Ana Sayfa > Felsefe (Page 2)

Felsefesiz Din Eğitimi, Türkiye’de İlahiyat Fakülteleri ve İşlevi

Türkiye’de ilahiyat fakülteri programlarında felsefe ve gurubu derslerindeki azaltma, kırparma çabalarının olumsuz sonuçları üzerine durmuştuk. Bu bağlamda, ile  15/06/2013 tarihinde Bişkek’te sunduğum ve İlahiyat fakültelerinin işlevini ele alan yazıyı da kamuoyu ile paylaşmak isityorum.  Çünkü Çift Kutuplu, yani sosyalist ve kapitalist dünya tasavvuru 1989 yılı itibarıyla sarsılmaya başladı. Kardeş ve

Tamamını Oku

Felsefesiz Din Eğitimi ile Zafer Bayramı Kutlanır mı?

Cumanız hayr ola, 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu ola, güzel bir gün; ama mevcut durumumuz pek iyi gitmiyor. Çünkü Müslümanlar halklar kan ağlıyor, her gün bir bomba sesiyle uyanır, yönetimler halklarını alenen katlediyor; üstelik bunlara dinsel meşuriyetler sağlanıyor. En acı tarafı da bu. Dünyada refah ve huzuru, ahirette ise felahı

Tamamını Oku

Selefi ve Felsefi Üslup

-Atayurt ve Anayurt Merkezli Bir Okuma- Çağdaş İslam düşüncesini temellendirmek demek, tarihin belirli bir zamanında belirli bir topluma belirli sorunları çözmek için inen ayetlerin ve onun peygamberimiz tarafından hayata uygulanmasını merkeze alarak her daim yeniden okuyup, yaşanılan dönemdeki soru ve sorunlara çözüm üretmek için neler yapılabileceğini teorik ve pratik uyumu ile

Tamamını Oku

Teoman Duralı’da Din, Hukuk, Kültür ve Medeniyet

Teoman Duralı medeniyet meselesini kültür kavramından hareketle almaktadır. Kültür kavramını da din ile ilişkilendirir: “Kültürün üç esası vardır: Yaşamak için zorunlu ihtiyâçların karşılanması hüneri ki, buna zanaat denir; ve beşerin hemcinsleri, canlı ile cansız doğal çevresiyle kaçınılmazcasına kurduğu ilişkiler ağı ki, bu da gelenekler ile görenekleri verir; ve nihayet, Yunanlıların

Tamamını Oku

Hint Atomculuğu ve Vaisheshika Sutra Sistemi

Hintli bilgin Acharya Kanad, MÖ. 600 yılında atom felsefesini kurarken,Tanrı’nın ezeli atomlardan oluşturduğuna inandığı bu alemin, maddi olmayan alemle olan ilişkilerini kıyas yöntemleri ile tasımlayarak, gerçeği tanımayı esas almıştır. Sisteminin temeli, eşyanın onu algılayan zihinden ve hepsinin de birbirinden özgür olduğu inancından hareketle, Çoğulcu Gerçekçilik doktrinidir. Böylesi bir Pluralistik Realist alem, karışık

Tamamını Oku

Bilginin İslamileştirilmesi Totaliter Bir Paradigma mıdır?

“Bir Hindu bilimi, Yahudi bilimi, Konfüçyüs ya da Hıristiyan Bilimi olmadığı gibi İslam Bilimi diye bir şey olamaz, tıpkı Stalin’in kurmak istediği Protelerya Bilimi olmadığı gibi. Bilim evrenseldir, metotları bellidir: Deney, gözlem, ve matematik” demiş Taha Akyol (Hürriyet.10/7/2012) Nobel ödüllü Müslüman bilim adamı Abdüsselam’ın Ahmediye mezhebinden olduğu için Taliban yönetimi

Tamamını Oku

Farabi, Savaş ve Adalet Hakkında Ne Der?

