Ana Sayfa > Felsefe (Page 7)

Sistemin Dili

Sistemin bir programlama dili var. Bu dil insanlar tarafından anlaşılmadığı/deşifre edilmediği takdirde, insanlar sistem tarafından yönlendirilmeye devam edileceklerdir. Bu da bilinç genişlemesinin (Büyük Mevlana diyor ki, senin kabın küçükse, deryanın günahı ne?) ve yükselmesinin ve tekamül sürecinin önündeki en büyük engeldir. Bilincimiz tıpkı bir okyanus gibidir; orada her canlı (her bilgi)

Tamamını Oku

İşçinin Ölümü

Terry Eagleton’un “Marks neden haklıydı?”  başlıklı “Yordam kitap”tan çıkmış makalelerinin içinde 7. bölümde  “işçi sınıfı öldü” itirazına getirdiği bazı cevaplar var. işin aslı Terry Eagleton, burada bir teorisyen gibi değil tam bir inançlı (dindar: Marks dininin inananı) gibi yazıyor. Şakir Kocabaş'ın “İfadelerin Gramatik Ayrımı” başlıklı metnini marksist inançlıların (dindarların) okuması

Tamamını Oku

Bilmek, Bulmak ve Olmak

BİLMEK Bütün servetim bir testi sudan ibaret. Hediye etsem kıymetini bilir misin? Hem bilmek dediğin şey nedir ki! Üstelik bir soru takılıp duruyor aklıma: “bilmek neyi halleder?” “Okudum bildim deme” diye uyarıyor Yunus. Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını bilen biri için endişe verici bir durum olsa gerek. Bilenlerin anlatmadığı,anlatanların bilmediği bir alemde, hayatı

Tamamını Oku

“Hadiselere Gebe Olan Zaman”

“Hadiselere gebe olan zaman”, bu ifade Hz. Mevlana'nın bir cümlesinde geçiyor. Anlıyoruz ki, “zaman gebedir.”  Zamanı gebe bırakan nedir? Ve zaman, ne vakit doğuracaktır? İşte meselenin düğümlendiği iki nokta. Öncelikle determinist (neden-sonuç) dünyanın bağlı olduğu kuralları önemsemek/bilme gayretinde olmak gerekiyor. “Bilimsellik” denilince benim aklıma gelen, maddi dünyanın değişmez prensipleri oluyor.

Tamamını Oku

Uluğ Nutku’ya reddiye: Felsefeden en çok ilahiyatçıların anlaması muhtemeldir!

Bir ilahiyatçı olmaktan her zaman gurur duydum. Gururumun kendimce haklı sebepleri vardı. Kaskatı, dilsiz olgularla örülmüş ve matematiksel formüllerle ve zorunlu yasalarla inşa edilmiş bir dünya algısına ve bu algının yarattığı gözetim ve denetim mekanizmalarına karşı her yerinden gizemlerin/bilinemezlerin fısıldadığı, belirsizliklerin ve tüketilemeyen sonsuz anlamların dans ettiği ve dolayısıyla bana

Tamamını Oku

Âdem Aleyhisselam’ın Bilgisi

“Modern” denilen bilgi faaliyeti, tarihsel manada sanayi toplumlarının evrilimini kapsıyorsa da o, eski tarihin pek çok döneminde örneklerine rastlanan bir dünyevileşme. Dünyevileşmede bir de modern dışı kurgudan bahsetmeliyiz: Asketik iktidar/ ters judeoizm. Buna çilecilik, zahidanelik üzerinden dünyevileşme de diyebiliriz. Kendisindeki derunî bilgi ile işten, emekten koparak insanların kurtarıcılığına yönelen gnostikler

Tamamını Oku

Kavramlar-Sorgulamalar

Bu kapitalist tüketim sistemi size sürekli ne olmanız gerektiğini ve bunu nasıl yapmanız gerektiğini söyler. Sizi “olmadığınız, olamayacağınız bir kişi olmanız için” özendirir ve ilginizi sürekli ayakta tutar. Kurslara katılmanızı, sertifikalar almanızı, etkinliklerde rol almanızı teşvik eder; bu girişimlerin size daha iyi bir gelecek, daha iyi bir sosyal yaşam sunacağını

Tamamını Oku

İslamcılık, Devlet ve Yabancılaşma

Erol Güngör’ün kitabında [1] EK olarak yer verdiği bir risalesinde Mevdudi, İslam – Devlet ilişkileri hakkında bir yorum geliştiriyor. Bu yorum ile, Müslüman Türk Devletlerin kuruluşunu mümkün kılan İslam- Devlet ilişkileri nazariyesi farklı. Türkiye’de İslamcılar, İslam – Devlet ilişkileri hakkında teorik yaklaşımları kendi geleneklerinden çıkarmamayı tercih ettiler. Bununla II. Abdülhamit’in

