Ana Sayfa > Köşe Yazıları (Page 27)

Japonya Notları 1: Güneş Ülkesine Yolculuk

Asya Felsefeciler Derneği’nin 5. Uluslararası Konferansı geçen yıl yapılacaktı, ama tsunami felaketi nedeniyle ertelenmişti. Eğer ertelenmeseydi de ben Yemen’de bulunduğum için gidemeyecektim. Nasipmiş, Japonya’yı; yani "Doğan Güneşin Ülkesi"ni ziyaret etmek. Chikushi Jogakuen ve  Seinan Gakuin Universite işbirliğiyle yapılan. Pluratiy and Self-Identity of the Asian Community in History” başlıklı sempozyuma “Bir Medeniyet

Tamamını Oku

“Hadiselere Gebe Olan Zaman”

“Hadiselere gebe olan zaman”, bu ifade Hz. Mevlana'nın bir cümlesinde geçiyor. Anlıyoruz ki, “zaman gebedir.”  Zamanı gebe bırakan nedir? Ve zaman, ne vakit doğuracaktır? İşte meselenin düğümlendiği iki nokta. Öncelikle determinist (neden-sonuç) dünyanın bağlı olduğu kuralları önemsemek/bilme gayretinde olmak gerekiyor. “Bilimsellik” denilince benim aklıma gelen, maddi dünyanın değişmez prensipleri oluyor.

Tamamını Oku

İhtisas Üniversitelerini Müzakereye Açmak

Asya Felsefe Derneğinin (İCAPA) 5. Uluslar arası konferansı Japonya’nın Fukuoka şehrinde yapılıyor. Türkiye, Japonya, Kore, Çin, Kazakistan, Tataristan, Moğolistan ülkelerinden akademisyenlerin katıldığı, “Asya Toplumlarında Kimlik ve Çoğulculuk” ana başlıklı etkinlik, Chikushi Jakakuen ve Seinen Gakuin Üniversiteleri kampuslarında yapıldı. Jakakuen Üniversitesi Budist geleneğe göre eğitim veren bir kız üniversitesiymiş. Sloganları, “Geleneği

Tamamını Oku

Yüzyıl Önce ve Bugün Bedelli Askerlik

YÜZYIL ÖNCEKİ BEDELLİ ASKERLİK ÜZERİNE Yer: Meclis-i Mebusan Konu: Mükellefiyet-i Askeriye Kanunu Layihası Tarih: 17 Teşrinievvel 1327 (30 Ekim 1911) Toplantı (İçtima): 8 Oturum (Celse): 1 OHANNES VARTEKS EFENDİ (ERZURUM)- Efendiler, herkesin malumu olduğu üzere, ulema ve ruhaniler, mütefekkir ve âlimler nihayet herkes askerlik vazifesinin mukaddes olduğuna bar bar bağırıyorlar. Maatteessüf bu bar bar bağıranlar kitaplara

Tamamını Oku

“Bedelli Askerlik” adı yanlış konulmuş bir CEZA’dır

Bugün bir çok meselede insanların nabzını öğrenmek için sosyal medya kullanılıyor. Bedelli Askerlik konusunda da sosyal medyada ortalık karışık. Twitter ve Facebook’ta herkes Bedelli konusunda Sn. Başbakan’ın “Böyle proje mi olur. Bu kiminle konuşulmuş. Sokakta birileri bir şeyler söylüyor. Bedelli askerlik olur mu olmaz mı? Bu ne getirir ne götürür.