Düşünce tarihinde Aristoteles’den sonra “İkinci muallim” diye anılan Farabi’nin başkanlık hakkında ne diyeceğini müzakere ettikten sonra, Suriye krizi sonrasında adalet hakkında ne dediğini kamuoyu ile paylaşmak istedim. Çünkü ortada bir güvenlik sorunu var ve bu da doğrudan adalet kavramıyla ilintili.   · Siyaset bilimi Farabi’ye göre, siyaset bilimi (ilmü’l-medeni) iradi fiiler ve yönetim tarzlarını

Tamamını Oku

İdrak Yolları İltihabı

Doktorlar, komaya girmiş bir hasta için, “şuuru kapalı” ifadesini kullanırlar. Yani bilinci, idraki kapalı.  Bunun anlamı, hasta, “kendisinin” ve dolayısıyla “etrafındakilerin” farkında değil demektir. Bir insanın “idrak”inden bahsedebilmek için ilk ve zorunlu koşul o kişinin “kendisinin farkında” olmasıdır. İdrak kelimesini sözlükler şu şekilde tanımlıyor: anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme. (felsefe:

Tamamını Oku

Tatmayan Bilmez

Cemil Meriç tespit yapıyor: “İnsan mağarasını terketti edeli kaderle boğaz boğazadır.” Fakat bugünün insanına gelince, farklı bir yoruma başvuruyor: “Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında.” Burada duralım ve Şahin Uçar’ı dinleyelim:“Efendi olan hangisi? İnsan mı kelimeler mi?” İnsanın ve de hayatın gerçeklerini anlatırken, günümüz dünyası, İsmet Özel’in

Tamamını Oku

Sistemin Dili

Sistemin bir programlama dili var. Bu dil insanlar tarafından anlaşılmadığı/deşifre edilmediği takdirde, insanlar sistem tarafından yönlendirilmeye devam edileceklerdir. Bu da bilinç genişlemesinin (Büyük Mevlana diyor ki, senin kabın küçükse, deryanın günahı ne?) ve yükselmesinin ve tekamül sürecinin önündeki en büyük engeldir. Bilincimiz tıpkı bir okyanus gibidir; orada her canlı (her bilgi)

Tamamını Oku

İşçinin Ölümü

Terry Eagleton’un “Marks neden haklıydı?”  başlıklı “Yordam kitap”tan çıkmış makalelerinin içinde 7. bölümde  “işçi sınıfı öldü” itirazına getirdiği bazı cevaplar var. işin aslı Terry Eagleton, burada bir teorisyen gibi değil tam bir inançlı (dindar: Marks dininin inananı) gibi yazıyor. Şakir Kocabaş'ın “İfadelerin Gramatik Ayrımı” başlıklı metnini marksist inançlıların (dindarların) okuması

Tamamını Oku

Bilmek, Bulmak ve Olmak

BİLMEK Bütün servetim bir testi sudan ibaret. Hediye etsem kıymetini bilir misin? Hem bilmek dediğin şey nedir ki! Üstelik bir soru takılıp duruyor aklıma: “bilmek neyi halleder?” “Okudum bildim deme” diye uyarıyor Yunus. Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını bilen biri için endişe verici bir durum olsa gerek. Bilenlerin anlatmadığı,anlatanların bilmediği bir alemde, hayatı

Tamamını Oku

“Hadiselere Gebe Olan Zaman”

“Hadiselere gebe olan zaman”, bu ifade Hz. Mevlana'nın bir cümlesinde geçiyor. Anlıyoruz ki, “zaman gebedir.”  Zamanı gebe bırakan nedir? Ve zaman, ne vakit doğuracaktır? İşte meselenin düğümlendiği iki nokta. Öncelikle determinist (neden-sonuç) dünyanın bağlı olduğu kuralları önemsemek/bilme gayretinde olmak gerekiyor. “Bilimsellik” denilince benim aklıma gelen, maddi dünyanın değişmez prensipleri oluyor.

Tamamını Oku

Uluğ Nutku’ya reddiye: Felsefeden en çok ilahiyatçıların anlaması muhtemeldir!

