konferansta “İslam’ın terakkiye mani olduğu” iddia ettiğinden beridir müslümanca düşüncenin farklı kalemleri bu konuya değindi, bir takım cevaplar verdi. Bunlardan biri de Namık Kemal’in “Renan Müdafaanâmesi”dir. Namık Kemal, Renan’ın 1) İslamiyet zayıf bulunduğu zaman hürriyet,  kuvvetli olduğu zaman ise şiddet göstermiştir, 2) Garb’da din

Tamamını Oku

Medeniyetin Modernleşmesi

Müslümanların Batı karşısında yenildiği Osmanlı’nın tüm aydınları tarafından teslim edilmiş bir fikr-i sabitti. Said Halim Paşa (1864- 1921) da bu düşünceden hareket etti ama modernistlerden ayrı olarak medeniyet yükselişi yapabilmeyi İslam esaslarını anlama ve tatbik etmeye matuf kıldı. Paşa şöyle diyordu: “Müslüman milletler, İslam dinini kabul etmekle çok büyük ve

Tamamını Oku

Kent Adamı Bozar

Osmanlıların Avrupa karşısında toprak kayıplarına uğrayıp sonra da bünyesinden ulus- devletler çıkarması “İslam Dünyasının Yenilgisi” hükmü ile ifade ediliyor. Hükme göre Müslümanlar işte Batı’nın ilmini almadıkları için geri kaldılar, bir daha da başlarını kaldıramadılar. Bu teorinin sahipleri Müslüman toplumların tarih boyunca birbiri ardınca kurulup yıkılmış onlarca devletin siyasal çatısı altında

Tamamını Oku

Değişimin Felsefesi

Batı toplumları tarih felsefesini değişimin sürekliliği üzerine oturtuyor. Batı’da mekânlar sabit olduğu halde toplumlar ve ekonomik biçimler değişme içinde. Ancak her şeye rağmen mekânların sahibi bir sınıf yapısı vardır ki işte o da tarihsel özelliği nedeniyle “değişmezliği”, değişen şeylere nazaran sabiteyi tahkim ediyor. Batı zihniyetinde mülk sahipliği ile “şecerenin” asilliği

Tamamını Oku

Ne Demokrasiler Sevdim Zaten Yoktular

Şahin Uçar’ın naklettiğine göre, Felsefe Ansiklopedisi’nin ‘Demokrasi’ maddesinde şöyle yazıyor: “Herkese göre değişen bir paradigma olduğu için bu kavramı tarif etmek güçtür.” Türkiye, hâlâ, Batı dünyasının ‘Bekledim de gelmedin’ cennetini arayadursun, Luther’in çocukları “Geç geldin erken gittin” demokrasinin, “İktidar, para ve seks” teslisindeki cennetinden sıkılmış görünüyor ki, Hristiyanlıkla Budizm’i sentezleyip,

Tamamını Oku