Tamamını Oku

Herkese Eşit-Mesafeli Anayasa

Türkiye’nin gündemini uzunca bir süredir yeni anayasa tartışmaları işgal ediyor. Esasında 12 Eylül 2010 tarihinde oylanan ve yüzde 58’lik bir oranla kabul edilen anayasa değişikliklerine ilişkin referandum ile birlikte başlayan bu süreç, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal kültürüne sirayet etmiş kronik sorunlarıyla yüzleşmesine vesile olduğu için de büyük bir önem taşıyor. Çeşitli

Tamamını Oku

Der Beyân-ı Usul

Hikem-i Ataiyye sahibi der ki: “İnsan nevî üç kısımdır; Bir kısım insan vardır, ekmek gibidir. Ondan ayrı yaşamak kabil değildir. Bir kısım insan daha vardır, o da ilaç gibidir. Hastalık zamanında yetişir, dertlere derman olur. Arada bir lazımdır. Yine bir kısım insan daha vardır ki, hastalık gibidir. İnsanı beladan belaya

Tamamını Oku

Anadolu’da Sufî ve Aşk

İhsan Fazlıoğlu,“Işk İmiş Her Ne Âlem’de İlim Bir Kîl ü Kâl İmiş Ancak- Fuzulî Ne Demek İstedi” kitabında bir tasnif yapıyor ve “Gizli bir hazine idim; bilinmeyi sevdim/ istedim ve beni bilmeleri/ tanımaları için var-olanları yarattım” hadis-i kutsîsi üzerinden İslam düşünürlerinin iki farklı kozmogoni-kozmoloji öğretisi geliştirdiklerini söylüyor. Fazlıoğlu, bu rivayette,

Tamamını Oku

Türkiye’ye Politik Turlar

Ortadoğu bölgesi “Yasemin Devrimi”, “Arap Baharı” veya “Demokrasi” adı altında soğukkanlı bir reel politik ile yeniden şekilleniyor.  Libya, Suriye ve Yemen’de  yaşananlar bunun bölge ülkelerine daha demokrasi getirilmesi mi yoksa dünya petrolünün üçte ikisini barındıran, Afroavrasya anakıtasının merkezi konumunda bulunan Arap dünyasında küresel güçlerin, devlet dışı aktörlerin (uluslarası şirketler) sürekli

Tamamını Oku

Hayrettin Karaman’ın Asr-ı Saadet Anakronizmi

Bu ülkede Hayrettin Karaman hoca hakkında kim ne söyleyebilir? Bir bakıyorsunuz, bir zamanlar ictihad kapısı meselesinde devreye giriyor, fakihlik sıfatıyla görüşler serdediyor,  taraftar buluyor ama tepkilerin çokluğu karşısında "ehliyet lazım" diyor, geri çekiliyor. Neyin kapısını açmaya çalıştığı hususunda insanlar şüpheye sevk ediliyorlar. Hoca, sonra tekrar gündem oluyor; faiz hususunda bir görüş

Tamamını Oku

Bürokratik Siyasetin Toplumsal Kökeni

Türkiye’de bürokrasi siyaset ilişkisi genellikle bürokrasinin siyasete müdahale etmesi ekseninde ele alınmaktadır ve bürokrasinin siyasete müdahalesi çoğunlukla siyasetçilerin kifayetsizliği veya uluslararası ilişkilerle açıklanmaktadır. Ancak, popüler analistler, bürokrasinin cari siyasal sistem içerisindeki rolünün sosyoloji ile ilişkisini yeterince irdelememektedir ve bu müdahalelerin toplum nezdinde zimmî kabul görmesini irdelememektedir. Bunun ana sebebi popüler

Tamamını Oku

İran, Bölge Şiileri ve Ortadoğu’daki Değişimler

1979 yılında yaşanan devrim süreciyle Ortadoğu’da değişim ve dönüşüm rengi olan, bölgesinde halkların ve değişim talebiyle hareket eden siyasi grupların ilgi odağı olan İran, bugün bölgede yaşanan gelişmeler karşısında devrimciliğinin daha az renkli ve popüler olduğu bir dönemi yaşamaktadır. Aksine devrim sürecinin heyecanının yerini bugün değişim-dönüşüm talepleri ve itiraz gösterileriyle devrimin