Bir ilahiyatçı olmaktan her zaman gurur duydum. Gururumun kendimce haklı sebepleri vardı. Kaskatı, dilsiz olgularla örülmüş ve matematiksel formüllerle ve zorunlu yasalarla inşa edilmiş bir dünya algısına ve bu algının yarattığı gözetim ve denetim mekanizmalarına karşı her yerinden gizemlerin/bilinemezlerin fısıldadığı, belirsizliklerin ve tüketilemeyen sonsuz anlamların dans ettiği ve dolayısıyla bana

Tamamını Oku

Âdem Aleyhisselam’ın Bilgisi

“Modern” denilen bilgi faaliyeti, tarihsel manada sanayi toplumlarının evrilimini kapsıyorsa da o, eski tarihin pek çok döneminde örneklerine rastlanan bir dünyevileşme. Dünyevileşmede bir de modern dışı kurgudan bahsetmeliyiz: Asketik iktidar/ ters judeoizm. Buna çilecilik, zahidanelik üzerinden dünyevileşme de diyebiliriz. Kendisindeki derunî bilgi ile işten, emekten koparak insanların kurtarıcılığına yönelen gnostikler

Tamamını Oku

Kavramlar-Sorgulamalar

Bu kapitalist tüketim sistemi size sürekli ne olmanız gerektiğini ve bunu nasıl yapmanız gerektiğini söyler. Sizi “olmadığınız, olamayacağınız bir kişi olmanız için” özendirir ve ilginizi sürekli ayakta tutar. Kurslara katılmanızı, sertifikalar almanızı, etkinliklerde rol almanızı teşvik eder; bu girişimlerin size daha iyi bir gelecek, daha iyi bir sosyal yaşam sunacağını

Tamamını Oku

İslamcılık, Devlet ve Yabancılaşma

Erol Güngör’ün kitabında [1] EK olarak yer verdiği bir risalesinde Mevdudi, İslam – Devlet ilişkileri hakkında bir yorum geliştiriyor. Bu yorum ile, Müslüman Türk Devletlerin kuruluşunu mümkün kılan İslam- Devlet ilişkileri nazariyesi farklı. Türkiye’de İslamcılar, İslam – Devlet ilişkileri hakkında teorik yaklaşımları kendi geleneklerinden çıkarmamayı tercih ettiler. Bununla II. Abdülhamit’in

Tamamını Oku

İktidarın Teknolojisi

Osmanlı’nın hukuk sistemindeki “çift” yapının sırasıyla iktisadî ve teknik yapıyı da etkilediğini teslim etmek gerekiyor. Devlet’in iktisadî seçmeleriyle halkın iktisadî hayatı arasında biri diğerini yok etmeyecek dengelerle inşa edilmiş vazifelendirmeler vardı. Bu nedenle Osmanlı Avrupa’ya giderken “tarım toplumu”na istinad eden bir “teknolojik mekanizma” olarak yapılanmakla çelişkiye düşmedi. Osmanlı’nın çağının en

Tamamını Oku

Anadolu’nun Dini ve Laikliği

Anadolu, diğer İslam ülkelerinde tatbik edilmemiş bir siyaset etme zihniyeti ve diğer Müslüman toplumlarda gelişmemiş bir İslamlaşma hareketi ile inşa edildi. İslam dünyasının hâkimiyeti Türklerin eline geçti. Türkler Anadolu’ya göçer olarak ama yerleşmek için geldiler. Şehir hayatına geçiş Doğu’dan Batı’ya doğru bir gelişme gösteriyordu. İlk Türk şehirleri İslamiyet’e ilk geçen bölgelerde

Tamamını Oku

Uygarlığın Terakkisi

Ernest Renan’ın 1883’te Sorbonne’da verdiği bir konferansta “İslam’ın terakkiye mani olduğu” iddia ettiğinden beridir müslümanca düşüncenin farklı kalemleri bu konuya değindi, bir takım cevaplar verdi. Bunlardan biri de Namık Kemal’in “Renan Müdafaanâmesi”dir. Namık Kemal, Renan’ın 1) İslamiyet zayıf bulunduğu zaman hürriyet,  kuvvetli olduğu zaman ise şiddet göstermiştir, 2) Garb’da din

Tamamını Oku