Tamamını Oku

İktidarın Teknolojisi

Osmanlı’nın hukuk sistemindeki “çift” yapının sırasıyla iktisadî ve teknik yapıyı da etkilediğini teslim etmek gerekiyor. Devlet’in iktisadî seçmeleriyle halkın iktisadî hayatı arasında biri diğerini yok etmeyecek dengelerle inşa edilmiş vazifelendirmeler vardı. Bu nedenle Osmanlı Avrupa’ya giderken “tarım toplumu”na istinad eden bir “teknolojik mekanizma” olarak yapılanmakla çelişkiye düşmedi. Osmanlı’nın çağının en

Tamamını Oku

Anadolu’nun Dini ve Laikliği

Anadolu, diğer İslam ülkelerinde tatbik edilmemiş bir siyaset etme zihniyeti ve diğer Müslüman toplumlarda gelişmemiş bir İslamlaşma hareketi ile inşa edildi. İslam dünyasının hâkimiyeti Türklerin eline geçti. Türkler Anadolu’ya göçer olarak ama yerleşmek için geldiler. Şehir hayatına geçiş Doğu’dan Batı’ya doğru bir gelişme gösteriyordu. İlk Türk şehirleri İslamiyet’e ilk geçen bölgelerde

Tamamını Oku

Uygarlığın Terakkisi

Ernest Renan’ın 1883’te Sorbonne’da verdiği bir konferansta “İslam’ın terakkiye mani olduğu” iddia ettiğinden beridir müslümanca düşüncenin farklı kalemleri bu konuya değindi, bir takım cevaplar verdi. Bunlardan biri de Namık Kemal’in “Renan Müdafaanâmesi”dir. Namık Kemal, Renan’ın 1) İslamiyet zayıf bulunduğu zaman hürriyet,  kuvvetli olduğu zaman ise şiddet göstermiştir, 2) Garb’da din

Tamamını Oku

Medeniyetin Modernleşmesi

Müslümanların Batı karşısında yenildiği Osmanlı’nın tüm aydınları tarafından teslim edilmiş bir fikr-i sabitti. Said Halim Paşa (1864- 1921) da bu düşünceden hareket etti ama modernistlerden ayrı olarak medeniyet yükselişi yapabilmeyi İslam esaslarını anlama ve tatbik etmeye matuf kıldı. Paşa şöyle diyordu: “Müslüman milletler, İslam dinini kabul etmekle çok büyük ve

Tamamını Oku

Kent Adamı Bozar

Osmanlıların Avrupa karşısında toprak kayıplarına uğrayıp sonra da bünyesinden ulus- devletler çıkarması “İslam Dünyasının Yenilgisi” hükmü ile ifade ediliyor. Hükme göre Müslümanlar işte Batı’nın ilmini almadıkları için geri kaldılar, bir daha da başlarını kaldıramadılar. Bu teorinin sahipleri Müslüman toplumların tarih boyunca birbiri ardınca kurulup yıkılmış onlarca devletin siyasal çatısı altında

Tamamını Oku

Değişimin Felsefesi

Batı toplumları tarih felsefesini değişimin sürekliliği üzerine oturtuyor. Batı’da mekânlar sabit olduğu halde toplumlar ve ekonomik biçimler değişme içinde. Ancak her şeye rağmen mekânların sahibi bir sınıf yapısı vardır ki işte o da tarihsel özelliği nedeniyle “değişmezliği”, değişen şeylere nazaran sabiteyi tahkim ediyor. Batı zihniyetinde mülk sahipliği ile “şecerenin” asilliği

Tamamını Oku

Ne Demokrasiler Sevdim Zaten Yoktular

Şahin Uçar’ın naklettiğine göre, Felsefe Ansiklopedisi’nin ‘Demokrasi’ maddesinde şöyle yazıyor: “Herkese göre değişen bir paradigma olduğu için bu kavramı tarif etmek güçtür.” Türkiye, hâlâ, Batı dünyasının ‘Bekledim de gelmedin’ cennetini arayadursun, Luther’in çocukları “Geç geldin erken gittin” demokrasinin, “İktidar, para ve seks” teslisindeki cennetinden sıkılmış görünüyor ki, Hristiyanlıkla Budizm’i sentezleyip,

Tamamını Oku