Tamamını Oku

Vahdet-i Vücûd Düğümünde Evliyâ Müdafâsı – 7

Elbetteki Mansûr, değiştirilip, çarpıtılan ve bu nedenle Tevhid muhalifi bir özellik kazanan Fena konusunun tek örnegi değildir. Daha bir çok sûfi, değişik vesilelerle Mansûr'unkine benzer inançlarını açığa vurmaktan geri kalmazlar. Zamanında zındıklıkla suçlanan Zü'n Nün el-Mısrî (246/861) "Harmaniyemin içinde Allah'tan başka birşey mevcut değil." "Leyse fî cübbeti sivallah", Zünnûn el Mısrî

Tamamını Oku

Yeni Şeyler Söylemek Lazım

“Yaşamı çok ciddiye almayın, nasıl olsa sonunda sağ çıkmayacağız.” diyor Üstat Necip Fazıl. Ama sırf bu sözden etkilendiğim için bugün gündemden uzak yazacak değilim. Malum en önemli gündem maddesi 12 Haziran seçimi ve 11 Nisan’da YSK’ya verilecek olan kesinleşmiş listeler. O nedenle şu an söylenecek bütün sözler afaki olmaktan öteye

Tamamını Oku

Numan Kurtulmuş Seçime Mührünü Vurabilir

Her seçim önemlidir. 12 Haziran ise hiç şüphesiz, önümüzdeki asrı şekillendirmeye aday, tarihi önemde bir seçim olacaktır. 12 Haziran’da ortaya konacak irade, eski statüko için kırılma, yeni statüko için kurumsallaşma manasına gelecektir. Türkiye’nin normalleşmesinin sürmesi için 12 Haziran seçimlerinden istikrarını koruması gerekiyor.  Dahası bu seçimlerden çağdaş yeni anayasanın yapılmasına imkan verecek bir

Tamamını Oku

Merkez Sağ: Türkiye’nin Gerilimli Müzakere Zemini

Bürokratik Cumhuriyet Türkiye’sinde iki merkez bulunmaktaydı: Devletin merkezi ve toplumsal merkez. İstikametleri birbirinden farklı olan iki merkez arasındaki ilişki ise gerilimli müzakere temeliydi. Gerilimli müzakere kavramı, devlet ve toplumsal merkezin bir birini kolladığı, güçlü dönemlerinde geri çekilip, karşı tarafın zayıf anlarında ileriye doğru adım attığı, diyalogdan ziyade taktiksel mücadelenin olduğu

Tamamını Oku

Müzik Zevki Olan Radyo Dinlemez

Cemil Meriç, kendisiyle yapılan bir röportajda, konu “Bu Ülke”deki her alanda yaşanan yozlaşmanın medya kısmına gelince, aynen şöyle diyor: “Devletimizin radyosuna bakın. Bütün gün, necaset kusuyor.” Bunu ne zaman ve hangi şartlarda söylemektedir üstad? 1970’li yıllardayız. Ne arabesk, ne rock, ne de protest müzik, devletin kanallarında

Tamamını Oku

Muhsin Yazıcıoğlu’nu Özlerken

Muhsin Yazıcıoğlu, imanıyla, mücadelesiyle, kişiliğiyle büyük bir insandı. Eğilip bükülmeyen, yanar döner olmayan, kapalı tarafı bulunmayan bir faniydi. Bu yönleriyle sıradan olmayan Yazıcıoğlu için, hırssızlığı sebebiyle “sıradan bir kuldu” denilebilir. Bir insan hücrelerdeyken çıkıp intikam almayı düşünmüyor; açılan hayal pencerelerinden bir rüzgar gibi süzüldüğünde güvercinler ülkesinde dolaşıyor, bir çeşme başı arayarak yarpuzlar

Tamamını Oku

Diktatörlerin Ölüm Mevsimi: Kanla Gelen Kanla Gider

Temelde iki korkuyla yaşar insan: Kazanamama ve kazandığını kaybetme… Kazanmak için özgürlükler vaat eder, her şey sizin istediğiniz gibi olacak, der insan. Oysa elde etmek istediği şeye sahip olduktan sonra kaybetme korkusuyla tutucu davranır. Biz kelimesinin yerine “ben”i koyar. Sahip olduğu şeylerin, ona sahip olduklarını bilir, ama yolundan da dönmez. İşte

Tamamını Oku